Haber Detayı
29 Ağustos 2019 - Perşembe 22:59
 
Türkiyeʹnin ˮöfkeˮ haritası çıkarıldı
YAŞAM Haberi
Türkiyeʹnin ˮöfkeˮ haritası çıkarıldı

İlişkili HaberlerRTÜK, yapımcılarla şiddet sahnelerini görüşecekŞiddet haberleri meşrulaştırmaya ve duyarsızlaşmaya sebep oluyorHer üç gençten ikisi şiddete başvuruyorDuayen isimden öneri: Anne-baba okulları açalım (Şiddet ve istismar)Şiddet ve şiddete neden olan etmenlerle ilgili yapılan en geniş kapsamlı akademik çalışma ile Türkiyeʹnin ˮöfkeˮ haritası çıkarıldı. Üsküdar Üniversitesiʹnin, klinik psikoloji alanında yüksek lisans yapan 125 öğrencisi tarafından gerçekleştirilen saha çalışması ile gerçekleştirilen çalışmada 81 ilden 18-81 yaş arası evli, bekar, çocuklu veya çocuksuz bireylerden oluşan 25 bin kişiyle yüzyüze görüşme gerçekleştirildi.EN ÖFKELİ BÖLGE GÜNEYDOĞU ANADOLUÖfke-düşmanlık ve saldırganlık eğilimi en yüksek bölge Güneydoğu Anadolu bölgesi olurken; en düşük bölge ise Trakya ve Orta Karadeniz oldu. Araştırmayı yürüten Sosyal Bilimler Enstitü Müdürü Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, ˮGüneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu bölgelerinde eğilim daha fazla iken daha düşük riskli olan bölgelerinse Trakya bölgesi, Sinop, Kastamonu, Çankırı ve İzmir civarı olduğunu gördük. Buralarda yüksek çıkmasını bu bölgelerin biraz daha geleneksel, metropolleşmeden biraz daha uzak, daha geniş ailelerin bir arada yaşayabildiği daha geleneksel kodlarla büyüyen bireylerin olmasına bağlıyoruzˮ dedi. Üsküdar Üniversitesi Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aile içi şiddet suçunun önlenmesi için üniversite olarak bugüne kadar birçok çalışma yürüttüklerini belirterek İstanbul Emniyet Müdürlüğü ile konuya ilişkin bir işbirliği protokolü imzaladıklarını söyledi. Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı,  Şiddet ve Suçla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi (ŞİDAM) Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy ise şiddete uğrayan kadınların karakollarda karşılaşacağı görevlilerin bu konuda eğitimli olması ve hatta onların da kadın olması gerektiğini vurguladı.HEM KURBANLAR HEM SANIKLAR REHABİLİTE EDİLMELİProf. Dr. Nevzat Tarhan ˮKadına yönelik aile içi şiddet konusu tüm dünyada artmış durumda. Amerikaʹda acillere başvuranların yüzde 17ʹsi aile içi şiddet kurbanı insanlar. Biz üniversite ve ŞİDAM (Şiddet ve Suçla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi) olarak İstanbul emniyeti ile gerçekleştirdiğimiz protokolle şiddet kurbanları veya sanıkları konusunda ciddi bir veri tabanı oluşturacağız. Bu sayede nedenleri daha sağlıklı belirleyip önlemek için hangi aksiyonların alınması gerektiğine dair veriler elde edeceğiz. Hem kurbanların hem saldırganın rehabilite edilmesi gereken bir konu şiddet. Aile içi şiddetin hem ülkemizde hem dünyada artmasının nedenlerinden biri de kadının özgürleşme hareketi. Kültürel olarak buna hazır değiliz. Devlet bu kadınlara sahip çıkmak için adımlar atsa da yeterli değil. Kadının ve erkeğin evde eş rolleri topluma doğru bir şekilde öğretilmeli. Gelişmiş ülkelerde gençlere erken ergenlik döneminde pozitif psikoloji değerleri öğretilerek aile içi şiddetin önüne geçilmeye çalışılıyor. Şiddetin bir hak arama tekniği olarak görülmemesi için ortaokul sıralarından eğitime başlanması şartˮ diye konuştu.ERKEK ÇOCUKLARDA AKTİVE OLAN ŞİDDET GENİProf. Dr. Sevil Atasoy kadın cinayetlerinin kriminoloji alanında daha farklı bir konumu olduğunu, kadınların çoğunlukla güvendiği kişilerce, (eş, baba, ağabey vb) ve en güvendiği ortamda şiddete maruz kaldığını belirtti. Şiddet eğiliminin genetik temellerine de dikkat çeken Prof. Dr. Atasoy, ˮHer ne kadar şiddet elbette öğrenilen bir davranış olsa da şiddetin bir genetik faktörünün olup olmadığı üzerine uzun yıllardır yapılan çalışmalar var. Bu çalışmalar da pek destek görmez, çünkü çok ciddi bir savunma taktiği olarak kullanılırlar. Hatta kazanılmış davalar da var İtalyaʹda özellikle. Bende şiddet geni var ondan öldürdüm diyip beraat almış vakalar var. Şiddet birçok parametreden oluşan bir kompleks. Bununla ilgili en belirgin aday gen Monoamin oksidaz-A (MAOA). Bu gen üzerine 20 yıldır yürütülen çalışmalar var. Şiddet gören erkek ve kız çocukları incelendiğinde erkek çocuklarda aktive olduğu, buna karşılık kız çocuklarda aktive olmadığı şeklinde yayınlar var. Bu da özellikle erkek çocukların dövülmemesi gerektiği yönünde yayınları beraberinde getirdi. Aslında tüm dünyada her iki cinsin farklı olduğu, meslek seçimlerini dahi etkileyen uygulamalar asırlardır var. Kadınların çalışması da eski bir hadise değil. Pilot, polis vb olması daha çok yeni. Dünyanın her yerinde kadınlar evde çocuklara bakmak, yemek yapmakla yükümlü bir model, daha zayıf cinsiyet olarak algılandıkları için iki cinsiyet arasında sonunda erkeklerin kadına her türlü şeyi yapabilme cesareti gösterdiği bir dünyaya geldik. Bunun çaresini bulanlar 5 yaştan 25 yaşa kadar tüm eğitim düzeylerinde kadın erkek eşitliği eğitimini verebilenler oluyorˮ diyerek sözlerini noktaladı.KADIN ERKEK ARASI FARK ÇOK AZKontrolsüz öfke ve buna bağlı şiddet eğilimi kadınlarda yüzde 24, erkeklerde ise yüzde 27 oranında çıktı. Doç. Dr. Sayar, erkeklerdeki şiddet eğiliminin daha yıkıcı sonuçları olduğunu vurgularken kadınlarda bu eğilimin daha gizli kalabileceğini vurguladı. Sayar, ˮKadın evde çocuğuna ya da evcil hayvanına, hatta intihar ederek kendine bile şiddet gösterebilirken erkeğin uyguladığı şiddet çok daha açık ortada oluyor. Bu nedenle iki cins arasındaki eğilim oranlarının birbirine yakın çıkması şaşırtıcı değilˮ dedi.ŞİDDET SAHNELERİ BUNUN BİR ÇÖZÜM OLDUĞU MESAJINI VERİYORDoç. Dr. Sayar, ekranlardaki dizi veya filmler yoluyla evlere giren şiddet görüntülerine ilişkin şunları söyledi: ˮMedya kanalı ile şiddetin normalleştirilmesi ne yazık ki sık rastladığımız bir durum. Özellikle dizilerdeki karakterlere baktığımız zaman kadına, çocuğa, sağlık çalışanına şiddet, şiddetin bir çok yolu var ve dizilerde güçlü ve sevilen karakterler eliyle bu şekilde şiddet uygulandığı, bu şiddetin cezasız olduğu görüldüğü zaman bu da toplumda bir öğrenme sağlıyor. İnsanlara bu tür bir zorlukla karşılaştığınızda şiddete başvurabilirsiniz mesajını alttan vermiş oluyoruz. Eğlence sektöründe de yapımcılar sorumlu davranıp gereken dikkati göstermek zorunda.ˮGENÇLERDE KONTROLSÜZ ÖFKE DAHA FAZLAÜsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitü Müdürü Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar ve Psikoloji Bölümüʹnden Dr. Hüseyin Ünübol öncülüğünde yürütülen çalışmaya katılanların yüzde 49.8ʹi kadın, yüzde 50.2ʹsi erkeklerden oluşuyor. Katılımcıların yüzde 54ʹü üniversite, yüzde 26ʹsı lise, kalan yüzde 20ʹsi ise ilköğretim veya yüksek lisans mezunu.  Araştırma analizlerini yorumlayan Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, ˮhostiliteyeˮ etki eden faktörleri ˮgenç yaş, duyguları tanıma ve ifade güçlüğü, negatif duyguların çokluğu, tütün ve madde kullanımı şeklinde özetledi. Sayar,  ˮDaha genç yaşlarda eğilim daha fazla oluyor. 18-23 yaş grubunda hostilite eğilimi kadınlarda yüzde 8.4; erkeklerde ise yüzde 9.08. 39 yaş ve üzerinde bu eğilim ortalama yüzde 6ʹlara düşüyor. Yine kadınlarda lise mezunu, erkeklerde ortaokul mezunu katılımcılarda eğilim oranı artıyorˮ dedi. Kontrolsüz öfke ve şiddet eğiliminin daha çocuklukta başladığını anlatan Doç. Dr. Sayar, ˮYeni nesil ebeveynlerin çocuklarının her istediğini gerçekleştirme davranışı da ileride bu çocuklarda kontrolsüz öfkenin ortaya çıkmasını tetikliyor. Çünkü bu çocuklar sabırsız ve her istediklerini anında elde edebilme beklentisiyle büyüyorˮ diye konuştu.VİDEO: KADIN CİNAYETLERİNDE CAYDIRICI CEZA NE OLMALI?dataLayer.push({ʹplatformʹ: ʹResponsiveʹ, ʹcategory1ʹ: ʹKadına Şiddetʹ,ʹcategory2ʹ: ʹKadın cinayetlerinde caydırıcı ceza ne olmalı? (Emine Bulutʹun kızının çığlığı Türkiyeʹyi sarstı)ʹ});
Kaynak: Editör:
Etiketler: Türkiyeʹnin, ˮöfkeˮ, haritası, çıkarıldı,
Yorumlar
Haber Yazılımı