Haber Detayı
29 Kasım 2020 - Pazar 23:15 Bu haber 361 kez okundu
 
Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi
Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi
KÜLTÜR-SANAT Haberi
Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi

Türkiye’nin ilk özel müzesi olan Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi, 14 Ekim 1980 tarihinde Sarıyer-Büyükdere’de Azaryan Yalısı olarak adlandırılan yapıda, vakfın kurucusu Vehbi Koç’un eşi Sadberk Koç’un anısına, onun kişisel koleksiyonunu sergilemek üzere açılmıştır. Ancak daha sonra çeşitli bağış ve satın almalarla gelişen müze, koleksiyon çeşitliliğini de bu arada arttırmıştır. Müze çeşitli koleksiyonlara sahiptir. Bunları belirli süre aralıklarıyla, bazen tek başlarına bazen diğer müzeler veya kişisel koleksiyonlarla yaptıkları işbirlikleri neticesinde düzenledikleri konu ağırlıklı sergilerle ziyaretçilere açmakta, kalıcı olmayı sağlamak için, yayımladıkları katalog eserlerle de okuyucularla buluşturmaya gayret göstermektedirler.

 

Müzenin ilk önemli sergisi ve ona ait kataloğu Çetin Anlağan ve Önder Bilgi’nin ortaklaşa hazırladıkları Protohistorik Çağ Silahları isimli çalışma olmuştur. Vehbi Koç Vakfı’nın 1983 yılında Sadberk Hanım Müzesi koleksiyonlarına kattığı Hüseyin Kocabaş Koleksiyonu’nda yer alan arkeolojik eserlerden oluşan kitap, böylece bir ilki gerçekleştirmenin zevkini yaşamıştır. Müzenin çini eserlere karşı duyduğu ilgi, önemli kalemlere yazdırılan bir kitapla ispatlanmıştır. Kitapta, İznik çini ve seramikleri hakkında Prof. Ara Altun, Kütahya çini ve seramikleri hakkında John Carswell, Çanakkale seramikleri hakkında ise Prof. Dr. Gönül Öney makaleler kaleme almışlardır. Her makaleden sonra ise müzede bulunan eserlerden örnekler gösterilerek tanıtımı yapılmıştır.

 

 

Yazarlardan John Carshwell dört yıl sonra Çin seramikleri hakkında yeni bir eser kaleme alır. Kitapta, XIII. asırdan XIX. asra kadar tarihlenmiş Çin porselen ve seladonların gelişimini içeren, müzenin koleksiyonunda bulunan eserler tanıtılır. Aynı yıl müzeyi genel anlamda tanıtan bir katalog yayımlanır. Vehbi Koç Vakfı’nın 1983 yılında Sadberk Hanım Müzesi koleksiyonlarına dahil ettiği Hüseyin Kocabaş Koleksiyonu’na ait eserler konularına göre tasnif edilir ve yeni eser katılımları sağlanır. Hemen sonra da bunlar yayımlanmaya başlanır ve ilk olarak yazma eserler kataloğu neşredilir.

 

Dört yıl sonra yeniden yayımlaması uygun görülür. Oğuz Tekin müzenin antik sikkeler kataloğunu hazırlar. İstanbul Arkeoloji Müzeleri Çiviyazılı Belgeler Arşivi şefi Sümerolog Veysel Donbaz tarafından hazırlanan müzenin çivi yazılı belgeleriyle ilgili eser, Hüseyin Kocabaş Koleksiyonu ile 1990-94 yılları arasında satın alınan iki grup Kapadokya tabletlerini içermektedir. Müzenin arkeolojiyle ilgili diğer çalışması hemen peşinden gelir. Tanju Anlağan tarafından kaleme alınan kitap, müzenin arkeolojik bölümünde yer alan eserler arasında önemli bir yer tutan seramiklere aittir.

 

Çoğunluğu Helenistik dönemle ilgili kalıplı kâseler ve kabartmalı kaplar hakkında bugün dahi halen Türkçe yayın çok azdır. Müzenin İcra Komitesi başkanı Sevgi Gönül’ün 2003 yılındaki vefatından bir yıl sonra, onun hat koleksiyonunun bir sergisi düzenlenir; Osmanlı hat sanatının toplam  objeden oluşan birbirinden seçkin örnekleri, Hülya Bilgi’nin hazırladığı katalog ile yayımlanır. Sadberk Hanım Müzesi’nin 25. kuruluş yılı münasebetiyle, yurtdışından satın alınarak Türkiye’ye kazandırılmış eserlerin tanıtıldığı serginin ürünü olan Asırlar Sonra Bir Arada Sadberk Hanım Müzesi’nin Yurtdışından Türkiye’ye Kazandırdığı Eserler adlı katalog kitapta toplam 105 adet esere yer verilmiştir. M.Ö. II. asırdaki Helenistik dönemden Osmanlı’nın XIX. asrına kadar geniş bir dönem ve medeniyet yelpazesine ait olan objelerin tanıtıldığı çalışma, müzeciliğin bir kez daha tutku ve zenginliğin ifadesi olduğunu yansıtmaktadır. Müzeye büyük emekler veren Sevgi Gönül’ün sağlığında oluşturduğu Osmanlı Dönemi Kilise Gümüşleri Koleksiyonu, 2003 yılında vefatından sonra Sadberk Hanım Müzesi koleksiyonlarına dahil edilmiştir. 2006 yılında düzenlenen bir sergi ile XVIII. asırdan XX. asır başına kadar olan dönemde, İstanbul’un çok kültürlü toplumsal yapısını ve sanatsal zevkini yansıtan 90 adet eser sergilenmiştir. Sergilenen eserlerin ekseriyeti gümüştür ve çoğunlukla Boğaz kıyılarındaki Rum kiliseleri ile onların etrafında bulunan aile ve cemiyetlere aittir. Sergi için hazırlanan kitap, Bizans sanatı uzmanı Brigitte Pitarekis ve Christos Merantzas’ın imzalarını taşımakta olup 65 esere yer verilmiştir.

 

İstanbul’da 19-22 Nisan 2007 tarihleri arasında düzenlenen 11. Uluslararası Doğu Halı Konferansı münasebetiyle, müzenin bir etkinliği olarak düzenlenen “Osmanlı İpekli Dokumaları Çatma Kemha” sergisinde yer alan 70 kadar örneğin, tamamı müzenin envanterine kayıtlı 56 adedinin neşredildiği aynı isimli katalogd XV. asır ile XX. asır başı arasına tarihlenen kemha ve çatma dokumalar tanıtılmıştır. İnsanlığın temel gıda maddesi olan su ile bira ve şarap gibi sıvıları barındıran kapların her zaman özel formlarda yapıldıkları, gerçekleştirilen kazı sonuçlarından anlaşılmaktadır. Müzede muhafaza edilen, Eski Çağda Anadolu ve Ege dünyasının farklı bölgelerinde pişmiş toprak, metal ve camdan imal edilip içeceklerin depolanması, servisi ve içiminde kullanılan Bizans, Helen ve Roma dönemine ait eserlerin 2008 yılı sergisiyle beraber neşredilen kataloğu, Sinem Üstün Türteki ve Bilge Hürmüzlü tarafından hazırlanmıştır. Müzenin 27 Kasım 2008-11 Ocak 2009 tarihleri arasında “Sarayın Terzisi: M. Palma-D. Lena-P. Parma” konulu sergiyle aynı isimli katalog, 1897-1923 yılları arasında İstanbul’un ve Osmanlı sarayının sayılı terzilerinden olan Palma-Lena-Parma atölyesi defterleri kaynak edinilerek hazırlanmıştır.

 

Doç. Dr. Hülya Tezcan, dönemin sivil ve askerî giyim tarzının yanı sıra ticaret hayatı  üzerine de değerli bilgiler içeren kıymetli bilgi ve araştırmalarına bu katalogda yer vermiştir. Atölyenin diktiği kıyafetlerde yer alan etiketlerden anlaşıldığı üzere, atölye daha çok Sultan II. Abdülhamid’in yaşadığı Yıldız Sarayı için çalışmıştır. Mevcut kayıt defterlerindeki siparişlerden atölyenin sadece giysi değil aynı zamanda saray tedarikçisi olarak da görev yaptığı anlaşılmaktadır. Atölyenin saray ve zengin müşterileri için diktiği pantolon, ceket, yelek, pardösü gibi sivil giysiler son dönem Avrupa erkek modasını yansıtır. Sergide yer alan ve katalogda gösterilen Sultan II. Abdülhamid ile çocukları Şehzade Mehmed Abid Efendi ve Şehzade Ahmed Nurettin Efendi’ye ait elbiseler bunlara örnektir. Ancak hemen ifade etmeliyiz ki bu sergi kataloğunda yer alan eserler sadece Sadberk Hanım Müzesi’ne ait değildir. Bu sergi ve katalog eseri ile tanıtılmaya çalışılan Parma atölyesine ait terzi defterlerinin, Osmanlı Devleti’nin son yıllarındaki sosyal yaşantıya ışık tutması, bu dönemin İstanbullu elit beylerin modasını aksettirmesi bakımından son derece önemli olduğu düşüncesindeyiz. Müze takdir edilmesi gereken bir ihtisas kütüphanesine sahiptir. Kütüphane koleksiyonu içindeki yıllıklar, bilhassa nadir eser niteliğindeki sâlnâmeler ayrıca dikkati çekmektedir. Özel kütüphaneler arasında en fazla sâlnâmeyi elinde bulunduran müze, bunlar hakkında yayım yapmayı da ihmal etmeyerek ilim dünyasına adres göstermiştir.

 

İsmail Bakar’ın hazırladığı yayın, devlet sâlnâmeleri, vilayet sâlnâmeleri, resmî kurum ve kuruluşlara ait sâlnâmeler, özel konulu veya kişi ve kuruluşlara ait nevsaller ve takvimler gibi konuları içermektedir. Sadberk Hanım Müzesi ve hamilerinin Türk çinilerine olan ilgilerine daha önce işaret etmiştik. İznik çini ustaları, XV. ve XVII. asırlar arasında Osmanlı Devleti’nin abidevi mimari eserlerini süslemiş birçok hatıra bırakmışlardır. Bugün dahi hâlâ sırları ve aşkları çözülememiştir. Müzenin 12 Nisan-11 Ekim 2009 tarihleri arasında düzenlenen Ateşin Oyunu-Sadberk Müzesi ve Ömer Koç koleksiyonlarından İznik Çini ve Seramikleri sergisi, işte bu hatıralardan örnekler sunmuştur. Hülya Bilgi’nin hazırladığı katalogda ise farklı estetik zevklere sahip ustaların 327 adet çini eserinden örnekler görebilmekteyiz. Müzenin 30. yıldönümü münasebetiyle 2010 yılı içerisinde düzenlenen “Osmanlı İmparatorluğu’nun Son Döneminde Kadın Giysileri” isimli sergi ile beraber, hazırlanan katalogda müzenin koleksiyonda var olan XVIII. asırdan XX. asır başına kadar olan dönemde hazırlanmış 81 kadın kıyafeti ve 13 çift ayakkabı yer alır. İstanbul Arkeoloji Müzeleri ile başlayan ve sonraki yıllarda Topkapı Sarayı ve Ayasofya ile devam eden müze yıllıkları yayımlama faaliyetini Sadberk Hanım Müzesi de takip etmiştir. Palmet ismini verdikleri yıllığın ilki 1997 yılında 219 sayfa olarak yayımlanmıştır. Temel konu olarak “ticaret” seçilmiş, Anadolu toprakları üzerindeki çeşitli dönemlere ait ticari faaliyetler hakkında farklı yazarlar tarafından makaleler kaleme alınmıştır. İkinci sayı 1998, üçüncü sayı 2000, dördüncü sayı 2002 ve son olarak beşinci sayı 2004 yılında neşredilmiştir. Türkiye’nin ünlü iş adamı Sakıb Sabancı uzun yıllar biriktirdiği sanat eserleri ve antikalarını başta ilgilisi olmak üzere her kesim insanla “paylaşma isteği duyarak” özel bir müze açmıştır.

 

Kaynak: Editör: Görsel Haber
Yorumlar
Haber Yazılımı