İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !
Şarlman  Kimdir?
Şarlman Kimdir?
Hz. Muhammed  Kimdir?
Hz. Muhammed Kimdir?
Haber Detayı
23 Ekim 2020 - Cuma 22:57 Bu haber 140 kez okundu
 
Siyaset yapan kitlenin genişlemesi, ''vatandaş''ın doğuşu
HÜRRİYET'İN İLÂNI İkinci Meşrutiyetin Siyasi Hayatına Bakışlar
TARİH Haberi
Siyaset yapan kitlenin genişlemesi, ''vatandaş''ın doğuşu

SİYASİ HAYATIN UNSURLARI
1- İdare edilenler:
a- Siyaset yapan kitlenin genişlemesi, ''vatandaş''ın doğuşu:

Meşrutiyet camiasını kaplayan olayların belki de en önemlisi, siyaset yapan fertlerin artışıdır. Tabaai Şahane'nin vatandaşlık merhalesine yükselişidir (1). Bir meşrutiyet muharriri, herkesin bu kadar fazla siyasi kesilmesinden şikâyet bile etmiştir: ''Bugünkü ruhi hallerimizi tetkik edersek, fikirlerimize ve hislerimize hâkim olan, kalplerimizi heyecana getiren, dimağa kuvvet veren şeyin hep siyasetten ibaret bulunduğunu görürüz. İstanbul'un bugünkü hayat ve maişetini hulâsa etmek istersiniz -her tarafta bir politika tufanı var- deyiniz kâfidir'' (2).

 

Meşrutiyet insanları, olayların başdöndürücü hızı içinde kendi yaşayışlarıyla devletin alın yazısı arasında sıkı bir bağlılık bulmuşlardır. Yüzyıla yaklaşan bir hürriyet arayışının, bir türlü ulaşılamayan idealler karşısında duyulan heyecan ve iştiyak (özlem) Osmanlı İmparatorluğu'nun son senelerinde yaşayan insanlara muayyen bir sezgi vermişti. Meşrutiyet'in muhafaza edilmesi gereken bir hayat şekli olduğu kanaati kökleşmişti. Bu sebepledir ki fertler, sosyal mevkileri, memuriyetleri ne olursa olsun, fikir adamından Posta Telgraf İdaresi mümeyyizine, basit ve iddiasız vatandaştan sadrıâzama kadar, devletin yıkılmamasına ait tedbirler, teklifler ve tavsiyelerde bulunmak ve araştırmak yoluna gitmişlerdir.

 

Hürriyetleri yok edici Örfi İdareye ve baskılarına rağmen hemen hergün kuruldukları haber verilen partiler, kültür ve meslek cemiyetleri, bol sayıda yayınlanan broşürler, kitaplar, birbiri ardından batıp çıkan dergi ve gazeteler bu alakanın müspet görünüşleridir. Türkiye tarihinde, bu devreye kadar rastlanmamış bir şekilde, fert iktidarın kullanılışını kendi gidişi ile ilgili bulmuş, buhususta düşünmeyi, tenkit ve telkinde bulunmayı kendisi için bir ''fonksiyon'' saymıştır. Devletin idaresi sadece Padişah'la Mâbeynine münhasır bir iş olmamalıydı. Her vatandaşın söyleyecek sözü, gösterecek yolu olabilirdi. Siyaset yapmak olayı böylece başka bir olayı da sonuç halinde ortaya çıkarmıştı: iktidara iştirak. Daha ilk ve heyecanlı günlerde, İstanbul halkının Sadrazam Sait Paşa'yı istifaya zorlaması, münevver halkın, yüksek tahsil talebelerinin İstanbul'da asayişi temin istekleri bu halin tezahürlerindendir.

 

Gerçi 10 Temmuz hareketi geniş bir halk ihtilali değildi, fakat kitleye iktidar kalesinin ele geçirilmesi olarak görünmüş ve öyle gösterilmiştir. Başlangıçta, Abdülhamit tahtında bırakıldığı için bu değişiklik kolay anlaşılmamıştır. Zamanla iktidarın sihri kaybolmuş, vatandaşa yabancı olmadığı, onun malı olduğu idarak edilmeye başlanmıştır. O kadar ki, bu fikir muhalefet teşekküllerinin belli başlı tezi olmuştur. İktidarın bir elde toplanmaması gerektiği kaidesi bu suretle ortaya çıkarılmıştır. Devlet idaresinin bir tekel konusu, hükümetin de bir oligarşi metaı olamayacağı fikri böylece kaideleşmeye başlamıştır (3).

 

b- Etnik özellikler:

 

İmparatorluk ülkesinde çeşitli din, dil, gelenek ve milliyetlere sahip ''vatandaş'' kitleleri vardı: Türk, Arap, Kürt, Arnavut, Boşnak, Dürzi, Mütevelli, Nâsırî, Rum, Ermeni, Bulgar, Ulah, Maronit, Suryani, Yahudi vesaire... (4).

 

Ayrılıklar bu kadarla kalmıyordu. Aynı cinsten -Hatta büyük kısmı aynı mezhepten- olan Trablusgarp, Yemen, Hicaz, Suriye, Irak Araplarının örf ve âdetleri, dilleri arasında bile derin farklar vardı. Fikir cereyanlarının gayet yakından ilgilendikleri bu farklar sözü edilen kitlelerin birbirinden ve imparatorluktan ayrılma gibi infiratçı (yalnız) milliyetçi hareketlerin başlıca sebebi olarak gösterilmiştir. Kanunu Esasi'nin hürriyetler ve tevsii (genişletilmesi) mezuniyet prensibi siyasi ademi merkeziyet sistemine kaydırılmak istenmiş ve bu tertip isteklerin gerçekleştirilmesi büyük devletler tarafından daima desteklenmiştir. Her hal ve kârda, zamanın isteklerine uygun, milliyetler üstü veya çeşitli milletleri ve hatta devlet şekillerini barındıran bir ''müşterek ülke'' ya da ''camia'' (commonwealth) formülüne varılmamıştır.

 

c- Halk efkârı ve özellikleri:

 

Otuz yılı aşkın bir mutlakıyet idaresi sonunda, istibdat (baskı) disiplininin dondurduğu bir kitleyi bağlayacak yeni manevi (éthique) değerler bulmak çok zor bir mesele olmuştur. Siyasi hayatın karışıklığı içinde neye bağlanacağını bilmeyen fert kendisini çok yalnız hissetmiştir. Hürriyet ve Meşrutiyet'in huzurlu bir hayat sağlayamaması, insanları bunların değerleri üzerinde durmaya sevketmiştir. Evvela bu kadar mücadele pahasına elde edilen Meşrutiyet'in anlamı üzerinde düşünülmüştür. Meşrutiyet kabinelerin hatta padişahların değiştirilmesi miydi, yoksa daha başka şeyler de mi demekti. Kendi kendini idare etmeye alışmamış, bu tip müesseselerin kurulmasına iştirak etmemiş, kültür seviyesi düşük bir kitleye vazifelerini öğretecek iki kuvvet vardı: İktidar ve aydınlar. Fakat kitle iktidarın icraatına ve muhalefetin uyandırışlarına cevap veremiyordu. oysa siyasi ''şanından'' olarak her şey ondan bekleniyor. Her şeyin ''halk adına yapıldığı'' söyleniyordu. Meşrutiyet'in sosyal ve siyasi şartları hürriyetçi bir rejimin muhtaç olduğu bir umumi efkarın teşekkülü için hiçbir suretle yeter değildiler. Bu bakımdan kitle muhafazakâr çevreleri daha kolayca anlamış, bilhassa dini hislerinin istismarı yolundan kendisine tesir imkânları daha fazla olmuştur. Bu sebeple Meşrutiyet'te ''efkârı umumiye''den değil de, Lütfi Fikri Bey'in buluşuyla ''hassasiyeti umumiye''den bahsedilebilecektir (5). Meşrutiyetin umumi efkarı -var olabildiği nispette- kendisini ancak derin düşmanlıklarla kaymalarla, yıkıcı hareketlerle açıklamak imkânını bulmuştur. Bu durum, siyasi fikir cereyanlarının daimi bir şikâyet konusu olmuştur.

 

Prof. Dr. TARIK Z. TUNAYA
HÜRRİYET'İN İLÂNI
 İkinci Meşrutiyetin Siyasi Hayatına Bakışlar

Kaynak: Editör:
Yorumlar
Haber Yazılımı