Zalim kelimesi genellikle "haksızlık yapan" veya "kötülük eden" anlamında kullanılırken, zulüm ise "haksızlık", "kötülük", "adaletsizlik" ve "baskı" gibi çeşitli şekillerde tercüme edilmiştir. Zulümün temel anlamı, bir şeyin yanlış yere konmasıdır.

Ahlaki açıdan, zulümün önde gelen anlamı, belirli bir sınırı aşmak ve bir başkasının hakkını ihlal etmektir. Kısacası, zulüm, bir kişinin kendi sınırlarını aşarak yapmaya hakkı olmayan bir eylemi işlemesi şeklinde özetlenebilir. Şimdi birkaç örnek üzerinden konuyu açıklayalım.

ZULME SESSİZ KALMANIN SONUÇLARI NELERDİR?
Zalimin işlediği haksızlığa, tecavüze ve çirkin eylemlere aktif olarak katılmak veya desteklemek, günah ve haksızlık olduğu açıktır. Ancak burada üzerinde durulması gereken, zalimin zulmüne sessiz kalmak, tepki göstermemek ve duyarsız bir tavır sergilemenin sonuçları nelerdir? Bu durumun ilahi bir yaptırımı veya cezası var mıdır? gibi sorulara cevap aramaktır.

Kur'an, İsrailoğullarına alçaklık ve yoksulluk damgasının vurulmasının sebebini, onların hakkı inkâr etmeleri ve hakkı anlatan peygamberleri öldürmeleri olarak açıklar. Yine İsrailoğullarının, peygamberlerin canlarına kıymaları ve Allah hakkında kötü sözler söylemeleri sebebiyle yakıcı bir azaba çarptırıldıkları belirtilir.

Sözlerinden dönmeleri, Allah'ın ayetlerini inkâr etmeleri, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ve Hz. Meryem'e iftira atmaları sebebiyle, kalplerinin mühürlendiği ifade edilir. Kur'an'da İsrailoğullarının peygamberleri öldürme eylemi, çoğul kipiyle zikredilir, böylece hepsinin bu suçtan sorumlu olduğuna dikkat çekilir.

İsrailoğullarının peygamberleri öldürmeleri, belirli kişiler ya da birkaç kişiden ibaret olmasına rağmen Kur'an, onların hepsini suçlu pozisyonunda zikreder. Bu durumun en önemli nedeni, peygamberler öldürülürken karşı çıkmamaları veya sessiz kalmaları ve bu suça ortak olmalarıdır.

İsrail halkı, sergiledikleri duyarsızlık yüzünden Allah nezdinde zulme, insan hayatına ve özellikle peygamberlerin öldürülmesi suçuna dolaylı olarak ortak olmuşlardır. Canı pahasına da olsa, insanın zulme, haksızlıkla işlenen cinayetlere rıza göstermemesi ve en azından kalben tepki göstermesi gerekir. Aksi takdirde, işlenen suçun, cinayetin ve zulmün vebaline ortak olur.

Resûl-i Ekrem Efendimiz, bunu ne güzel ifade etmiştir: "Herhangi biriniz bir kötülük gördüğünde onu eliyle düzeltmeli, gücü yetmezse diliyle, diliyle de yetmezse kalbiyle düzeltmelidir." Burada Mehmet Akif Ersoy'un dizelerini hatırlatmak da yerinde olacaktır.

Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.

Biri ecdadıma saldırdı mı, hatta boğarım!
- Boğamazsın ki! - Hiç olmazsa yanımdan kovarım!

Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim.
Adam aldırma da geç git, diyemem, aldırırım:
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!

Semûd kavmine Allah Teâlâ Salih (a.s)'ı peygamber olarak gönderdi. Onlar, Hz. Salih'e karşı çıktılar ve onun peygamberliğini inkâr ettiler. Kur'an, bu konuda şu bilgiyi verir: "Dediler ki: Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin! Sen de ancak bizim gibi bir insansın.

Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir mucize getir. Salih: İşte (mucize) bu dişi devedir; onun bir su içme hakkı vardır, belli bir günün içme hakkı da sizindir, dedi. Ona bir kötülük işlemeyin, yoksa sizi muazzam bir günün azabı yakalayıverir."

Deveyi bir kişi kesmişti. Kamer Sûresi'nde deveyi kesen kişinin tekil olarak belirtildiği ve "akr" kökünden gelen fiilin tekil olarak kullanıldığı belirtilir. Ancak bunun bir çelişki olmadığı açıktır. Çünkü onlar, kendilerine mucize olarak verilen devenin öldürülmesine engel olmadılar. Dolayısıyla işlenen suça ortak oldular.

Kamer Sûresi'nde, deveyi kestiği belirtilen kişinin "arkadaşlarını çağırdığı" ifadesiyle, hepsinin bu suça ortak olduğu ve bu planı birlikte uyguladıkları anlaşılmaktadır. Sonuç olarak, zulme rıza göstermek, zulme ortak olmak anlamına gelir ve bu da zulmün vebalini beraberinde getirir.

ZULMÜN ORTAKLARI
Her insan, her topluluk ve her millet, tarih boyunca bireysel ve toplumsal olarak imtihana tabi tutulmuştur. Hak ve batıl mücadelesi devam etmiş, bazıları haklı, bazıları zalim tarafında yer almıştır. Günümüzde de insanlık, her alanda ilahi bir imtihandan geçmektedir.

Dünyada işlenen işgaller, zulümler, suçlar ve katliamlar devam etmektedir. Gazze ve diğer yerlerde yaşanan zulüm ve cinayetlerle, tüm insanlık imtihan edilmektedir.

Gazze, belki de asrın en büyük imtihanıdır. Zulmü, işgali ve barbarlığı meslek edinenlerin, mazlumu ezmeyi marifet sayanların, yapılanlardan, işlenen cinayetlerden ve soykırımdan zerre kadar rahatsızlık duymadığı açıktır.

Bu kişiler, Allah katında işlenen her türlü zulmün vebaline, idareciler ve tepki göstermeyen halk olarak ortaktır. Müslümanlar nerede? Sessiz kalan idareciler nerede? Saraylarında rahatça uyuyan liderler ve krallar nerede? Müslüman halk nerede? Akademisyenler, ilim adamları, sanatçılar nerede? Hangi tarafındalar? Allah katında zulmün ve zalimin ortakları mıdırlar? "Yetiş, yetiş, ey sonsuz varlık muhasebesi!" 

Tarihte Bugün Ne Oldu? 22 Mayıs’ta Doğan ve Ölen Ünlüler? 22 Mayıs’ta Türkiye'de ve Dünyada Yaşanan Olaylar Tarihte Bugün Ne Oldu? 22 Mayıs’ta Doğan ve Ölen Ünlüler? 22 Mayıs’ta Türkiye'de ve Dünyada Yaşanan Olaylar