Dünyanın farklı bölgelerinden âlimler, yazarlar ve akademisyenlerin katılımıyla gerçekleştirilen toplantının ardından yayımlanan bildiride, bu yılki Dünya Kudüs Haftası’nın son derece istisnai ve tarihî bir dönemde idrak edildiğine dikkat çekildi. Açıklamada, Gazze’de sözde bir ateşkes ortamından bahsedilse de dünya kamuoyunun, Filistin halkına karşı sürdürülen sistematik yıkımı ve ağır insanlık suçlarını açık şekilde gördüğü ifade edildi.
Bildiride, Dünya Kudüs Haftası’nın, Selahaddin Eyyûbî’nin Beytülmakdis’i özgürleştirdiği tarihî zaferin yıldönümüne denk gelmesinin taşıdığı sembolik öneme işaret edilerek, Kudüs meselesinin ümmetin gündeminde hiçbir zaman tali bir konu olmadığı vurgulandı. Kudüs’e, Gazze’ye, Batı Şeria’ya ve Mescid-i Aksâ’ya yönelik saldırıların; ümmetin inancına, vicdanına ve ilahî misyonuna yönelmiş saldırılar olduğu belirtildi.
Receb ayının son haftasında ilan edilen Dünya Kudüs Haftası’nın yalnızca sembolik bir anma faaliyeti olmadığına dikkat çekilen açıklamada, bu haftanın ümmeti bir araya getiren, seferberlik ve sürekli çalışma çağrısı niteliği taşıyan yıllık bir durak olduğu ifade edildi. Bu kapsamda 2026 Dünya Kudüs Haftası’nın, “Kudüs ve Gazze… Yakın Bir Umut” sloganıyla 13–19 Ocak 2026 tarihleri arasında gerçekleştirileceği duyuruldu.
Ümmete 7 Maddelik Çağrı
Açıklamada, Ümmet Âlimleri Koordinasyonu – Kudüs ve Filistin’e Destek tarafından belirlenen ve bu yılın temel çerçevesini oluşturan 7 madde şu şekilde sıralandı:
Birincisi: Allah’ın sebat verdiği Gazze’de, cephelerde direnen mücahitlere ve onurlu duruşlarıyla direnişin asli unsuru hâline gelen Gazze halkına selam gönderildi. Şehitler, gaziler ve esirler; izzetin ve onurun sembolleri olarak anıldı.
İkincisi: Dünya Kudüs Haftası’nın, bireyler, kurumlar ve hükümetler nezdinde önceliklerin yeniden belirlenmesi için stratejik bir fırsat olduğu belirtildi. Kudüs’ün gündemin merkezinde yer alması, Gazze için maddi, ilmi ve medya imkânlarının seferber edilmesi gerektiği vurgulandı.
Üçüncüsü: Tüm kurum ve kuruluşlar, Dünya Kudüs Haftası’nı fiilen sahiplenmeye; açıklamalar yapmaya, etkinlikler düzenlemeye ve toplumun tüm kesimlerini bu sürece dâhil etmeye davet edildi. Hazırlanan “Dünya Kudüs Haftası Rehberi”nin etkinliklerde yol gösterici olması önerildi.
Dördüncüsü: Âlimler, hatipler ve davetçiler; önümüzdeki iki Cuma hutbesinde Kudüs ve Filistin konusuna özel yer ayırmaya çağrıldı. Ateşkes görüntüsüne rağmen gevşemeden, süreklilik ve sorumluluk bilincinin vurgulanması gerektiği ifade edildi.
Beşincisi: İslam dünyasında ve dünya genelinde, özellikle Cuma namazları sonrasında ve hafta boyunca kitlesel halk gösterilerinin düzenlenmesi çağrısında bulunuldu. Bu gösterilerin, Filistin davasının halkların vicdanında hâlâ canlı olduğunun güçlü bir ifadesi olması gerektiği kaydedildi.
Altıncısı: Eğitim ve bilinç inşasının önemine dikkat çekilerek, normalleştirme ve meşrulaştırma söylemleriyle mücadele edilmesi gerektiği vurgulandı. Kudüs’ün merkezi konumunun müfredatlarda, kültürel çalışmalarda ve medya dilinde yeniden kökleştirilmesi gerektiği belirtildi.
Yedincisi: Gazze için organize ve sürdürülebilir yardım çalışmalarının artırılması çağrısı yapıldı. Yardımların geçici duygusal tepkilerle sınırlı kalmaması, bilinçli ve kurumsal bir infak anlayışıyla sürdürülmesi gerektiği ifade edildi.
Açıklamanın sonunda, Kudüs’ün ümmete seslendiği, Mescid-i Aksâ’nın vicdanları uyandırdığı ve Gazze’de yaşanan acıların ümmeti fedakârlıkların büyüklüğüne yakışır bir duruş sergilemeye çağırdığı vurgulandı. Bildiri, “Allah mutlak galiptir” mesajıyla sona erdi.




