Haber Detayı
29 Kasım 2020 - Pazar 20:41 Bu haber 256 kez okundu
 
Türk Müzeciliğinde Osman Hamdi Bey ve Müze-i Hümayun’un İlk Yayımları
Osman Hamdi Bey ilk olarak Çinili Köşk’ün eksiklik ve aksaklıklarını gidermeye çalıştı.
KÜLTÜR-SANAT Haberi
Türk Müzeciliğinde Osman Hamdi Bey ve Müze-i Hümayun’un İlk Yayımları

Bu arada ricası üzerine Dahiliye Nazırı olan babası Ethem Paşa, vilayetlere eski eserlere sahip çıkılması ve bunların toplanarak İstanbul’a getirilmesiyle ilgili genelgeler gönderdi. Hamdi Bey müzedeki eserleri yeniden düzenlemek için Fransız uyruklu arkeolog ve filolog Salomon Reinach’ı İstanbul’a getirtti. Bu şahsa Çinili Köşk’teki müzenin ilk kataloğu olan Catalogue du Musée Impérial d’antiquités’u 1882’de hazırlattırarak, yayımladı. Sanayi-i Nefise-i Şahane Mekteb-i Âlîsi’nin kurulmasını Hamdi Bey sağladı. Bu mektep için yeni bir bina yaptırttı. 1917’de taşınana kadar bugünkü Şark Eserleri Müzesi bu okul için kullanıldı. Osman Hamdi Bey Asar-ı Atika Nizamnamesi’nde Osmanlı Devleti lehine bazı düzenlemeler yaptırdı (21 Şubat 1884). Söz konusu nizamname Nisan 1906’da yine Hamdi Bey tarafından yaptırılan küçük değişikliklerle 1973 yılına kadar yürürlükte kaldı. Osmanlı ülkesinin birçok yerinden gelen tarihî eserlerle beraber bizzat Osman Hamdi Bey’in kazılarından çıkan eserlerin (bilhassa Sayda kazıları) İstanbul’a gelmesi sonucu Çinili Köşk’ün yetersiz kalacağı ortaya çıktı. O dönemin meşhur mimarlarından ve aynı zamanda Sanayi-i Nefise Mektebi Âlisi hocalarından mimar Aléxandre Vallaury’ye yeni bir bina yaptırıldı. “Âsâr-ı Atika Müzesi” ismiyle 13 Haziran 1891’de açılan müze, bugün hâlâ müze olarak tasarlanarak inşa edilen nadir yapılardan biri oldu.16 Müzenin açılışından iki ay kadar sonra müzenin ihtiyacı olan modelhane (mülaj atölyesi), kütüphane ve fotoğrafhane inşa edilmesine gerek duyuldu ve bunlar da Osman Hamdi Bey’in gayret ve girişimleriyle yapımları tamamlanarak 1892 senesi başlarında hizmete girdi. Bir süre sonra yeni gelen eserlere ve gelecek olanlara yer lazım olduğu öngörülünce ek müze binalarının mimarlık çizimleri yine Aléxandre Vallaury’ye yaptırıldı. İlk bölümü ressam ve mimar Philipe Bello’nun nezaretinde 1903’te, ikinci bölümü bu kez mimar Halil Edhem Bey tarafından yürütülerek 1907’de tamamlandı. Bu binaların bütçesinin temininde şüphesiz dönemin padişahı Sultan II. Abdülhamid’in büyük katkısı oldu. Yeni müzenin (1891’de açılan) katalogları tanınmış Fransız arkeologlarından André Joubin tarafından Luhud ve Mekâbir-i Atika Kataloğu ile Âsar-ı Heykeltraşi Kataloğu -Kadim Yunan, Roma, Bizantin ve Frank Devirleri- ismiyle Osmanlıca ve Fransızca olarak 1893 senesinde yayımlandı. Bu eserler daha sonra çeşitli defalar yeniden tab edildi. Aynı sene İsmail Galib Bey’in Müze-i Hümayun’un Türkmâniye paralarıyla ilgili Meskûkât-ı İslâmiyye Kısmından Meskûkât-ı Türkmâniye Katoloğu yayımlandı ve bir sene sonra Fransızcası basıldı. 1894 yılının Eylül ayında İsmail Galib Bey’in Meskûkât-ı Kadime-i İslâmiye Kataloğu’nun 2. kısmı yayımlandı. Böylece, müzede bulunan 940 İslâmî sikkenin tanıtımı yapıldı. Bir sene sonra Himyeri ve Palmire eserlerinin kataloğu tamamlandı ve Fransızca olarak basıldı. 1897’de Âsâr-ı Himyeriyye ve Tedmüriye Kataloğu yayım hayatına dahil oldu. Müze-i Hümayun 1898 yılı yayın faaliyetlerinin başında André Joubin’e, Çinili Köşk’te teşhir edilen eserlerden hazırlattığı Bronzes et bijoux ile 284 eserin tanıtımını yaptırttı. Aynı yılın diğer bir yayımı, çiviyazısı uzmanı M. Viscent Scheil’in hazırladığı ve 932 eserin tanıtıldığı Monuments Egyptiens oldu. Mehmed Vahid Bey 1900 yılında bu kataloğu Türkçeye çevirdi ve katalog Âsâr-ı Mısriyye Kataloğu adıyla yayımlandı.21 Eserin önsözünü müze müdürü Osman Hamdi Bey kaleme aldı ve yazısında müzedeki eserler için Sultan II. Abdülhamid Han’ın emriyle o güne kadar 10 kataloğun hazırlandığına işaret etti. Bu arada André Joubin’in 1893’te yayımlanan Monuments Funéraires isimli eseri ikinci olarak 1898 yılında tekrar tab edildi. 1900 yılında Mehmed Vahid Bey’in tercümesinden başka A. Joubin’in Luhud ve Mekâbir-i Atika Kataloğu’nun ikinci basımı yapıldı. Aynı tarihlerde, başarılı çalışmaları ile tanıdığımız İsmail Galib Bey’in, kendi yolunda gittiğini gördüğümüz oğlu Mehmed Mübarek Meskûkât-ı Kadime-i İslâmiye Kataloğu -kısm-ı sâlis- adlı kataloğu hazırladı. Bu katalogda Cengiziyye, İlhaniye, Celairiye ve Kırım hanlarının sikkeleri tanıtılmış, bibliyografya, basım tarihi, darb yerleri ile monogram listelerine yer verilmiştir. 1903’te İslâmî sikke uzmanı Ahmet Tevfik Bey, Muskûkât-ı Kadime-i İslâmiye Kataloğu -Kısm-ı râbi-’yi hazırladı. A. Tevfik Bey bu kataloğunda Türkistan hakanları, Horasan ve Irak Selçukileri, Anadolu Beylikleri, Karakoyunlu ve Akkoyunlulara ait sikkelere yer verdi ve 1072 sikke tanıttı. 1908 yılında meşhur Gustave Mendel’in hazırladığı kataloğa kadar Müze-i Hümayun’un yayım çalışması yok gibidir. Mendel’in hazırladığı Catalogue des Figürines Grecques de Terre Cuite, Müze-i Hümayun’un pişmiş toprak eserlerini tanıtmakta olup, günümüzde hâlâ önemini devam ettirmektedir. Bu eserde 3554 obje tanıtılmış ve günümüz bilimsel ölçütlerine göre hazırlanmıştır. Mendel’in bir diğer çalışması olan ve Osman Hamdi Bey’in vefatından sonra hazırlanan Catalogue Sculptures Grecques, Romaines et Byzantines adlı eser üç cilt olup (I/1912, II, III/1914), Müze-i Hümayun Katalogları projesinin bugün dahi hâlâ yeri doldurulamayan kitaplarındandır. Grek, Roma ve Bizans heykeltıraşlık eserlerini tanıtan çalışma, çok iyi bir teknik ile çekilmiş bol sayıdaki fotoğrafları, basım tekniği, muhtevası ve bilimsel ölçütü şüphesiz hâlâ takdire şayandır. 24 Şubat 1910 tarihinde Osman Hamdi Bey’in vefatından kısa bir süre sonra yayımlanan ilk katalog, Müze-i Hümayun’un toprak eserlerini tanıtan ve M. J. Ebersolt tarafından düzenlenen Catalogue des Poteries Byzantines et Anatoliennes du Musée de Constantinople isimli eserdir. Katalogda 158 objenin birçoğunun fotoğraf ve çizimleriyle tanıtımı yapılmıştır. Osman Hamdi Bey’in vefatı sebebiyle de ilk defa önsözü artık Müze-i Hümayun müdürü olan Halil Edhem Bey yazmıştır. Eborsolt tarafından hazırlanan bir diğer katalog ise Bizans kurşun mühürlerini tanıtmaktaydı. I. Dünya Savaşı süresince Müze-i Hümayun’un, yayınlarını eskisi kadar sürdüremediği görülmektedir. 1918 yılında Halil Edhem Bey’in hazırladığı Meskûkât-ı Kadime-i İslâmiye Kataloğu ile diğer bir katalog olan Babil-Asur Eserleri savaş döneminin yayınlarındandır. Böyle bir zamanda yayım yapılması bile dikkate değer ve müze adına övünç duyulması gereken bir husustur. Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmasından sonra başlatılan Kurtuluş Savaşı süresince dahi müzedeki bilimsel çalışmalara devam edildiği anlaşılmaktadır. Yeni müze müdürü ve Osman Hamdi Bey’in kardeşi olan Halil Edhem [Eldem] Bey, 1923 yılı başında Âsâr-ı Atika Müzesinde Meskûkat Koleksiyonları’nı yayımladı. Halil Edhem Bey’in eserin önsözünde bahsettiği önemli bir husus da, “Neşriyât-ı Müze-i Hümyaun” namıyla 1332 (1916) senesinden beri sürdürülen yayımların, artık “İstanbul Âsâr-ı Atika Müzesi Neşriyatı” unvanı ile devam edeceğidir. 1925 yılında müzenin Eski Şark Eserleri şubesinin başuzmanlarından Eckhard Unger’in Die Reliefs Tiglatplesers III. Aus Arslan Tash adlı eserinin yayımlandığı görülmektedir. 1926’da müzenin yine Eski Şark Eserleri şubesinde konservatör olarak çalışan Essad Nasuhi’nin “Musées des Antiquitées Asssyro-Babyloniennes” isimli rehberinde on bir salonda bulunan objeler tanıtıldı. Almanya Universität Giessen’in öğretim üyelerinden Julius Lewy tarafından Almanca olarak hazırlanan ve 160 eserin tanıtıldığı Keilschrifttexte in den Antiken -Museen zu Istanbul- Die Altasyyrischen Kültepe bei Kaisarija (Âsâr-ı Atika Müzelerinde Hatt-ı Mıhî Metinleri, Kayseri Civarında “Kültepe”de Zuhur İden Kadim Âsurî Metinleri) aynı yılın bir diğer kıymetli çalışmasıdır. 1928 senesinde, “İstanbul Âsâr-ı Atika Müzesi’nde Şâheserler” başlığı altında, müze objelerinin fotoğraf ağırlıklı kataloglarıyla karşılaşılmaktadır. Bunların ilki Alman uyruklu Martin Schede’nin hazırladığı Âsâr-ı Atika Müzesinde Yunan ve Roma Devirlerine Ait Heykeltraşi Eserler adlı çalışmadır. 50 fotoğraftan oluşan çalışma görsel ağırlıklıdır. Bundan sonra Ernst Zimmermann’ın Topkapı Sarayı’nda Eski Çini Porselenler kataloğu gelmektedir; 3 cilttir ve her cildi ayrı bir konu edinmiştir. Yine zengin bir obje fotoğraf çalışması mevcuttur. Bundan sonraki yayımlar daha çok önemli müze eserleri üzerinedir.

 

Müze-i Hümayun’un ilk yayınları arasına katacağımız son eser, Divan-ı Umumiye Mektubcusu ve Sanayi-i Nefisiye Mektebi Sanat Tarihi muallimi (aynı zamanda Osman Hamdi Bey’in damadı) Mehmed Vahid Bey’in kaleme aldığı Reh-nüma’dır. Rumi 1330 tarihli baskının önsözünde Halil Edhem Bey’in işaret ettiği üzere, Rumi 1319 ve 1325 senelerinde de aynı eser basılmış ancak mevcudu kalmamıştır. Müze-i Humayun’u ziyaret edenlere “sühûlet” yani kolaylık olmak üzere hazırlanmıştır. Bir nev’i rehber diyebileceğimiz bu eser 154 sayfadan müteşekkil olup, Müze-i Hümayun’un salonlarında bulunan eserleri tanıtmış ve son sayfalarını da “Lügâtnâme” olarak düzenleyerek alanında bir ilki oluşturmuştur. Bu yılları takip eden en önemli gelişmelerden birisi ise, artık müzenin düzenli ve süreli bir yayınının devreye girmesidir.

 

Kaynak: Editör: Görsel Haber
Yorumlar
Haber Yazılımı