Site Sol Google
Site Sağı Google

Mümini Diri Tutma Aracı Namaz

Yaşam (GH) - Görsel Haber | 17.11.2023 - 19:11, Güncelleme: 17.11.2023 - 19:11
 

Mümini Diri Tutma Aracı Namaz

Durduğunuz yer duruşunuzu, baktığınız yer bakışınızı, konumlandığınız yer konunuzu belirler.
Hangi namaz bizi diri tutar? Durduğunuz yer duruşunuzu, baktığınız yer bakışınızı, konumlandığınız yer konunuzu belirler. O halde, Kıldığımız namazlarımızın bizleri diri tutması için; Namaza dair nerde duruyor ve nerden bakıyoruz? Kast edilen namaz ne ve hangi namazdır? Dirilikten neyi kastediyoruz? Ve bunun olup olmaması? Bu diriliği ne ile ve nasıl yakalayabiliriz. Bu sorulara cevap vermek durumundayız. Namaza dair duruşumuz ve bakışımız nedir? Modern zihin kodları ile namaz: İnanıyorum diyen insanların kendi başlarına veya camilerde 5 vakit, zaman ve fırsat buldukça yaptıkları belli başlı ritüellerdir. Rabbani ve nebevi bir nazarla dinde namaz: Kişinin zaman buldukça, fırsat oldukça yaptığı ritüel değildir. Namaz: “Peygamber as dinin direği” diye ifade ettiğidir. “Göz aydınlığım” dediğidir. Namaz kılmaktan ayaklarının şiştiğini gören eşinin “senin gelmiş geçmiş tüm günahlarını Allah affetti. Sen neden bu kadar kendini zorluyorsun dediğinde, o “ben rabbine şükreden bir kul olmayayım mı?” demek sureti ile Varlık esası olduğunu haber verdiği şeydi namaz. Zira şükür ıstılahta “kişinin bahşedilen şeyi, ne için verilmiş se o noktaya sevk etmesidir. Dini literatürde iman ile küfrü ayıran ayraç görevi görendir. Müslüman zihin dünyasında tüm eylemlerine hüviyet kazandıran biyolojik saattir. Allah cc kulları ile olan mukavelesini talim eden bir muallimi ekber, okuldur. Kulun kesintisiz Rabbi’siyle iletişim yoludur. Kulun Mevla cc  gücü ile güçlenme aracıdır.   2. Hangi namaz? Kur ‘an ı kerimde namazın emredilmesi , «salli» kelimesi ile değil, «ekim» ikame kipi iledir. Dikkat edilirse “ekim” kökü,“Salla” kökü hem lafız hemde mana yönü ile farklıdır. Yani namazı kılmakla, eda etmek bir değildir. Bunu hasbi efendi, boş bir çuvalı ayağa dikmek için içini doldurmak lazım derdi. Demekki namazda bir nevi beden çuvalının içini doldurarak gerekmekte. Hz Hasan efendimiz bir gün abdest alırken tirtir titrediğini gören yanındakiler “efendim hasta mısınız” diye sorarlar. O “bir düşünsenize şimdi kimin huzuruna çıkacağız,” ifadeleri ile bize diri tutan namaza nasıl bir psikoloji ve ruh gerekli olduğunu gösteren güzel bir örnekliği öğretmekte. Yine Peygamber as namaz için “namaz dinin direğidir,” demişti. Bu ifadede ontolojik bir hakikatin kozmolojik bir örneklik üzerinden zihinlerimize yaklaştırıldığını görürüz. Din dediğimiz bir yapı var temeli iman, duvarları hududullah, ince işçiliği ahlakiyat ve çatısını ayakta tutan direkleri namaz. Buda namaz din binasına bütüncül hüviyet kazandıran çatının namaz olduğunu ortaya koymakla, dinden söz edebilmek için bu namazın zorunludur bilinci üzre eda etmenin gerekli olduğunu gösterir. Üstat necip fazılın dili ile, “Namaz, sancıma ilaç, yanık yerime merhem; Onsuz, ebedi hayat benim olsa istemem.”   Bu hakikate dair İmamı gazali, namazdaki şeklî unsur ve uygulamaların gerçek ibadet vasfını kazanabilmesi için şu psikolojik süreçlerin gerekli olduğunu belirtir: Huşu dediğimiz Kalp huzuru Okuduğunu anlamak ve gayreti. Anladığına saygı göstermek Huzurunda olduğu zatı bariyi düşünerek azametinden Korkup titremek Allah’ın vaat ettiği mükâfata kavuşma ümidini taşımak Kul olarak ifa etmeye çalıştığı için, muhtemel eksik ve kusurlardan doalyı Mahcubiyet duymak. (İḥyâʾ, I, 214-217). Yine Şah Veliyyullah Ed-dihlevi “Kalpte huşû ve bedende tâzim hissi olmaksızın kılınan namaz gerçek anlamda namaz değildir. Hasta ve güç yetiremeyen kimselerin bazı bedenî hareketleri yerine getirmeksizin namaz kılmalarının câiz olması namazın özünün kalpteki huşû hissi olduğunu göstermektedir,” der. (Ḥüccetullāhi’l-bâliġa, I, 152-153).   3. dirilikten neyi kast ediyoruz? «Mümini diri tutma aracı namaz,» ifadesinden kast edilen İslam’ı yaşama coşkusunu yakalama veya İslam’ı coşkuyla hayata taşıma manası olsa gerek. Yaşadığımız Modern çağ, bizden İslam’ı yaşama coşkumuzu alıp götürdü. Hayatımızdan İslam’ı yaşama coşkusu veya coşkuyla İslam ı yaşama? çekilince dünya ruhunu kaybetti. Ruhunu kaybeden dünya mekanikleşti ve dünyadan adalet, merhamet, mutluluk, huzur, bitti. Birbirinin yurdu olması gereken insanlık, maalesef birbirine kurt oldu. Hayat: korku, kuşku, kaygı sarmalına duçar olundu. Oysa coşkuyla İslam’ı yaşadığımız dönemlerde, bireysel, ailevi, sosyal ve siyasi hayatta bir olay, hadise ile karşılaştığımızda, o olaya karşı davranışlarımıza yön veren zihin ve düşünce kodlarımız vardı. “Yaşadığım bu hayat bir imtihan yurdu ve yaşadıklarımla imtihan ediliyorum. Önümde kesin olan ölüm var, ahiret var, mahşer ve hesap var, ebedi olan cennet ve cehennem var. Bunlardan da öteye rıza ve Rıdavan var,” diye düşünür, bu duruş ve düşünce bizim olaya karşı davranışlarımızı belirler, hem de eylemlerimize Müslümanca bir kimlik kazandırırdı. Şimdi ise ölüm ve ahiret yurdunu unuttuk veya unutmuş gibi yaşıyoruz. Böyle olunca bu sefer eylemelerimize renk veren zihin kodlarımız “ikbalim, istikbalim, kazancım, konforum, ve korktuklarım başıma gelirmi?” oldu. Bu kavramlar zihnimizde öne çıkınca bu sefer makyavelist bir yaklaşımla, hedefe götüren her yol mubahtır yaklaşımı ile olay ve hadiselere mukabele eder olduk. Buda amellerimizdeki kimliği yok ederken hayatımızı da ruhsuzlaştrıdı.   4. Bu diriliği ne ile ve nasıl yakalayabiliriz? Öncelikle, ne ile ve nasıl kaybettiğimizi anlarsak, nasıl elde edeceğimizi de kolaylıkla kavramış oluruz diye düşünüyorum.  Malum «Defi mazarrat celbi maslahattan evla ve ekdemdir,» mecelle kaidesi bize bunu telkin eder. Defi mazarrat bağlamında: Cevabını aramamız gereken soru, “Neden İslam’ı yaşama coşkumuzu kaybettik?” Bu noktada temelde birkaç husus saymamız mümkün. Hayata ve olaylara Müslümanca bakma ve bunu sağlayacak olan Müslüman zihin kodlarımızı yitirdik. Zira önce kelimelerimiz değişti. Kelimeler değişince kavramlarımız değişti. Kavramlar değişince düşüncelerimiz değişti. Düşüncelerimiz değişince imanımız değişti. Bu değişenlerin bilançosunda ruhumuzu, neşemizi, heyecanımızı ve coşkumuzu kaybettik. İman i bir yaklaşımla bakmaya örnek olarak Hz Ömer bir gün tabiinden gençlere islamdan önceki hayatlarını ibret nazarı olsun diye anlatır. Bir yerinde “biz bir sefere çıkacağımız zaman evleirmizde helvadan putlar yapar, yolculuk süresince onlara tapar ve (yolculuk hali ya ihtiyaç olduğunda) o putları yerdik” der. bunun üzeirne ordan bir genç “ey emirul müminin sizin aklınız yokmuydu. Hem kendi elleirnizle put yapıp ona tapacak sonrada, şartlar oluştuğunda onu bir afiyetle yiyceksiniz. Hani bunun aklen anlaşılır bir yönü yok” dediğinde hz ömer  “aklımız vardı ama hidayetimiz yoktu,”sözü bir hadiseye imani bir nazarla veya başka bir yaklaşımla bakmanın farkını ortaya koyma noktasında manidar bir örnektir.  Aidiyetimizin farkındalığı şuurunu kaybettik.  Allah cc kelamı kadiminde bizleri «hüve sammakum l-müslimiyne» diye adlandırdı. Ama bunun şuurunda değiliz. Böyle bir iddia bize ne getirir, Bizden ne götürür.? Bunun muhasebesini yapmış değiliz. Adeta, babadan atadan kalma miras yediler gibiyiz. Böyle olunca, tüm amel ve eylemlerimizde İslam’ın boyası yerine yaşadığımız modernitenin rengini yansıtır olduk. Yani hayatımızı farza göre değil de tarza göre yaşayan modern Müslümanlar olduk. Malum olduğu üzere iman Zorunlu olarak samimiyeti, samimiyet dürüst olmayı, dürüstlük hesabı verilmiş bir hayata sahip olmayı gerektirir. Hesabı verilmiş bir hayata sahip olmaya örnek sadedinde Abdullah b Ömer anlatıyor. Bir gün efendimiz as Medine sokaklarında yürürken, sağında eli efendimizin elinde hz Ebubekir, solunda eli efendimiz as elinde hz Ömer yürüyorlar. Bir ara efendimiz as (kıyamete dek gelecek olan biz ümmetine bir hakkâktı öğretme sadedinde) ey Ömer beni seviyor musun? diye sordu. Hz Ömer vet ya Resulallah. Peşine efendimiz as anne babandan da mı çok, o vallahi anne babamdan da çok dedi. Efendimiz as çoluk çocuğundan da mı çok? Deyince, o vallahi çoluk çocuğumdan da çok dedi. Efendimiz as malın mülkünden de mi çok? O vallahi malım mülkümden de çok dedi. Efendimiz as nefsinden de mi çok? Deyince o hayır dedi. Bunun üzerine efendimiz as olmadı ey Ömer olmadı diyerek elini bıraktı. Hz Ömer efendimiz as biraz geri kaldı. Peşine evine yönelerek kendi kendine konuşarak evine gitti. Biraz sona evinden çıkıp direk mescidi nebeviye ye gitti. Nöbetçilere efendimiz as sordu. Onlar içerde deyince içeriye girdi ve “ya Resulallah vallahi seni nefsimden de çok seviyorum” deyince efendimiz as “şimdi oldu ey Ömer şimdi oldu” buyurdular. Hz Ömer ortan çıkınca ben “babacığım bir şey sorabilir miyim dedim. O, sor dedi. Elin efendimiz as elinde beraber yürürken bunları yaşadınız. En son efendimiz as nefsinden de mi çok seviyorsun dediğinde sen hayır dedin ve efendimiz olmadı ey Ömer olmadı dedi. Sen geri kalıp evine yöneldin ve bir müddet sonra çıkıp efendimizin huzuruna varıp efendimiz as nefsinden de çok sevdiğini söyledin. Anlamadım ne değişti? Önce yok dedin eve gidip döndükten sonra evet dedin? Bunun üzerine hz Ömer ra  o güne dek (olur ya dünya hali) bir gün Allah resulü ve anam babam, eşim çocuklarım, malım mülküm arasında bir tercih durumunda kalırsam, kalbim hangi tarafa ağır basıyor diye muhasebe yapmıştım. Ama Allah resulü ve nefim karşı karşıya kalırsa hangisini tercih ederim diye bir muhasebe yapmamıştım. Eve gidip iç alemimde bunun  muhasebesini yaptım. Gördüm ki kalbim yine Allah resulünden yana, bunun üzerine gelip efendimiz as bunu söyledim der. işte hesabı verilmiş bir hayatın çok manidar bir örneği. İşte iman etmiş olmak Ömer’ce hesabı verilmiş bir yaşama sahip olmayı gerekli kılıyordu. Aynalarımızı kaybettik. Sünnet hayatımıza can veren, asrı saadetle bağlarımızı kuran yegane bağ ve tılsımdı. Bu bağ ve tılsım hayatımızdan çekilince hayatımız ruhsuzlaştı diyebiliriz. Malum olduğu üzere efendimiz as ile aramızda 1400 küsür yıl geçti. Allah cc kelamı kadiminde bir çok yerde biz müminlere habibine uymayı emreder. Kişinin görmediğine uyma olasılığının olmadığı herkesçe müsellem bir hakikattir. Onun için uyabilmek için peygamber as bize taşıyan ve efendimiz as ile aramızda ki en büyük aynamız olan, efendimiz as örnekliğini hayatımıza taşıyan aynalarımız Selef-i salihin, Müçtehidin-i izam ve Meşayıh-ı kiram efendilerimizdir. Bu büyüklerle olan bağlarımızı koptu. Küfür tiyatroları, filmleri, dizileri ile din adına öne çıkan her kimler varsa bir bir bunları gözümüzden düşürdü. Baktığında en ahlaksız, sahtekar rollerde din ehli kişileri gösterdiler. Önce ulemaya el attılar, sonra sünnete el attılar, sonra kur’ana el attılar bizlerden yeterli bri tepki olmadı. Ve  bu yanlış gidişin, doğru olmayan doğal sonucu olarak bizler şimdi evlerimizde, ailelerimizde çevremizde çoğalan deist ve ateistlerden dem vuruyorlar. Celbi maslahat noktasında ise: Heyecan dediğimiz hali, duyguyu harekete geçirecek motivasyon sebeplerine ihtiyaç vardır. Şüphesiz bu motivasyon sebeplerinin gerek direk şahıslarla alakalı olsun gerek toplumsal hayata dair olsun tespit ettiklerimizden daha fazladır. Zira insanın namaz ve içerdiklerini düşündüğünde, kişiyi motive edecek dünyevi ve uhrevi manada çok büyük faydalarının olduğunu izahtan varestedir. Bunlardan bir kısmını kısaca zikredecek olursak;   Mutlu ve sağlıklı bir yaşam sürmenin öncelikli şartıdır. Zira bir kişi ancak Kendisiyle barışık ve hayatta var edilmesinin gayesini muvafık yaşadığında ancak gerçek manada mutlu olma şansını yakalayabilir. Bu gayeye dair emvla cc {وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنْسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ. Ben cinleri de, insanları da  (başka  bir hikmete değil) ancak bana kulluk etsinler diye yaratdım.   (zariyat 56)   . Yine  {قُلْ إِنَّ صَلَاتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ. لَا شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَا أَوَّلُ الْمُسْلِمِينَ} Ey Muhammed! De ki: "Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir." ( enam 162)   Dünya ve ahiret yurdunda temiz, güzel ideal bir yaşama sahip olmanın yolu. Cenabı hak {مَنْ عَمِلَ صَالِحًا مِّن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَى وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَنُحْيِيَنَّهُ حَيَاةً طَيِّبَةً وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَجْرَهُم بِأَحْسَنِ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ} Erkek veya kadın, kim mü'min olarak iyi iş işlerse, elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükâfatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz. (nehl 97 Nefisini kötülüklerden ve çirkinliklerden alıkoyma imkanına sahip olur. Zira cenabı hak {اتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَأَقِمِ الصَّلَاةَ إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنكَرِ وَلَذِكْرُ اللَّهِ أَكْبَرُ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ} (Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah'ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor.  (ankebut 45) Halini, derdini rabbine arz edeceği vesiledir. Yusuf 96 {قَالَ إِنَّمَا أَشْكُو بَثِّي وَحُزْنِي إِلَى اللَّهِ وَأَعْلَمُ مِنَ اللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ} Yakub, "Ben tasa ve üzüntümü ancak Allah'a arz ederim. Ben, Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim" dedi.  (Yusuf 86)    Derdini şikayetini Rabbisine arz edeceği en kıymetli vakit ise secde anıdır. Zira عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله تعالى عنه أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «أَقْرَبُ مَا يَكُونُ الْعَبْدُ مِنْ رَبِّهِ وَهُوَ سَاجِدٌ ، فَأَكْثِرُوا الدُّعَاءَ» Ebu Hüreyre ra. Rivayetle efendimiz as buyurdular ki “kulun allah cc en yakın olduğu hali secde de olduğu zamandır. O halde secdede duayı çoğaltınız” buyurdu. (müslim 350/1 müsnedi ahmet 274/15) Namaz mü’minin dert ve kederlerinin kalkması hususunda yardımcısıdır.  وَاسْتَعِينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلَاةِ وَإِنَّهَا لَكَبِيرَةٌ إِلَّا عَلَى الْخَاشِعِينَ} Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin.  Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.  (bakara 45) Yine عَنْ حُذَيْفَةَ رضي الله تعالى عنه، قَالَ: «كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا حَزَبَهُ أَمْرٌ، صَلَّى»   Huzeyfe ra. “Efendimiz as kendisine sıkıntı veren bir haber aldığında kalkar namaz kılardı,” (süneni ebu Davud c 2 s 35) Biyolojik manada sağlıklı yaşamı temin eder. Abdest alan kişi; Mekanını, bedenini, elbiselerini temiz tutması, Misvak kullanması, (Ağız bakımı)   Güzel elbiselerini giymesi, Bedenine bir necaset isabet ettiğinde gusül alması, Bu vb. eylemler kişinin birçok hastalıklardan korunması noktasında faydaları izahtan varestedir. Akıl sahibi herkes “korunmak, ilaç kullanmaktan daha evladır,” der. Cesedini canlandırıcı ve tembelliğini giderici Günde 5 sefer günün farklı saatlerinde kalkıp ruhi ve bedeni bazı hazırlıklar yapmak, peşine zorunlu yürüyüş yapma ve iyi insanlarla temas ederek birtakım faaliyetlere girişmenin kişide tembellikten eser bırakmayacağı izahtan varestedir. İradesini kuvvetlendiricidir. Yaşadığımız modern çağın insanının başarısızlıklarıdır çok emek ve fırsatların zayi olmasının en önde gelen sebeplerinin başında irade zafiyeti gelir. İrade zafiyetini giderici sebepler noktasında ehli olan uzmanların dediği ise gündelik hayatta küçük küçük kararlar alıp istikrarla onlara devam etmek olduğunda müttefikler. İşte namaz Özellikle kişi çokça nafilelere ve camiye çokça yürüyerek gitmeyi şiar edinmesi bu anlamda emsalsiz bir eylem olduğu kesindir. Ayrıca. Ebu Hureyre ra. Efendimiz as.  «يَعْقِدُ الشَّيْطَانُ عَلَى قَافِيَةِ رَأْسِ أَحَدِكُمْ إِذَا هُوَ نَامَ ثَلاَثَ عُقَدٍ، يَضْرِبُ على كُلَّ عُقْدَةٍ: عَلَيْكَ لَيْلٌ طَوِيلٌ فَارْقُدْ. فَإِنِ اسْتَيْقَظَ فَذَكَرَ اللَّهَ انْحَلَّتْ عُقْدَةٌ، فَإِنْ تَوَضَّأَ انْحَلَّتْ عُقْدَةٌ، فَإِنْ صَلَّى انْحَلَّتْ عُقْدَةٌ، فَأَصْبَحَ نَشِيطًا طَيِّبَ النَّفْسِ، وَإِلَّا أَصْبَحَ خَبِيثَ النَّفْسِ كَسْلاَنَ» “ Kişi uyuyacağı vakit şeytan başucuna oturup, kafası üzeirne üç düğüm atar (uyanmaması için ağırlık yapar) Her bir düğümün üzerine yat daha gece çok uzun diye mühür basar. Kişi uykusundan uyanıp Allah cc zikrederse bir düğüm çözülür. Akabinde abdest alırsa ikinci düğüm çözülür. Peşine birde namaz kılarsa üçüncü düğüm de çözülür. Bu kişi nefsi pak ve güzel bri şekilde kalkar. Aksi halde nefsş pis ve çirkin bri şekilde kalkar.” Buyurdular. (buhari 1142- müslim 776) Ümmet olma bilincini pekiştirir. Sosyal yaşamdaki statüleri, ekonomik imkanları, yaşları, eğitim seviyeleri itibarı ile farklı farklı seviyede olan müminlerle aynı safta omuz omuza durmak başlı başına dünyevi dertlerin, vasıfların mü’minin zihin ve gönül dünyalarına bir ederinin olmadığını, sistemli ve düzenli bir ümmet oldukları hakikatini talim eder. İbadetlerde kalpler birleşir. Aynı safta büyük küçük, amir memur, zengin fakir demeden sosyal statüler bir kenara itilerek asıl gönüllerinde ve zihin dünyalarında muteber olan hali ortaya koyarak bir istikameti yakalarlar. Zaman bilincini öğretir, kazandırır. Telafisi ve amortisi olmayan yegane sermaye ömür sermayesi. Ne hazindir ki insanın en hor kullandığı varlığı da ömür olmakta. Mevla cc. 5 vakit namaz ile bir nevi mü’minlerin hayatlarını tekrar tekrar gözden geçirerek, dünya ve dünyevi şeylerin insanı gaflete, başıboş sorumsuzluklara daldırmasını önlemektedir.  Dolayısıyla müminin hayatında bir başıboşluk kaos değil de bir nizam, düzen ve intizam meydana gelmiş olur. Günde 5 vakit namazında Bu talimden geçen Müslümanların hayatlarını aynı şekilde tanzim etmeleri en doğal olan bir durum olsa gerek. Yine düzenli olma alışkanlığı kazanmış bir Müslümanın Vaatlerini bu hassasiyetle yerine getirmesi modernizmin Müslümanlar da oluşturduğu tahribatı da giderecektir. Ve telafisi mümkün olmayan sermayesi olan zaman ve ömürlerini bu vesile ile en iyi şeylerde değerlendirmeleri olağan bir hal olacaktır. Müslümanlar bunu yaptıklarında ümmetin ulaşabileceği zirveleri hayal etmek bile zordur. Tüm hayatta temiz olmayı talim eder. Bir ibadetinde bu kadar temizliğe hassasiyet gösteren bir dinin elbette ki müminlerine tüm yaşamlarına temiz bir hayatı sürdürmelerini istemesi ve daima temiz bir çizgide tutmalarını doğal bir gereksinimdir. İstikamet verir. Namazlarında istikameti yakalayan bir müminin geri kalan işlerinde de doğruluğu ve istikameti yakalayacağı nebevi bir müjdedir. Buna istinaden Efendimiz as. أَوَّلُ مَا يُحَاسَبُ بِهِ الْعَبْدُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ الصَّلَاةُ، فَإِنْ صَلَحَتْ صَلَحَ لَهُ سَائِرُ عَمَلِهِ، وَإِنْ فَسَدَتْ فَسَدَ سَائِرُ عَمَلِهِ  “insanın mahşer gününde ilk muhasebe edleeği şey namzdır. Namaz sorgu sualinden salimen kurtulursa geri kalan ibadetlerden de (allah cc izni keremi ile) kurtulur. Yok namz sorgusunda sıkıntıya girerse (hafizenallah) geri kalan amellerinin hesabındanda sıkıntıya girer. (mucemul evsat lit-taberani c 2 s 240) Namaz dinin varlık göstergesi, büyük bir mertebedir. Ehli sünnet inancına göre bir kişini Müslüman olup olmadığının göstergesi namaz kılıp kılmamasıdır. Buna istinaden kelam uleması «ehli kıble tekfir edilemez» buyurmuşlardır. Yine Bu nedenle Efendimiz as. namaz «dinin direğidir» buyurdular. (Müsned, V, 231, 237; Tirmizî, “Îmân”, 8) Her daim güzel bir hal üzere kılar. Cenabı hak  ﴿يـٰبني ءادمَ خُذوا زينَتَكُم عند كل مَسْجِد﴾ “Ey Âdemoğulları! Her mescitte ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin).”  {الأعراف:31}،buyurmakta.  Yine Efendimiz as.  "إذا صلى أحدكم فليلبس ثوبيه، فإن الله أحق من تزين له"sizden biriniz namaz kılacağı vakitte en güzel elbisesini giyinsin. Zira Allah cc kendisi için süslenilen her kesten çok süslenilmeye layık olandır. . (mucemul evsat littaberani c 9 s 144) Bu naslar Müslümanın namazında en güzel hali üzere olmasının gerekli olduğunu ortaya koyar. Namazı için böyle emredilen bir mü’minin geri kalan tüm hallerinde de böyle olması olağan bir durumdur. Hayatta dosdoğru olmayı öğretir. Sözümüzü saflarımız gibi bir etmeyi ve şeytanın aramıza girmesine fırsat vermemeyi bize öğretir. Efendimiz as"أقيموا الصفوف، فإنما تصفون كصفوف الملائكة، حاذوا بين المناكب، وسدوا الخلل، ولا تذروا فرجات للشيطان، ومن وصل صفاً وصله الله" Sizler meleklerin safları gibi saf tutmaktasınız. O halde saflarınızı düzeltiniz. Omuzlarınızı hizalayınız. Boşlukları düzeltiniz. Şeytana boşluk bırakmayınız. Her kim bir saftaki boşluğu doldurursa Allah cc onun boşluklarını (sevap ciheti ile olan eksikliklerini) doldurur. (Müsnedi ahmet tab er-risale 17/10 süneni ebu davud talik Arnavut 8/2) buyurmakta yine Kalplere birlik ve istikamet kazandırır.  "أقيموا صفوفكم ثلاثاً، والله لتقيمن صفوفكم أو ليخالفن الله بين قلوبكم" Efendimiz as 3 kere “saflarnızı düzeltiniz. Vallahi ya saflarınızı düzeltirsiniz veya allah aklpleirniizi ayırır” buyurdular. (müsnedi ahmet er-risale 378/30- Sünen-i Ebu Davud, Talik Arnavut 5/2) Buyurmakta. Efendimiz as. namazda talim ettiği bu hakikati Müslümanlar namazın dışındaki hayatlarında da uygulamış olsalar bütün aleme hakim olmaları kaçınılmazdır. Namaz Müslümana işlerinde mükemmel olmayı öğretir. Zira efendimiz as “ "إن الرجل ليصلي ستين سنة، وما تقبل له صلاة، لعله يتم الركوع ولا يتم السجود، ويتم السجود ولا يتم الركوع" Bir kişi 60 sene namaz kılar fakat, bakarsın rukuyu tam yapar ama secdeyi tam yapmaz, seceyi tam yapar rukuyu tam yapmaz, namazı böyle olanın allah namazını kabul etmez.” Buyurudlar. (kitab- ul musannef tab ı er-risale 533/36) Burada yapılan ikazın gereği olarak Namazda emredildiği gibi geri kalan işlerimizde de aynı mükemmelliği gözetmiş olsak, bugün iç içe olduğumuz durumdan daha başka durumda olacağımızda kesindir. Hayatta Müslüman izzeti ile nasıl olunacağını öğretir. Kıyam hayatta dik durmayı talim ederken, ruku ehline yerinde mütevazı olmanın lazımlılığını, secde ise sadece hayatın yegane sahibi olan allah cc huzurunda bedenindeki en üst noktayı en alt nokta olan yaklarının hizasına getirmekle sadece Allah’ın huzurunda eğilip büküleceğini, bunun mefhumu muhalifi olarak da Allahtan başka kimseye boyun bükmeyeceğini talim etmiş olur. Bu yönü ile Namaz bizlere güçlü ve şerefli bir duruşun, sadece Allah cc huzurunda eğilip, geriye kimseye olmayı öğretirler. Tasavvufta «Teslim ol özgürleş,» ifadesinin de tefsiri budur. Ünsiyetleşmeyi, birbirimizi sevmeyi öğretir. Namazların akabinde mescitte toplanan Müslümanlar birbirleri ile tanışmaları, insanlar birbirlerine daha yakınlık kazanmaları ve bir bedenin uzuvları mesabesindeki ümmet olma hali gereği birbirinin dert, sorun ve sıkıntılarıyla alakadar olma durumunu intac eder. İşte ümmet olmak da bu olsa gerek. Efendimiz as. «müminler bir bedenin uzuvları gibidirler,» ifadeleri bu hakikati bizlere öğretir. Bugün Müslümanlar olarak sosyolojik manada aramızda muhabbeti yaymaya nefret ve düşmanlığı def etmeye ihtiyacımız var. Cemaatle namaz kılmamız aramızda bu muhabbetin inşasını ve nefretin giderilmesini sağlamaktadır. Kul ile rabbi arasındaki kesintisiz iletişim ve ulaşım vesilesidir. Geride ifade ettiğimiz, kulun Mevlaya en yakın olduğu anı, secdede olduğu andır. O halde «(secdede) Duayı çoğaltın» ifadesi ile Efendimiz as. قَالَ عَلَيْهِ السَّلَامُ: «الصَّلَاةُ مِعْرَاجُ الْمُؤْمِنِ» . “Namaz müminin miracıdır,”(tefsirru er-razi mefatiyhu ul-gayb, kiab mirkat ul-mefatih il-gayb s 226, tefsir un-nisaburi garaibul kuran ve reağib ul-furkan s 114, şerh mişkatul mesabih molla aliy ul-kari s 55- 216, tefsir ul-alusi -ruh ul-meani s 361) ifadesi bizlere bu hakikati talim eder. Mü’min namazda Mevlaya münadi olur ve sesini ulaştırır. Namazında çokça duayı tekrar eder. Duanın çokça tekrar edilmesi, icabetin vesilelerindendir. Dolayısıyla bu şuurla mümin Mevla ile daimi bir birliktelik halini yakalar. kötülüklerden çirkin işlerden insanı korur. İleride zikrettiğimiz ayeti celile de Mevla bu hakikati açıkça ifade buyurdu. Ayrıca sürekli camiye devam eden bir kişinin, Allah cc razı olmadığı kötü söz, davranış ve eylemlere tevessül etmesi durumunda sosyolojik manada çevreden oluşacak baskınında kişinin kendisini frenlemesine büyük katkısı olacağı da açıktır. Namaza devam etmek sureti ile kişi her türlü kötülükten uzaklaşır ve hayırlı olan işlerde ileri gider. Zira imanın kalpte kökleştirir. İman kökleşince kişi Rabbisi’nin hoşnut olmayacağı işleri işlemek ona zor gelir. Dolayısı ile namaz ile isyanların bir arada olması söz konusu olmaz. Namaz insanın sosyalleşmesinde öncülük eden bir vesiledir. Namazlarını cemaatle eda eden müminler cemaate devam etmeleri ile bir şekilde diğer Müslümanlarla tanışma, hemhal olma imkan ve şartlarını yakalarlar. Bununla da bir şekilde diğergam olma imkanını yakalar, içinde olduğumuz durumu diğer kardeşlerimizin durumları ile mukayese etme, ve başkalarının dertleri ve sevinçlerine ortak olma imkanını yakalarız. Buda doğal olarak bize sosyalleşme zeminini verir. Tabi buradaki kastımız cemaatle namazdır. Bu sosyalleşme eylemini beceren bir mü’minde modern çağın sürekli artış gösteren psikolojik sorunları varsa tedavi olur, yoksa olmaktan uzaklaşmış olur. Yardımlaşmayı sağlar İmtihan yurdu olan dünya hayatımızda karşılaştığımız imtihanlarımızla ilgili, Allah cc. o meclislerde beraber olduğumuz bir kardeşimizi bize yardımcı kılar. Ve bizler de doğal olarak dertli olan bir kardeşimizin derdine bir şekilde omuz veririz. Bununla da kişinin hayır işlerine daha fazlaca muhatap olmasını sağlar. Bu etkinlik ve etkileşimler de İslami sosyal hayattaki dinamizmi ve kuvveti temin eder. Kıyamet gününde mü’mine bir nur ve burhandır. Efendimiz as da “من حافظ عليها كانت له نورا وبرهانا ونجاة يوم القيامة، ومن لم يحافظ عليها لم يكن له برهان ولا توز ولا نجاة، وكان يوم القيامة مع قازون وهامان وفرعون وأبي بن خلف« Her kim 5 vakit namazı vaktinde eda ederse, bu kıldıkları ona kıyamet gününde ona nur, delil ve kurtuluş olur. Eğer muhafaza etmez (vaktinde eda etmez se) nur,azık ve kurtuluş olmaz. Bu kişi kıyamet gününde karun, haman, firavun ve übey bin haleflerle beraber olur”  (İbni hibban) Tüm varlıkla ahenk ve uyum eylemidir. “Namaz bütün varlıkların ibadet şekillerini içinde toplayan bir ibadettir. Kur’ân-ı Kerîm göklerde ve yerde olan her şeyin kendi varlık tarzına ve ifade biçimine göre Allah’ı andığını, O’na boyun eğerek secde ettiğini, O’nu övgü ile anıp yücelttiğini, dua ve ibadetle O’na yakınlaşmaya çalıştığını bildirmektedir.” (er-Ra‘d 13/15; en-Nahl 16/48, 49; el-İsrâ 17/44; el-Hac 22/18; en-Nûr 24/41). “Metafizik bir bakışla dağların dikey, hayvanların yatay durumda, besinleri kökleriyle aldıkları için bitkilerin başları aşağı vaziyette kendi varlık tarzlarına göre Allah’a ibadette bulundukları dikkate alındığında, insan da namaz sırasında kıyam, rükû ve secde hallerinde bu tesbihata katılmış olur.” (Hamîdullah, İslâm’a Giriş, s. 60). Günahlara kefarettir. Hz. Peygamber, beş vakit namazın iki namaz arasındaki küçük günahlara kefâret olduğunu belirtir. (Buhârî, “Mevâḳītü’ṣ-ṣalât”, 4, 6; Müslim, “Ṭahâret”, 14, 15)  Güzel bir şekilde abdest alıp beş vakit namazı vaktinde kılan, rükû, secde ve huşûunu tam olarak yerine getiren kimseyi Allah’ın affedeceğini belirtmiştir (İbn Mâce, “Ṣalât”, 94; Ebû Dâvûd, “Ṣalât”, 9). “Gözümün nuru” diye nitelendirir Resûl-i Ekrem. (Müsned, III, 128, 199) Günlük farz namazları bir insanın kapısının önünden akıp giden bir ırmağa, namaz kılmayı da bu ırmakta her gün beş defa yıkanmaya benzeterek nehirde günde beş defa yıkanan kimsede kir kalmayacağı gibi beş vakit namaz kılan kimsenin günahlarını Allah’ın sileceğini ifade etmiştir. (Buhârî, “Mevâḳītü’ṣ-ṣalât”, 6; Müslim, “Mesâcid”, 282). Helak olanlardan olmaktan kurtarır. Mevla cc. kelamı kadiminde helak olanlardan bahis sadedinde ~~19.59~ فَخَلَفَ مِنْ بَعْدِهِمْ خَلْفٌ اَضَاعُوا الصَّلٰوةَ وَاتَّبَعُوا الشَّهَوَاتِ فَسَوْفَ يَلْقَوْنَ غَيًّا« Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevî tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır » (meryem 59) diye ifade buyurmaktadır. 
Durduğunuz yer duruşunuzu, baktığınız yer bakışınızı, konumlandığınız yer konunuzu belirler.

Hangi namaz bizi diri tutar?

  • Durduğunuz yer duruşunuzu, baktığınız yer bakışınızı, konumlandığınız yer konunuzu belirler.

O halde, Kıldığımız namazlarımızın bizleri diri tutması için;

  1. Namaza dair nerde duruyor ve nerden bakıyoruz?
  2. Kast edilen namaz ne ve hangi namazdır?
  3. Dirilikten neyi kastediyoruz? Ve bunun olup olmaması?
  4. Bu diriliği ne ile ve nasıl yakalayabiliriz.

Bu sorulara cevap vermek durumundayız.

  1. Namaza dair duruşumuz ve bakışımız nedir?
  1. Modern zihin kodları ile namaz: İnanıyorum diyen insanların kendi başlarına veya camilerde 5 vakit, zaman ve fırsat buldukça yaptıkları belli başlı ritüellerdir.
  2. Rabbani ve nebevi bir nazarla dinde namaz: Kişinin zaman buldukça, fırsat oldukça yaptığı ritüel değildir.

Namaz:

  • “Peygamber as dinin direği” diye ifade ettiğidir.
  • “Göz aydınlığım” dediğidir.
  • Namaz kılmaktan ayaklarının şiştiğini gören eşinin “senin gelmiş geçmiş tüm günahlarını Allah affetti. Sen neden bu kadar kendini zorluyorsun dediğinde, o “ben rabbine şükreden bir kul olmayayım mı?” demek sureti ile Varlık esası olduğunu haber verdiği şeydi namaz. Zira şükür ıstılahta “kişinin bahşedilen şeyi, ne için verilmiş se o noktaya sevk etmesidir.
  • Dini literatürde iman ile küfrü ayıran ayraç görevi görendir.
  • Müslüman zihin dünyasında tüm eylemlerine hüviyet kazandıran biyolojik saattir.
  • Allah cc kulları ile olan mukavelesini talim eden bir muallimi ekber, okuldur.
  • Kulun kesintisiz Rabbi’siyle iletişim yoludur.
  • Kulun Mevla cc  gücü ile güçlenme aracıdır.

 

2. Hangi namaz?

Kur ‘an ı kerimde namazın emredilmesi , «salli» kelimesi ile değil, «ekim» ikame kipi iledir.

Dikkat edilirse “ekim” kökü,“Salla” kökü hem lafız hemde mana yönü ile farklıdır. Yani namazı kılmakla, eda etmek bir değildir. Bunu hasbi efendi, boş bir çuvalı ayağa dikmek için içini doldurmak lazım derdi. Demekki namazda bir nevi beden çuvalının içini doldurarak gerekmekte.

Hz Hasan efendimiz bir gün abdest alırken tirtir titrediğini gören yanındakiler “efendim hasta mısınız” diye sorarlar. O “bir düşünsenize şimdi kimin huzuruna çıkacağız,” ifadeleri ile bize diri tutan namaza nasıl bir psikoloji ve ruh gerekli olduğunu gösteren güzel bir örnekliği öğretmekte.

Yine Peygamber as namaz için “namaz dinin direğidir,” demişti. Bu ifadede ontolojik bir hakikatin kozmolojik bir örneklik üzerinden zihinlerimize yaklaştırıldığını görürüz.

Din dediğimiz bir yapı var temeli iman, duvarları hududullah, ince işçiliği ahlakiyat ve çatısını ayakta tutan direkleri namaz. Buda namaz din binasına bütüncül hüviyet kazandıran çatının namaz olduğunu ortaya koymakla, dinden söz edebilmek için bu namazın zorunludur bilinci üzre eda etmenin gerekli olduğunu gösterir.

Üstat necip fazılın dili ile,

“Namaz, sancıma ilaç, yanık yerime merhem;

Onsuz, ebedi hayat benim olsa istemem.”

 

Bu hakikate dair İmamı gazali, namazdaki şeklî unsur ve uygulamaların gerçek ibadet vasfını kazanabilmesi için şu psikolojik süreçlerin gerekli olduğunu belirtir:

  1. Huşu dediğimiz Kalp huzuru
  2. Okuduğunu anlamak ve gayreti.
  3. Anladığına saygı göstermek
  4. Huzurunda olduğu zatı bariyi düşünerek azametinden Korkup titremek
  5. Allah’ın vaat ettiği mükâfata kavuşma ümidini taşımak
  6. Kul olarak ifa etmeye çalıştığı için, muhtemel eksik ve kusurlardan doalyı Mahcubiyet duymak.

(İḥyâʾ, I, 214-217).

Yine Şah Veliyyullah Ed-dihlevi “Kalpte huşû ve bedende tâzim hissi olmaksızın kılınan namaz gerçek anlamda namaz değildir. Hasta ve güç yetiremeyen kimselerin bazı bedenî hareketleri yerine getirmeksizin namaz kılmalarının câiz olması namazın özünün kalpteki huşû hissi olduğunu göstermektedir,” der. (Ḥüccetullāhi’l-bâliġa, I, 152-153).

 

3. dirilikten neyi kast ediyoruz?

«Mümini diri tutma aracı namaz,» ifadesinden kast edilen İslam’ı yaşama coşkusunu yakalama veya İslam’ı coşkuyla hayata taşıma manası olsa gerek.

Yaşadığımız Modern çağ, bizden İslam’ı yaşama coşkumuzu alıp götürdü. Hayatımızdan İslam’ı yaşama coşkusu veya coşkuyla İslam ı yaşama? çekilince dünya ruhunu kaybetti.

Ruhunu kaybeden dünya mekanikleşti ve dünyadan adalet, merhamet, mutluluk, huzur, bitti.

Birbirinin yurdu olması gereken insanlık, maalesef birbirine kurt oldu. Hayat: korku, kuşku, kaygı sarmalına duçar olundu. Oysa coşkuyla İslam’ı yaşadığımız dönemlerde, bireysel, ailevi, sosyal ve siyasi hayatta bir olay, hadise ile karşılaştığımızda, o olaya karşı davranışlarımıza yön veren zihin ve düşünce kodlarımız vardı.

“Yaşadığım bu hayat bir imtihan yurdu ve yaşadıklarımla imtihan ediliyorum. Önümde kesin olan ölüm var, ahiret var, mahşer ve hesap var, ebedi olan cennet ve cehennem var. Bunlardan da öteye rıza ve Rıdavan var,” diye düşünür, bu duruş ve düşünce bizim olaya karşı davranışlarımızı belirler, hem de eylemlerimize Müslümanca bir kimlik kazandırırdı.

Şimdi ise ölüm ve ahiret yurdunu unuttuk veya unutmuş gibi yaşıyoruz. Böyle olunca bu sefer eylemelerimize renk veren zihin kodlarımız “ikbalim, istikbalim, kazancım, konforum, ve korktuklarım başıma gelirmi?” oldu.

Bu kavramlar zihnimizde öne çıkınca bu sefer makyavelist bir yaklaşımla, hedefe götüren her yol mubahtır yaklaşımı ile olay ve hadiselere mukabele eder olduk. Buda amellerimizdeki kimliği yok ederken hayatımızı da ruhsuzlaştrıdı.

 

4. Bu diriliği ne ile ve nasıl yakalayabiliriz?

Öncelikle, ne ile ve nasıl kaybettiğimizi anlarsak, nasıl elde edeceğimizi de kolaylıkla kavramış oluruz diye düşünüyorum. 

Malum «Defi mazarrat celbi maslahattan evla ve ekdemdir,» mecelle kaidesi bize bunu telkin eder.

  1. Defi mazarrat bağlamında:

Cevabını aramamız gereken soru, “Neden İslam’ı yaşama coşkumuzu kaybettik?”

Bu noktada temelde birkaç husus saymamız mümkün.

  1. Hayata ve olaylara Müslümanca bakma ve bunu sağlayacak olan Müslüman zihin kodlarımızı yitirdik.

Zira önce kelimelerimiz değişti. Kelimeler değişince kavramlarımız değişti. Kavramlar değişince düşüncelerimiz değişti. Düşüncelerimiz değişince imanımız değişti.

Bu değişenlerin bilançosunda ruhumuzu, neşemizi, heyecanımızı ve coşkumuzu kaybettik.

İman i bir yaklaşımla bakmaya örnek olarak Hz Ömer bir gün tabiinden gençlere islamdan önceki hayatlarını ibret nazarı olsun diye anlatır. Bir yerinde “biz bir sefere çıkacağımız zaman evleirmizde helvadan putlar yapar, yolculuk süresince onlara tapar ve (yolculuk hali ya ihtiyaç olduğunda) o putları yerdik” der. bunun üzeirne ordan bir genç “ey emirul müminin sizin aklınız yokmuydu. Hem kendi elleirnizle put yapıp ona tapacak sonrada, şartlar oluştuğunda onu bir afiyetle yiyceksiniz. Hani bunun aklen anlaşılır bir yönü yok” dediğinde hz ömer  “aklımız vardı ama hidayetimiz yoktu,”sözü bir hadiseye imani bir nazarla veya başka bir yaklaşımla bakmanın farkını ortaya koyma noktasında manidar bir örnektir.

  1.  Aidiyetimizin farkındalığı şuurunu kaybettik.

 Allah cc kelamı kadiminde bizleri «hüve sammakum l-müslimiyne» diye adlandırdı.

Ama bunun şuurunda değiliz. Böyle bir iddia bize ne getirir, Bizden ne götürür.? Bunun muhasebesini yapmış değiliz. Adeta, babadan atadan kalma miras yediler gibiyiz. Böyle olunca, tüm amel ve eylemlerimizde İslam’ın boyası yerine yaşadığımız modernitenin rengini yansıtır olduk. Yani hayatımızı farza göre değil de tarza göre yaşayan modern Müslümanlar olduk.

Malum olduğu üzere iman Zorunlu olarak samimiyeti, samimiyet dürüst olmayı, dürüstlük hesabı verilmiş bir hayata sahip olmayı gerektirir.

Hesabı verilmiş bir hayata sahip olmaya örnek sadedinde Abdullah b Ömer anlatıyor. Bir gün efendimiz as Medine sokaklarında yürürken, sağında eli efendimizin elinde hz Ebubekir, solunda eli efendimiz as elinde hz Ömer yürüyorlar. Bir ara efendimiz as (kıyamete dek gelecek olan biz ümmetine bir hakkâktı öğretme sadedinde) ey Ömer beni seviyor musun? diye sordu. Hz Ömer vet ya Resulallah. Peşine efendimiz as anne babandan da mı çok, o vallahi anne babamdan da çok dedi. Efendimiz as çoluk çocuğundan da mı çok? Deyince, o vallahi çoluk çocuğumdan da çok dedi. Efendimiz as malın mülkünden de mi çok? O vallahi malım mülkümden de çok dedi. Efendimiz as nefsinden de mi çok? Deyince o hayır dedi. Bunun üzerine efendimiz as olmadı ey Ömer olmadı diyerek elini bıraktı. Hz Ömer efendimiz as biraz geri kaldı. Peşine evine yönelerek kendi kendine konuşarak evine gitti. Biraz sona evinden çıkıp direk mescidi nebeviye ye gitti. Nöbetçilere efendimiz as sordu. Onlar içerde deyince içeriye girdi ve “ya Resulallah vallahi seni nefsimden de çok seviyorum” deyince efendimiz as “şimdi oldu ey Ömer şimdi oldu” buyurdular.

Hz Ömer ortan çıkınca ben “babacığım bir şey sorabilir miyim dedim. O, sor dedi. Elin efendimiz as elinde beraber yürürken bunları yaşadınız. En son efendimiz as nefsinden de mi çok seviyorsun dediğinde sen hayır dedin ve efendimiz olmadı ey Ömer olmadı dedi. Sen geri kalıp evine yöneldin ve bir müddet sonra çıkıp efendimizin huzuruna varıp efendimiz as nefsinden de çok sevdiğini söyledin. Anlamadım ne değişti? Önce yok dedin eve gidip döndükten sonra evet dedin? Bunun üzerine hz Ömer ra  o güne dek (olur ya dünya hali) bir gün Allah resulü ve anam babam, eşim çocuklarım, malım mülküm arasında bir tercih durumunda kalırsam, kalbim hangi tarafa ağır basıyor diye muhasebe yapmıştım. Ama Allah resulü ve nefim karşı karşıya kalırsa hangisini tercih ederim diye bir muhasebe yapmamıştım. Eve gidip iç alemimde bunun  muhasebesini yaptım. Gördüm ki kalbim yine Allah resulünden yana, bunun üzerine gelip efendimiz as bunu söyledim der. işte hesabı verilmiş bir hayatın çok manidar bir örneği.

İşte iman etmiş olmak Ömer’ce hesabı verilmiş bir yaşama sahip olmayı gerekli kılıyordu.

  1. Aynalarımızı kaybettik.

Sünnet hayatımıza can veren, asrı saadetle bağlarımızı kuran yegane bağ ve tılsımdı. Bu bağ ve tılsım hayatımızdan çekilince hayatımız ruhsuzlaştı diyebiliriz.

Malum olduğu üzere efendimiz as ile aramızda 1400 küsür yıl geçti. Allah cc kelamı kadiminde bir çok yerde biz müminlere habibine uymayı emreder. Kişinin görmediğine uyma olasılığının olmadığı herkesçe müsellem bir hakikattir. Onun için uyabilmek için peygamber as bize taşıyan ve efendimiz as ile aramızda ki en büyük aynamız olan, efendimiz as örnekliğini hayatımıza taşıyan aynalarımız Selef-i salihin, Müçtehidin-i izam ve Meşayıh-ı kiram efendilerimizdir. Bu büyüklerle olan bağlarımızı koptu.

Küfür tiyatroları, filmleri, dizileri ile din adına öne çıkan her kimler varsa bir bir bunları gözümüzden düşürdü. Baktığında en ahlaksız, sahtekar rollerde din ehli kişileri gösterdiler.

Önce ulemaya el attılar, sonra sünnete el attılar, sonra kur’ana el attılar bizlerden yeterli bri tepki olmadı. Ve  bu yanlış gidişin, doğru olmayan doğal sonucu olarak bizler şimdi evlerimizde, ailelerimizde çevremizde çoğalan deist ve ateistlerden dem vuruyorlar.

  1. Celbi maslahat noktasında ise:

Heyecan dediğimiz hali, duyguyu harekete geçirecek motivasyon sebeplerine ihtiyaç vardır. Şüphesiz bu motivasyon sebeplerinin gerek direk şahıslarla alakalı olsun gerek toplumsal hayata dair olsun tespit ettiklerimizden daha fazladır. Zira insanın namaz ve içerdiklerini düşündüğünde, kişiyi motive edecek dünyevi ve uhrevi manada çok büyük faydalarının olduğunu izahtan varestedir. Bunlardan bir kısmını kısaca zikredecek olursak;

 

  1. Mutlu ve sağlıklı bir yaşam sürmenin öncelikli şartıdır.

Zira bir kişi ancak Kendisiyle barışık ve hayatta var edilmesinin gayesini muvafık yaşadığında ancak gerçek manada mutlu olma şansını yakalayabilir. Bu gayeye dair emvla cc

{وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنْسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ.

Ben cinleri de, insanları da  (başka  bir hikmete değil) ancak bana kulluk etsinler diye yaratdım.   (zariyat 56)

 

. Yine  {قُلْ إِنَّ صَلَاتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ. لَا شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَا أَوَّلُ الْمُسْلِمِينَ}

Ey Muhammed! De ki: "Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir." ( enam 162)
 

  1. Dünya ve ahiret yurdunda temiz, güzel ideal bir yaşama sahip olmanın yolu.

Cenabı hak {مَنْ عَمِلَ صَالِحًا مِّن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَى وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَنُحْيِيَنَّهُ حَيَاةً طَيِّبَةً وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَجْرَهُم بِأَحْسَنِ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ}

Erkek veya kadın, kim mü'min olarak iyi iş işlerse, elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükâfatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz. (nehl 97

  1. Nefisini kötülüklerden ve çirkinliklerden alıkoyma imkanına sahip olur.

Zira cenabı hak {اتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَأَقِمِ الصَّلَاةَ إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنكَرِ وَلَذِكْرُ اللَّهِ أَكْبَرُ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ}

(Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah'ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor.
 (ankebut 45)

  1. Halini, derdini rabbine arz edeceği vesiledir.

Yusuf 96 {قَالَ إِنَّمَا أَشْكُو بَثِّي وَحُزْنِي إِلَى اللَّهِ وَأَعْلَمُ مِنَ اللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ}

Yakub, "Ben tasa ve üzüntümü ancak Allah'a arz ederim. Ben, Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim" dedi.
 (Yusuf 86)   

Derdini şikayetini Rabbisine arz edeceği en kıymetli vakit ise secde anıdır.

Zira عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رضي الله تعالى عنه أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «أَقْرَبُ مَا يَكُونُ الْعَبْدُ مِنْ رَبِّهِ وَهُوَ سَاجِدٌ ، فَأَكْثِرُوا الدُّعَاءَ»

Ebu Hüreyre ra. Rivayetle efendimiz as buyurdular ki “kulun allah cc en yakın olduğu hali secde de olduğu zamandır. O halde secdede duayı çoğaltınız” buyurdu. (müslim 350/1 müsnedi ahmet 274/15)

  1. Namaz mü’minin dert ve kederlerinin kalkması hususunda yardımcısıdır.

 وَاسْتَعِينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلَاةِ وَإِنَّهَا لَكَبِيرَةٌ إِلَّا عَلَى الْخَاشِعِينَ}

Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin.  Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.
 (bakara 45)

Yine عَنْ حُذَيْفَةَ رضي الله تعالى عنه، قَالَ: «كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا حَزَبَهُ أَمْرٌ، صَلَّى»  

Huzeyfe ra. “Efendimiz as kendisine sıkıntı veren bir haber aldığında kalkar namaz kılardı,” (süneni ebu Davud c 2 s 35)

  1. Biyolojik manada sağlıklı yaşamı temin eder.

Abdest alan kişi;

  • Mekanını, bedenini, elbiselerini temiz tutması,
  • Misvak kullanması, (Ağız bakımı)  
  • Güzel elbiselerini giymesi,
  • Bedenine bir necaset isabet ettiğinde gusül alması,

Bu vb. eylemler kişinin birçok hastalıklardan korunması noktasında faydaları izahtan varestedir. Akıl sahibi herkes “korunmak, ilaç kullanmaktan daha evladır,” der.

  1. Cesedini canlandırıcı ve tembelliğini giderici

Günde 5 sefer günün farklı saatlerinde kalkıp ruhi ve bedeni bazı hazırlıklar yapmak, peşine zorunlu yürüyüş yapma ve iyi insanlarla temas ederek birtakım faaliyetlere girişmenin kişide tembellikten eser bırakmayacağı izahtan varestedir.

  1. İradesini kuvvetlendiricidir.

Yaşadığımız modern çağın insanının başarısızlıklarıdır çok emek ve fırsatların zayi olmasının en önde gelen sebeplerinin başında irade zafiyeti gelir.

İrade zafiyetini giderici sebepler noktasında ehli olan uzmanların dediği ise gündelik hayatta küçük küçük kararlar alıp istikrarla onlara devam etmek olduğunda müttefikler. İşte namaz Özellikle kişi çokça nafilelere ve camiye çokça yürüyerek gitmeyi şiar edinmesi bu anlamda emsalsiz bir eylem olduğu kesindir.

Ayrıca. Ebu Hureyre ra. Efendimiz as.  «يَعْقِدُ الشَّيْطَانُ عَلَى قَافِيَةِ رَأْسِ أَحَدِكُمْ إِذَا هُوَ نَامَ ثَلاَثَ عُقَدٍ، يَضْرِبُ على كُلَّ عُقْدَةٍ: عَلَيْكَ لَيْلٌ طَوِيلٌ فَارْقُدْ. فَإِنِ اسْتَيْقَظَ فَذَكَرَ اللَّهَ انْحَلَّتْ عُقْدَةٌ، فَإِنْ تَوَضَّأَ انْحَلَّتْ عُقْدَةٌ، فَإِنْ صَلَّى انْحَلَّتْ عُقْدَةٌ، فَأَصْبَحَ نَشِيطًا طَيِّبَ النَّفْسِ، وَإِلَّا أَصْبَحَ خَبِيثَ النَّفْسِ كَسْلاَنَ» “

Kişi uyuyacağı vakit şeytan başucuna oturup, kafası üzeirne üç düğüm atar (uyanmaması için ağırlık yapar) Her bir düğümün üzerine yat daha gece çok uzun diye mühür basar. Kişi uykusundan uyanıp Allah cc zikrederse bir düğüm çözülür. Akabinde abdest alırsa ikinci düğüm çözülür. Peşine birde namaz kılarsa üçüncü düğüm de çözülür. Bu kişi nefsi pak ve güzel bri şekilde kalkar. Aksi halde nefsş pis ve çirkin bri şekilde kalkar.” Buyurdular. (buhari 1142- müslim 776)

  1. Ümmet olma bilincini pekiştirir.

Sosyal yaşamdaki statüleri, ekonomik imkanları, yaşları, eğitim seviyeleri itibarı ile farklı farklı seviyede olan müminlerle aynı safta omuz omuza durmak başlı başına dünyevi dertlerin, vasıfların mü’minin zihin ve gönül dünyalarına bir ederinin olmadığını, sistemli ve düzenli bir ümmet oldukları hakikatini talim eder.

  1. İbadetlerde kalpler birleşir.

Aynı safta büyük küçük, amir memur, zengin fakir demeden sosyal statüler bir kenara itilerek asıl gönüllerinde ve zihin dünyalarında muteber olan hali ortaya koyarak bir istikameti yakalarlar.

  1. Zaman bilincini öğretir, kazandırır.

Telafisi ve amortisi olmayan yegane sermaye ömür sermayesi. Ne hazindir ki insanın en hor kullandığı varlığı da ömür olmakta. Mevla cc. 5 vakit namaz ile bir nevi mü’minlerin hayatlarını tekrar tekrar gözden geçirerek, dünya ve dünyevi şeylerin insanı gaflete, başıboş sorumsuzluklara daldırmasını önlemektedir.  Dolayısıyla müminin hayatında bir başıboşluk kaos değil de bir nizam, düzen ve intizam meydana gelmiş olur.

Günde 5 vakit namazında Bu talimden geçen Müslümanların hayatlarını aynı şekilde tanzim etmeleri en doğal olan bir durum olsa gerek.

Yine düzenli olma alışkanlığı kazanmış bir Müslümanın Vaatlerini bu hassasiyetle yerine getirmesi modernizmin Müslümanlar da oluşturduğu tahribatı da giderecektir.

Ve telafisi mümkün olmayan sermayesi olan zaman ve ömürlerini bu vesile ile en iyi şeylerde değerlendirmeleri olağan bir hal olacaktır.

Müslümanlar bunu yaptıklarında ümmetin ulaşabileceği zirveleri hayal etmek bile zordur.

  1. Tüm hayatta temiz olmayı talim eder.

Bir ibadetinde bu kadar temizliğe hassasiyet gösteren bir dinin elbette ki müminlerine tüm yaşamlarına temiz bir hayatı sürdürmelerini istemesi ve daima temiz bir çizgide tutmalarını doğal bir gereksinimdir.

  1. İstikamet verir.

Namazlarında istikameti yakalayan bir müminin geri kalan işlerinde de doğruluğu ve istikameti yakalayacağı nebevi bir müjdedir.

Buna istinaden Efendimiz as. أَوَّلُ مَا يُحَاسَبُ بِهِ الْعَبْدُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ الصَّلَاةُ، فَإِنْ صَلَحَتْ صَلَحَ لَهُ سَائِرُ عَمَلِهِ، وَإِنْ فَسَدَتْ فَسَدَ سَائِرُ عَمَلِهِ 

“insanın mahşer gününde ilk muhasebe edleeği şey namzdır. Namaz sorgu sualinden salimen kurtulursa geri kalan ibadetlerden de (allah cc izni keremi ile) kurtulur. Yok namz sorgusunda sıkıntıya girerse (hafizenallah) geri kalan amellerinin hesabındanda sıkıntıya girer. (mucemul evsat lit-taberani c 2 s 240)

  1. Namaz dinin varlık göstergesi, büyük bir mertebedir.

Ehli sünnet inancına göre bir kişini Müslüman olup olmadığının göstergesi namaz kılıp kılmamasıdır. Buna istinaden kelam uleması «ehli kıble tekfir edilemez» buyurmuşlardır.

Yine Bu nedenle Efendimiz as. namaz «dinin direğidir» buyurdular. (Müsned, V, 231, 237; Tirmizî, “Îmân”, 8)

  1. Her daim güzel bir hal üzere kılar.

Cenabı hak  ﴿يـٰبني ءادمَ خُذوا زينَتَكُم عند كل مَسْجِد﴾

Ey Âdemoğulları! Her mescitte ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin).”  {الأعراف:31}،buyurmakta. 

Yine Efendimiz as.  "إذا صلى أحدكم فليلبس ثوبيه، فإن الله أحق من تزين له"sizden biriniz namaz kılacağı vakitte en güzel elbisesini giyinsin. Zira Allah cc kendisi için süslenilen her kesten çok süslenilmeye layık olandır. . (mucemul evsat littaberani c 9 s 144)

Bu naslar Müslümanın namazında en güzel hali üzere olmasının gerekli olduğunu ortaya koyar.

Namazı için böyle emredilen bir mü’minin geri kalan tüm hallerinde de böyle olması olağan bir durumdur.

  1. Hayatta dosdoğru olmayı öğretir.

Sözümüzü saflarımız gibi bir etmeyi ve şeytanın aramıza girmesine fırsat vermemeyi bize öğretir. Efendimiz as"أقيموا الصفوف، فإنما تصفون كصفوف الملائكة، حاذوا بين المناكب، وسدوا الخلل، ولا تذروا فرجات للشيطان، ومن وصل صفاً وصله الله"

Sizler meleklerin safları gibi saf tutmaktasınız. O halde saflarınızı düzeltiniz. Omuzlarınızı hizalayınız. Boşlukları düzeltiniz. Şeytana boşluk bırakmayınız. Her kim bir saftaki boşluğu doldurursa Allah cc onun boşluklarını (sevap ciheti ile olan eksikliklerini) doldurur. (Müsnedi ahmet tab er-risale 17/10 süneni ebu davud talik Arnavut 8/2) buyurmakta yine

  1. Kalplere birlik ve istikamet kazandırır.

 "أقيموا صفوفكم ثلاثاً، والله لتقيمن صفوفكم أو ليخالفن الله بين قلوبكم"

Efendimiz as 3 kere “saflarnızı düzeltiniz. Vallahi ya saflarınızı düzeltirsiniz veya allah aklpleirniizi ayırır” buyurdular. (müsnedi ahmet er-risale 378/30- Sünen-i Ebu Davud, Talik Arnavut 5/2) Buyurmakta. Efendimiz as. namazda talim ettiği bu hakikati Müslümanlar namazın dışındaki hayatlarında da uygulamış olsalar bütün aleme hakim olmaları kaçınılmazdır.

  1. Namaz Müslümana işlerinde mükemmel olmayı öğretir.

Zira efendimiz as “ "إن الرجل ليصلي ستين سنة، وما تقبل له صلاة، لعله يتم الركوع ولا يتم السجود، ويتم السجود ولا يتم الركوع"

Bir kişi 60 sene namaz kılar fakat, bakarsın rukuyu tam yapar ama secdeyi tam yapmaz, seceyi tam yapar rukuyu tam yapmaz, namazı böyle olanın allah namazını kabul etmez.” Buyurudlar. (kitab- ul musannef tab ı er-risale 533/36)

Burada yapılan ikazın gereği olarak Namazda emredildiği gibi geri kalan işlerimizde de aynı mükemmelliği gözetmiş olsak, bugün iç içe olduğumuz durumdan daha başka durumda olacağımızda kesindir.

  1. Hayatta Müslüman izzeti ile nasıl olunacağını öğretir.

Kıyam hayatta dik durmayı talim ederken, ruku ehline yerinde mütevazı olmanın lazımlılığını, secde ise sadece hayatın yegane sahibi olan allah cc huzurunda bedenindeki en üst noktayı en alt nokta olan yaklarının hizasına getirmekle sadece Allah’ın huzurunda eğilip büküleceğini, bunun mefhumu muhalifi olarak da Allahtan başka kimseye boyun bükmeyeceğini talim etmiş olur.

Bu yönü ile Namaz bizlere güçlü ve şerefli bir duruşun, sadece Allah cc huzurunda eğilip, geriye kimseye olmayı öğretirler.

Tasavvufta «Teslim ol özgürleş,» ifadesinin de tefsiri budur.

  1. Ünsiyetleşmeyi, birbirimizi sevmeyi öğretir.

Namazların akabinde mescitte toplanan Müslümanlar birbirleri ile tanışmaları, insanlar birbirlerine daha yakınlık kazanmaları ve bir bedenin uzuvları mesabesindeki ümmet olma hali gereği birbirinin dert, sorun ve sıkıntılarıyla alakadar olma durumunu intac eder. İşte ümmet olmak da bu olsa gerek. Efendimiz as. «müminler bir bedenin uzuvları gibidirler,» ifadeleri bu hakikati bizlere öğretir.

Bugün Müslümanlar olarak sosyolojik manada aramızda muhabbeti yaymaya nefret ve düşmanlığı def etmeye ihtiyacımız var. Cemaatle namaz kılmamız aramızda bu muhabbetin inşasını ve nefretin giderilmesini sağlamaktadır.

  1. Kul ile rabbi arasındaki kesintisiz iletişim ve ulaşım vesilesidir.

Geride ifade ettiğimiz, kulun Mevlaya en yakın olduğu anı, secdede olduğu andır. O halde «(secdede) Duayı çoğaltın» ifadesi ile Efendimiz as. قَالَ عَلَيْهِ السَّلَامُ: «الصَّلَاةُ مِعْرَاجُ الْمُؤْمِنِ» .

“Namaz müminin miracıdır,”(tefsirru er-razi mefatiyhu ul-gayb, kiab mirkat ul-mefatih il-gayb s 226, tefsir un-nisaburi garaibul kuran ve reağib ul-furkan s 114, şerh mişkatul mesabih molla aliy ul-kari s 55- 216, tefsir ul-alusi -ruh ul-meani s 361)

ifadesi bizlere bu hakikati talim eder.

Mü’min namazda Mevlaya münadi olur ve sesini ulaştırır. Namazında çokça duayı tekrar eder. Duanın çokça tekrar edilmesi, icabetin vesilelerindendir. Dolayısıyla bu şuurla mümin Mevla ile daimi bir birliktelik halini yakalar.

  1. kötülüklerden çirkin işlerden insanı korur.

İleride zikrettiğimiz ayeti celile de Mevla bu hakikati açıkça ifade buyurdu. Ayrıca sürekli camiye devam eden bir kişinin, Allah cc razı olmadığı kötü söz, davranış ve eylemlere tevessül etmesi durumunda sosyolojik manada çevreden oluşacak baskınında kişinin kendisini frenlemesine büyük katkısı olacağı da açıktır. Namaza devam etmek sureti ile kişi her türlü kötülükten uzaklaşır ve hayırlı olan işlerde ileri gider.

Zira imanın kalpte kökleştirir. İman kökleşince kişi Rabbisi’nin hoşnut olmayacağı işleri işlemek ona zor gelir. Dolayısı ile namaz ile isyanların bir arada olması söz konusu olmaz.

  1. Namaz insanın sosyalleşmesinde öncülük eden bir vesiledir.

Namazlarını cemaatle eda eden müminler cemaate devam etmeleri ile bir şekilde diğer Müslümanlarla tanışma, hemhal olma imkan ve şartlarını yakalarlar. Bununla da bir şekilde diğergam olma imkanını yakalar, içinde olduğumuz durumu diğer kardeşlerimizin durumları ile mukayese etme, ve başkalarının dertleri ve sevinçlerine ortak olma imkanını yakalarız. Buda doğal olarak bize sosyalleşme zeminini verir. Tabi buradaki kastımız cemaatle namazdır.

Bu sosyalleşme eylemini beceren bir mü’minde modern çağın sürekli artış gösteren psikolojik sorunları varsa tedavi olur, yoksa olmaktan uzaklaşmış olur.

  1. Yardımlaşmayı sağlar

İmtihan yurdu olan dünya hayatımızda karşılaştığımız imtihanlarımızla ilgili, Allah cc. o meclislerde beraber olduğumuz bir kardeşimizi bize yardımcı kılar. Ve bizler de doğal olarak dertli olan bir kardeşimizin derdine bir şekilde omuz veririz.

Bununla da kişinin hayır işlerine daha fazlaca muhatap olmasını sağlar. Bu etkinlik ve etkileşimler de İslami sosyal hayattaki dinamizmi ve kuvveti temin eder.

  1. Kıyamet gününde mü’mine bir nur ve burhandır.

Efendimiz as da “من حافظ عليها كانت له نورا وبرهانا ونجاة يوم القيامة، ومن لم يحافظ عليها لم يكن له برهان ولا توز ولا نجاة، وكان يوم القيامة مع قازون وهامان وفرعون وأبي بن خلف«

Her kim 5 vakit namazı vaktinde eda ederse, bu kıldıkları ona kıyamet gününde ona nur, delil ve kurtuluş olur. Eğer muhafaza etmez (vaktinde eda etmez se) nur,azık ve kurtuluş olmaz. Bu kişi kıyamet gününde karun, haman, firavun ve übey bin haleflerle beraber olur”  (İbni hibban)

  1. Tüm varlıkla ahenk ve uyum eylemidir.

“Namaz bütün varlıkların ibadet şekillerini içinde toplayan bir ibadettir. Kur’ân-ı Kerîm göklerde ve yerde olan her şeyin kendi varlık tarzına ve ifade biçimine göre Allah’ı andığını, O’na boyun eğerek secde ettiğini, O’nu övgü ile anıp yücelttiğini, dua ve ibadetle O’na yakınlaşmaya çalıştığını bildirmektedir.” (er-Ra‘d 13/15; en-Nahl 16/48, 49; el-İsrâ 17/44; el-Hac 22/18; en-Nûr 24/41).

“Metafizik bir bakışla dağların dikey, hayvanların yatay durumda, besinleri kökleriyle aldıkları için bitkilerin başları aşağı vaziyette kendi varlık tarzlarına göre Allah’a ibadette bulundukları dikkate alındığında, insan da namaz sırasında kıyam, rükû ve secde hallerinde bu tesbihata katılmış olur.” (Hamîdullah, İslâm’a Giriş, s. 60).

  1. Günahlara kefarettir.
  • Hz. Peygamber, beş vakit namazın iki namaz arasındaki küçük günahlara kefâret olduğunu belirtir. (Buhârî, “Mevâḳītü’ṣ-ṣalât”, 4, 6; Müslim, “Ṭahâret”, 14, 15) 
  • Güzel bir şekilde abdest alıp beş vakit namazı vaktinde kılan, rükû, secde ve huşûunu tam olarak yerine getiren kimseyi Allah’ın affedeceğini belirtmiştir (İbn Mâce, “Ṣalât”, 94; Ebû Dâvûd, “Ṣalât”, 9).
  • “Gözümün nuru” diye nitelendirir Resûl-i Ekrem. (Müsned, III, 128, 199)
  • Günlük farz namazları bir insanın kapısının önünden akıp giden bir ırmağa, namaz kılmayı da bu ırmakta her gün beş defa yıkanmaya benzeterek nehirde günde beş defa yıkanan kimsede kir kalmayacağı gibi beş vakit namaz kılan kimsenin günahlarını Allah’ın sileceğini ifade etmiştir. (Buhârî, “Mevâḳītü’ṣ-ṣalât”, 6; Müslim, “Mesâcid”, 282).
  1. Helak olanlardan olmaktan kurtarır.

Mevla cc. kelamı kadiminde helak olanlardan bahis sadedinde ~~19.59~
فَخَلَفَ مِنْ بَعْدِهِمْ خَلْفٌ اَضَاعُوا الصَّلٰوةَ وَاتَّبَعُوا الشَّهَوَاتِ فَسَوْفَ يَلْقَوْنَ غَيًّا« Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevî tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır » (meryem 59) diye ifade buyurmaktadır. 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gorselhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.