Bedir Gazvesi, İslam tarihinin dönüm noktalarından biri olarak kabul edilir. Bu savaş, sadece bir askeri mücadele değil, aynı zamanda İslam ve iman için verilen varoluş mücadelesinin somut bir ifadesidir. Müminlerin üstün gayreti ve Allah’ın yardımıyla gerçekleşen zafer, genç Müslüman topluluğun dirilişini ve ayakta kalışını simgeler. Savaşta on dört Müslüman şehit olurken, müşrikler tarafında 70 kişi hayatını kaybetmiş, aynı sayıda esir alınmıştır. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, savaş öncesi zırhı üzerinde iken Kur’an-ı Kerim’in “سَيُهْزَمُ الْجَمْعُ وَ يُوَلُّونَ الدُّبُرُ” (el-Kamer, 45) ayetini okuyarak, müşriklerin hezimete uğrayacağını müjdelemiştir. Bu ayet, Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh- tarafından savaş günü anlam kazanmış ve müşriklerin bozgunu netleşmiştir.
Bugün Filistin’de yaşanan mücadele ise tarihsel ve dini bağlamda Bedir Gazvesi’ne benzetilmekte, Müslümanların iman ve varoluş savaşı olarak görülmektedir. Taberânî’nin rivayet ettiği hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz’in İslam’ın hilafet, rahmet ve saltanat dönemlerinden bahsettikten sonra, İslam toplumunun zorluklara maruz kalacağını; merkeplerin birbirini ısırması misali içten saldırıların başlayacağını belirtmesi önemli bir işarettir. Böyle zamanlarda cihadın en hayırlı şeklinin sınır nöbeti (ribat) olduğunu, bu nöbetin en faziletli yerinin ise Askalan olduğu ifade edilmektedir.
Her ne kadar coğrafi olarak Askalan’da bulunamasak da, Filistin’de direnen kardeşlerimize maddi ve manevi destek vermek, onlara dua etmek hepimizin üzerine düşen bir sorumluluktur. Bu, sadece siyasi veya insani yardım değil; aynı zamanda dini bir görev ve din kardeşliği bilincinin gereğidir. Bu bağlamda, Müslümanlar olarak zalim siyonist güçlerin hezimete uğratılması, Filistinli kardeşlerimize sabır, direnme ve sebat gücü verilmesi için sürekli dua etmeli, sesimizi ve desteğimizi her platformda yükseltmeliyiz.
İslami tarih boyunca, zorluk ve imtihan zamanlarında gösterilen sabır ve sebat, Allah’ın yardımı ve inayetiyle zaferle taçlanmıştır. Bugün de Filistin cephesinde yaşanan acılar, inançlı ve kararlı bir duruşun gerekliliğini gözler önüne sermektedir. Rabbimizden niyazımız; zalimlerin mutlaka hezimete uğratılması, mazlumların yardım ve destek bulması ve ümmetin birliğinin pekişmesidir. Bu hassasiyet, her Müslümanın taşıması gereken ortak bir sorumluluk ve feraset gerektirir.
Sonuç olarak, Bedir Gazvesi’nin tarihsel ve manevi mesajları ışığında, günümüz Filistin mücadelesine destek vermek, hem insanlık hem de iman adına büyük bir farzdır. Bu bilinçle hareket ederek, kardeşlerimizin yanında olduğumuzu göstermeli, zulme karşı direnişin ve sabrın sembolü olmalıyız. Allah’ın izniyle, bu direniş zafere ulaşacak ve mazlumlar mutlaka kurtuluşa erecektir.