Haber Detayı
02 Temmuz 2020 - Perşembe 21:03 Bu haber 202 kez okundu
 
Savaşın sonunda ne gibi gelişmeler oldu?
Uzunca bir süredir Osmanlı ordularının güney cephelerinde durum kötüleşmiş bulunuyordu.
TARİH Haberi
Savaşın sonunda ne gibi gelişmeler oldu?

18 Eylül 1918'de Filistin'de başlayan İngiliz taarruzu kısa zamanda Suriye'yi kaplamış, Ekim sonunda Halep bile İngilizlere terkedilmişti, Irak'da Bağdat çoktan düşmüş, şimdi sıra Musul'a gelmişti. Ama hükümet, orduların Kafkasya'daki başarılarıyla, bir de müttefiklerinin henüz pes etmemiş olmalarıyla, çok kısa süre de olsa, avunabilirdi. Ne var ki Eylül'ün ortasında başlayan İtilaf taarruzu Bulgar cephesini çökertip 26 Eylülde Bulgaristan'ı mütareke istemek zorunda bıraktı. 29 Eylüldeki mütareke ile Bulgaristan yalnız çarpışmalara son vermekle kalmıyor, ülkesini kuzey yönünde gelişecek İtilaf harekâtına da açmış bulunuyordu. Böylece, Osmanlı ülkesi batıdan da istila tehlikesine açılmış. Osmanlı Devletinin müttefikleriyle kara bağlantısı kopmuştu. Bu durumda Babıali ayrıca Almanya ve Avusturya da (4 Ekim). Wilson aracılığı ile mütareke istemek zorunluluğunu duydu.

 

Böyle bir karar, yenik düşmüş devletlerde savaşı yürütmüş olan güçlerin kurduklar, iktidar düzeninin ya da hiç değilse onların baş temsilcilerinin siyasal sonu demekti. Çünkü 4 yıl gibi çok uzun bir süre düşmana karşı topyekûn savaş ve topyekûn düşmanlık güdülmüştü. Şimdi barışa geçme sürecinde ya İtilaf cephesinin seçik baskısıyla yenik ülkelerin iktidar düzeni altüst oldu ( Wilson'un Almanya'ya, ancak demokratik bir hükümetle alışveriş yapılabileceğini bildirmesi gibi) ya da İtilaf devletlerinin demokrasi ve istibdat konusundaki propagandaları göz önüne alınarak iktidar değişikliğinin daha elverişli barış koşulları sağlayacağı düşüncesiyle kendiliğinden bu yola gidildi. Bu yalnız hükümet değişikliğiyle de kalmadı, hükümet biçimleri de değişikliğe uğradı. Bulgar Kralı Ferdinand 4 Ekimde tahttan feragat ederek yerini oğlu Boris'e bıraktı. Alman İmparatorunun feragati ve cumhuriyetin kurulduğu, 9 Kasımda ilan edildi. AvusturyaMacaristan'da İmparator Karl 12 Kasımda feragat etti ve ardından Avusturya (13 Kasım), Macaristan (16 Kasım) Cumhuriyetleri kuruldu. Tabiî söz konusu edilen dolaylı ve dolaysız dış baskının ötesinde bir de şu vardı: topyekûn savaşı yürütmek için müttefik devletlerin iktidarları büyük bir zafer propagandasının desteğinde halktan 4 uzun yıl boyunca topyekûn fedakârlıklar istemişler ve elde etmişlerdi.

 

Karşılığında elde edilen, yenilgi olunca, savaşı yürütenlerin çekilmesi hem siyasetçe doğal oluyor, hem de bu yönde amansız bir kamuoyu baskısı yoğunlaşıyor ve hattâ, Almanya'da olduğu gibi, bu bazan komünist ihtilale dek gidebiliyordu. Türkiye'deki duruma gelince: Bulgar cephesinin çökmesiyle durumun umutsuz olduğu görülünce, Talât Paşa barış istemeğe ve istifaya karar verdi. 4 Ekimde Talât Paşa Vahdettin'e istifa ihtimalinden bahsetti. O da bunun üzerine durumun bunu gerektirdiğini söyleyerek istifa kararını pekiştirip biran önce gerçekleşmesini sağladı. Ama Vahdettin Tevfik Paşa'ya kabine kurdurmak istediğini açıklayınca. Talât Paşa kabineye, özellikle biri Cavit Bey olmak üzere iki İT'linin alınmasını şart koşmuş. Padişah da bunu kabul etmişti. Böylece Osmanlı Devleti İT açısından- yeni döneme «yumuşak» bir biçimde giriyor olacaktı. Ayrıca, Ali Rıza ve Ahmet İzzet Paşaların da hükümete alınması düşünülüyordu. Bu iki paşanın özelliği, yaşlı ye dolayısı ile İttihatçılığa bulaşmamış olmalarına rağmen, mektepli asker olmalarıydı. İT'li olmasalar da mekteplilik İT'nin asker kanadı ve dolayısı ile İT için ne de olsa bir yakınlık ve güvence kaynağı idi. Kısaca, bunlar.

 

İT ile İT sonrası (belki de İT öncesi) düzen arasında belki bir ölçüde hakemlik yapacak durumdaydılar. Zaten Padişah da bu sırada İzzet Paşayı ara sıra huzuruna kabul edip ona danışıyordu. Damat Ferit de Paşayla üç kez görüşmüştü -ilk seferinde İzzet Paşa'yı Ahmet Rıza Bey, Ali Rıza, Topçu Rıza, Çürüksulu Mahmut, Aristidi Paşalar ve Azaryan Efendi ile yalısında yemeğe, ikinci ve üçüncü kez ise yalnız başına çağırmıştır. Fakat Tevfik Paşa bir hafta uğraştıysa da hükümeti kuramadı: Anlaşılan -Talât Paşa'nın şart koştuğu gibi- kabinesine İT'liler almak, kendisine aykırı geldiği için. Gerçekten, İT gibi bir kuruluşun, henüz sıkıca tutmakta olduğu iktidar dizginlerini, kendisine çok aykırı bir hükümete teslim etmesi beklenemezdi. Bütün bu olanlardan kamuoyunun haberi yoktu. Talât Paşa 10 Ekim günü Mebusanın açılışında Sadrıâzam sıfatiyle Padişahın açılış söylevini okudu. İki gün önce İse, Osmanlı hükümetinin İspanya hükümeti aracıyla ABD'ye yaptığı mütareke ve barış başvurması basında yer almıştı. Söylev, barış için başvurulduğunu açıklamakla birlikte, ordunun kahramanca başladığı ödevi şerefle bitireceği inancını dile getiriyordu. Sonuç olarak, 13 Ekimde sadaret mührü Talât Paşa'dan alındı ve ertesi gün İzzet Paşa hükümeti kuruldu. Bu hükümetin sürdürdüğü girişimler sonucunda itilaf cephesi adına İngiliz Amirali Calthorpe İle Mondros'ta 30 Ekim 1918'de mütareke imzalandı.

Kaynak: Editör: Ahmet PEKCAN
Yorumlar
Haber Yazılımı