Haber Detayı
29 Kasım 2020 - Pazar 22:58 Bu haber 326 kez okundu
 
TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığına Bağlı Müze ve Birimler
TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığına Bağlı Müze ve Birimler
KÜLTÜR-SANAT Haberi
TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığına Bağlı Müze ve Birimler

Saray Köşk ve Kasırlar: Dolmabahçe Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Yıldız Sarayı Şale Köşkü, Aynalıkavak Kasrı, Küçüksu Kasrı, Yalova Atatürk Köşkleri, Ihlamur Kasırları, Maslak Kasırları, Florya Atatürk Köşkü, Beykoz Kasrı.

 

Fabrikalar: Yıldız Çini Fabrika-i Hümâyûnu, Hereke Halı ve İpekli Dokuma Fabrikası.

 

Müzeler: Aynalıkavak Musiki Müzesi, Dolmabahçe Saat Müzesi, Saray Koleksiyonları Müzesi. TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığının müzecilikle ilgili birimleri yukarıda yazıldığı üzeredir. Biz Milli Saraylar Daire Başkanlığı müze ve birimlerini bir bütün olarak değerlendireceğiz. Cumhuriyetin ilanından dört ay sonra, 3 Mart 1924 tarihinde çıkarılan 431 sayılı yasa ile halifelik kaldırılmış, hanedana ait saraylar ve her türlü emlakı ile mefruşatı bu yasanın ilgili maddeleri gereği millete intikal etmiştir. 18 Ocak 1925 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile de Dolmabahçe ve Beylerbeyi sarayları, Milli Saraylar adı altında korunmak üzere Milli Saraylar Müdürlüğüne bırakılmıştır. Daha sonraki yıllarda çıkarılan bir kanun ile müdürlük, 318 TALİD, 8(16), 2010, H. Cengiz İstanbul Müzeleri Literatürü 319 Milli Saraylar Daire Başkanlığına dönüştürülmüş ve yukarıda zikredilen müze ve birimler çeşitli tarihlerde bu kuruma bağlanmıştır. Milli Saraylara bağlı bu birimlerin 1984 yılında alınan bir kararla müzesaray olarak açılması kararı, bu tarihî yapılar hakkında yeni anlayışına uygun yayımlar yapılmasını sağlamıştır. Tesadüf müdür bilmiyoruz ama İstanbul sevdalısı Çelik Gülersoy tarafından kaleme alınan eser bu yıla denk gelir. 

 

Çağlar Boyu İstanbul Görünümleri isimli çalışmanın üçüncü cildidir. Gülersoy sahibi olduğu zengin fotoğraf arşivi, gravür ve yağlıboya resimlerini burada kullanmaktan çekinmemiştir. Ona, Yılmaz Dinç, Ara Güler, Sami Güner ve Selahattin Giz gibi şahsiyetler de yardımcı olmuştur. Eser, sarayın çevresinde bulunan yerleşimlerin tanıtılmasıyla başlar. Yazar, sarayı inşa ettiren Sultan Abdülmecid Han’dan başlayarak son padişah Sultan Vahideddin’den son halife Abdülmecid’e kadar sarayı kullanan şahsiyetler hakkında bilgi verir. Son olarak da sarayın son kullanıcıları olan Cumhuriyet dönemi yöneticilerine değinip, sarayın yapısal özelliklerini anlatarak kitabını nihayete erdirir.

 

Milli Saraylar uzmanları tarafından hazırlanan Dolmabahçe Sarayı kitapçığı tanıtım için hazırlandığından kısa ve öz bilgilerle yetinilmiştir. Kısa bir süre sonra tanıtım için hazırlanan kitapçıkların 1992 yılı içinde bir seri haline getirildiğini görmekteyiz. Dolmabahçe ve Beylerbeyi sarayları, Yıldız Şale Kasr-ı Hümayunu, Yalova Atatürk Köşkleri, Ihlamur Kasırları, Küçüksu Kasrı ve Maslak Kasırları yine Milli Sarayların uzmanlarınca kaleme alınarak yayımlanmıştır. 1988’de Milli Saraylara bağlanan Florya Atatürk Deniz Köşkü ile ilgili eser ise Şule Yum tarafından hazırlanmak için bir süre bekleyecektir. 1935 yılında İstanbul Belediyesi tarafından mimar Seyfi Arkan’a inşa ettirilen köşk, uzun zaman diğer cumhurbaşkanları tarafından da kullanılmıştır. Müze olarak ziyarete açıldığı yılda neşredilen kitap, köşkü tanıtmakta olup Türkçe ve İngilizce olarak yayımlanmıştır. 1992 yılı içinde yine kurum tarafından Milli Saraylar adlı dergi neşredilmeye başlanmış ve 1993, 1994 ve 1995 yıllarında da birer sayı olarak çıkmıştır. Türkçe ve İngilizce yayımlanan dergide ilgilisi için kıymetli makaleler mevcuttur. Dergi yayını bir süre inkıtaa uğramakla beraber 1999 senesinde yeniden faaliyete geçmiştir. Ancak derginin ismi bu kez Milli Saraylar Tarih Kültür Sanat Mimarlık olarak inkılâba uğramıştır. O sene Milli Saraylar Daire Başkanlığı görevini ifa eden Polat Akbulut, derginin çıkarılma amacını, “Bilimin ve düşüncenin ışığında Osmanlı’yı, hâlâ bir sis perdesi ardında duran o yapıyı anlamak” olarak göstermekte ve ilaveten “Çünkü, o sis perdesinin ardında duran neyse, biz şimdi uzak bir geçmişi ve o geçmişin izinde biraz da bizi anlatanı” bulmak istediklerine işaret etmektedir. Dergi en son 7. sayısını 2011 tarihinde çıkarmıştır. Başta müze uzmanları olmak üzere her türlü ilgilisine dergi sayfalarının açık olduğu gözükmektedir. Milli Saraylara bağlı birçok birimin aydınlatma araçları sanatsal zevklerle imal edilmiştir. Milli Saraylar bununla ilgili ciddi bir koleksiyona sahiptir. Aydınlatma araçlarını anlatan bir çalışma ise 1998’de yayımlanmıştır. Dolmabahçe ve Beylerbeyi saraylarından 43 aydınlatma aracının tanıtıldığı eser Türkçe ve İngilizce kaleme alınmıştır.

 

Bu kitaptan bir sene önce neşredilen ve Dolmabahçe ile Beylerbeyi saraylarında bulunan 46 tarihî saati tanıtan koleksiyon kitapçığı ise Vahide Gezgör tarafından hazırlanmıştır. Daha kapsamlı ve muhtevalı olan bir çalışma ise kurumun saat bölüm şefliğini de yürüten Şule Gürbüz’e aittir.

 

Bu katalog eser iki kısımdan oluşur. Birinci kısımda “Avrupa Saatleri” işlenirken kurumda bulunan Fransız, İngiliz, Amerikan, Alman, Avusturya saatlerinden seçkin örnekler sunulmuştur. İkinci kısım olan “Osmanlı Saatleri”nde bilhassa Mevlevi Eflaki Dede üzerinde hususiyetle durulmuş, Mehmet Şükrü, Mehmet Muhsin ve Süleyman Leziz gibi saat ustalarının elinden çıkan saatler de tanıtılmıştır. Aydınlatma ışıkları üzerine yazılan diğer bir eser ise İpek Fitoz’un hazırladığı Dolmabahçe Sarayı’nda “Avrupa Işıkları” isimli kitaptır.  Bu eserde işin kültürel boyutu da işlenmiştir. Saraylıların hatıralarına başvurulmuş ve onların tanıklıkları doğrultusunda değerlendirmeler yapılmıştır. Dolmabahçe Sarayı’nın mekanlarını hem aydınlatan hem de süsleyen, ortamın ihtişamını ışıltılı görünümleriyle güçlendirerek Osmanlı geleneksel anlayışının batılılaşma serüveni ile nasıl birleştiğini günümüze aktaran bu eser, Avrupa’nın Sanayi Devriminin Dolmabahçe Sarayı’nda mekan aydınlatmasına etkileri gibi bir konu başlığına dahi sahiptir. Topkapı Sarayı uzmanlarından Dr. Deniz Esemenli, Osmanlı Saray mimarisi ve özellikle harem kurumu hakkındaki çalışmaları ile tanınmaktadır. Yazar, bu uzmanlığını akademik olarak da ispatlamıştır. Bunun yanında Topkapı Sarayı’ndaki birikim ve gelişimini Osmanlı saray mimarisi ve yaşam tarzı nın bir devamı olan Dolmabahçe Sarayı üzerinde de sürdüren Esemenli, Osmanlı Sarayı ve Dolmabahçe isimli kitabı ile bunu okuyucularına aktarmıştır. Yazar, Osmanlı klasik saray anlayışından Batı tarzı saray anlayışına geçişin bir mekanı olan Dolmabahçe Sarayı’nda, klasik saray anlayışından nelerin kalıp kalmadığı ile Batı tarzı sarayların Dolmabahçe Sarayı’na yansımalarını ayrıntısıyla incelemiştir. Dr. Esemenli, “Dolmabahçe Saray topluluğu, Osmanlı sanatının yarattığı son büyük yapı kütlesi ve kompleksidir. Dönemin anılarını göz önünde tutarak ve mekanların zamanla değişen işlevlerinin izini sürerek Osmanlı çağdaşlaşmasının saraya intikalini” bu eserde yorumlamak istediğini açıkça söyler. Eserin giriş kısmında Osmanlı saraylarının genel bir değerlendirilmesi verilmiş, sonra Dolmabahçe Sarayı’nın detaylarına geçilmiştir. “Mekanlar ve Hatıralar” kısmında saray sakinleri ve çalışanlarının hatıralarına başvurularak, bunların ışığında saray anlatılmaya ve yorumlanmaya çalışılmıştır. Yazar, sarayın mimarı Balyanların, saray tasarımını Avrupa’dan ithal ederken bile Doğu ve Batı’nın sosyal yapısını çok iyi analiz ettiklerini, tarihin en belirgin sentezlerinden birini yaratan Osmanlı’nın çağdaş sarayına da bu kompozit tavrın damgasını vurduklarını ileri sürmektedir. Yine o, zaten uygarlık boyutunda bir kültürden gözü kapalı bir aktarmacılığın beklenemeyeceğini, böylece Dolmabahçe Sarayı’nın Batı saraylarını tekrarlayan ikinci sınıf bir yapı olmadığını, toplumların örgütlenme biçiminin mimari orijinaliteyi yarattığının bu sarayla bir kez daha kanıtlandığını iddia eder. Kitabın “Güneş Kartal’dan Boğaziçi Sultanı’na” isimli son bölümünde ise, Fransız Versallies Sarayı ile Dolmabahçe karşılaştırılır. Eser ayrıca birçok fotoğraf, gravür ve plan ile görsel zenginliği de ihmal etmemiştir. Milli Saraylar uzmanları tarafından monografik çalışmalar zaman zaman tekrarlanmaktadır. 2005 yılında yeniden kaleme alınan Dolmabahçe Sarayı bunlardan biridir. Bu sefer sarayın gezi güzergâhına göre hazırlanan eser, sarayın her bölümünü bağımsız olarak ele almış ve bunu işlerken de okuyucuyu görsel malzeme ile doyurmuştur. Dolmabahçe Sarayı’nın açılışının 150. yılı münasebetiyle Milli Saraylar Daire Başkanlığı tarafından çeşitli faaliyetlerde bulunuldu. Bunlardan biri büyük ilgi ve katılım gören uluslararası sempozyumdu. Ancak biz şimdi bir başka emeğin ürünü olan Boğaziçindeki Mücevher Dolmabahçe Sarayı isimli kitaptan bahsedeceğiz. İskender Pala’nın edebi üslubu ve birikiminin bir neticesi olan kitap, kıymetli görsel malzeme ile de zenginleştirilmiştir. Kitap her ne kadar Dolmabahçe Sarayı’nı anlatsa da bildiğimiz o klasik anlatım tarzlarının çok dışındadır. Hikayeci bir anlatımla dile getirilen saray koleksiyonu ve mekanların dışında, sarayda yaşanmış önemli olaylara ve ilginç hatıralara da yer verilmiştir. Ayrıca kitabın başlıkları bile farklı olduğunu göstermeye yetmektedir; “Bir dokun bin ah dinle kâse-i fağfûrdan”, “Bakmıyor çeşm-i siyah feryâde”, “Bir süvari terkisinde Orta Asya’dan” gibi misaller, galiba ne anlatmak istediğimizin nişanesi olabilir. Bu arada kitabın İngilizce baskısı da yapılmıştır. Dolmabahçe Sarayı’nın 150. yılı açılışı münasebetiyle düzenlenen “150. Yılında Dolmabahçe Sarayı Uluslararası Sempozyumu” iki cilt halinde yayımlanmıştır. 

 

Editörlüğünü o tarihlerde sarayın müdürü olan Dr. Kemal Kahraman’ın yaptığı bu çalışmanın birinci cildinde, Sarayın Medhal Salonu’ndaki bildiriler toplanmıştır. İkinci cildi ise Harem Binek Salonu’ndaki bildirilerden oluşmaktadır. Yerli ve yabancı birçok bilim adamı ve araştırmacının iştirakçi olarak katıldığı bu sempozyumdan yaklaşık 1000 sayfalık bir metnin çıkması herhalde saray için çok faydalı olmuştur. İstanbul’da bulunan önemli bir kamu kurumunun müzeleri vardır ki umulan takdir ve desteği bugüne kadar görmemiştir. Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlı olan bu müzeler bugüne kadar ancak özel kişilerin gayretleri ile bir yerlere gelmiştir.

 

Kaynak: Editör: Görsel Haber
Yorumlar
Haber Yazılımı