Haber Detayı
19 Aralık 2020 - Cumartesi 17:38 Bu haber 230 kez okundu
 
TÜRKLERİN ANAYURDU NERESİDİR?
İslam öncesi Türk Tarihi ve kültürü
- Haberi
TÜRKLERİN ANAYURDU NERESİDİR?

Türklerin ilk Anayurdu’nun Orta Asya (Türkistan)’da bulunduğu ve buradan dünyanın öteki yerlerine yayılmış oldukları eskiden beri bilinmektedir. Türkistan, diğer bir ifade ile Türk Yurtları, dil ve edebiyatımızda bir mekân ismi olarak daha ziyade Türklerin yaşadığı ülkeler anlamında kullanılmıştır. Türk tarih ve coğrafya literatüründe ise Türkistan; güneyde Himalaya dağları, kuzeyde Sibirya, doğuda Büyük Kingan (Kadırgan) Dağları ve batıda Hazar Denizi ile çevrelenen büyük bir ülkedir. Bu geniş ülkenin tamamını değil, ancak belirli bir kısmını Türkler yurt olarak kullanmışlardır.

Son zamanlarda yapılan birçok araştırmalar sayesinde, Türklerin anayurdunun Altay (Altın) ve Sayan (Kögmen) Dağları çevresi ile bu dağların kuzey-batı bölgeleri olduğu anlaşılmıştır. Fakat filolojik tetkikler, Türk anayurdunun bu bölgeyle sınırlı kalmadığını, Türklerin buradan doğuya, batıya ve güneye doğru yayıldıklarını ortaya koymuştur.1 Mesela, MÖ. 2. bin ortalarından itibaren Türkler, Altaylardan Ural dağlarına kadar olan geniş bozkır sahayı tamamen kaplamışlardır.2 Bu durumda Türkistan’ı şöyle tanımlayabiliriz; Moğolistan ve Sibirya’nın güneyi, bugünkü Kazakistan Bağımsız Devletler Topluluğu’nun dört Cumhuriyetinin -Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan ve Kırgızistan- topraklarının büyük bir bölümünü, Afganistan’ın kuzeyini ve hem Merv’e hem Herat’a bağlı İran Horasan’ını, Tibet, Sin-Kiang ve Kansu’yu kapsayan bölgelerdir.

 

Aslında bölgenin etnik dokusu, sosyal, siyasi, iktisadi ve coğrafi yapısı göz önüne alınacak olursa Keşmir eyaletini, hatta tüm Pencap’ı olmasa bile Pakistan’ın kuzeyini, yani Peşavar’ı Türkistan’a dahil etmemiz mümkündür. Peşavar Türkistan ticaret yollarının merkez kavşağı olma iddiasını uzun süre sürdürmüştür.3  

Kaynak:

1

 İ. Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, 22. Baskı, Ötüken Yayınları, İstanbul 2002, s. 48,
49; J. Paul Roux, Orta Asya Tarih ve Uygarlık, (Çev. L. Arslan), Kabalcı Yayınevi,
İstanbul 2001, s. 22 vd.; M. Kafalı, Türklerin Anayurdu, TTD, I. Ankara 1987, s. 1
vd.; Z.V. Togan, Umumi Türk Tarihine Giriş, İstanbul 1970, s. 9 vd.; L. Rasongi,
Tarihte Türklük, Ankara 1988, s. 1 vd.; L.M. Gumuliev, Eski Türkler, (çev. D.A.
Batur), İstanbul 1999, s. 21 vd.; E. Memiş, Eskiçağda Türkler, Çizgi Kitabevi, Konya
2002, s. 43; S. Koca, Türk Kültünün Temelleri 1, İstanbul 1990, s. 12; Z. Kitapçı,
Orta Aya Türklüğünün Büyük İslam Kültür ve Medeniyetindeki Yeri, Konya 1995,
s. 35; L. Ligeti, Bilinmeyen İç Asya, (çev. S. Karatay), Ankara 1986, s. 13 vd. S.G.
Klyashtorny- T.İ. Sultanov, Türkün Üç Bin Yılı, (usçadan Çev. A. Batur), Selenge
Yayınları, İstanbul 2003, s.57 vd.


2
 İ. Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, 23. Basım, Ötüken Neşriyat, İstanbul 2003, s.49,
A.N. Kurat, IV-XVIII. Yüzyılda Karadenizin Kuzeyindeki Türk Kavimleri ve
Devletleri, Ankara 1992, s. 2; G. Nemeth, “Türklüğün Eski Çağları”, Ülkü, V, Ankara
1940, s. 299 vd.; S. Koca, a.g.e., s. 12.

 

 3 Roux, a.g.e., s. 14, 15

Kaynak: Editör: Görsel Haber
Yorumlar
Haber Yazılımı