Haber Detayı
28 Kasım 2020 - Cumartesi 09:28 Bu haber 271 kez okundu
 
Plazma tedavisi işe yaradı mı?
Salgının başlangıcında, henüz elimizde hiçbir ilaç alternatifinin bulunmadığı dönemde plazma tedavisi hepimiz için büyük bir umuttu.
SAĞLIK-YAŞAM Haberi
Plazma tedavisi işe yaradı mı?

Özellikle koronavirüse bağlı zatürre hastalarının tedavisinde daha önce COVID-19’u geçirip iyileşen hastalardan alınan antikor içeriği yoğun özel plazmalar çok sık kullanıldı. Ne var ki Arjantin’de yapılan ve önemli bir tıp dergisinde, New England Journal of Medicine’de yeni yayımlanan bir araştırma, plazma tedavisinin ciddi bir işe yaramadığını net ve açık olarak ortaya koydu. Araştırmanın sonuçlarına göre bu hastalara ek plazma desteği verilmesi ne hastalığın (zatürrenin) ilerlemesini önleyebiliyor ne de ölüm riskini azaltmada yardımcı olabiliyor. Kısacası, umut “akıllı füzeler” olarak da tanımlanan yapay/sentetik antikorlarda gibi görünüyor.

 

 

KALP-DAMAR HASTALIKLARI

O HÂLÂ BİR NUMARALI TEHDİT

SAĞLIK gündemimizin birinci maddesi, COVID-19 pandemisi. Ama bilelim ki her gün COVID-19 nedeniyle kaybettiğimiz hastalarımızdan çok daha fazlasını hâlâ kalp-damar hastalıklarından kaybediyoruz. Kısacası, bugün de en ölümcül sağlık tehditlerinin başında kalp-damar hastalıkları var. Özellikle risk grubunda yer alanların bu konuya ısrarla odaklanmaya devam etmeleri lazım.

 


BİR KİTAP
KOLESTROL GERÇEĞİ

KOLESTEROL son 20 yılın hakkında en çok konuşulan, en sık tartışmalara konu olan molekülü. Kimileri “Kolesterolünüz ne kadar yüksekse o kadar iyidir” derken, kimileri de ona “Görüldüğü yerde vurulmalı, hatta mümkünse ortadan kaldırılmalı” muamelesi yapıyor! Yani “KOLESTEROL GERÇEĞİ”ni anlamak da güvenli bir kaynağa ulaşıp ona göre doğru bir pozisyon almak da fevkalade zor bir iş. İşte tam da böyle bir dönemde kardiyoloji uzmanı, değerli ve çalışkan meslektaşım Prof. Dr. Hüseyin Bozbaş, ‘Kolesterol Gerçeği’ isimli bir kitap hazırlayıp “kolesterol meselesi”ni tarafsız bir gözle masaya yeniden yatırmış. Herkesin kolayca anlayacağı bir dille, bizi keyifli, etkileyici ve güvenli bir kolesterol yolculuğuna çıkarmış. Dr. Bozbaş’ın kitabının özellikle kalp-damar hastalıkları bakımından risk grubunda olan hemen herkesin kütüphanesinde yer almasında fayda var.



DAMAR İÇİ PLAKLAR YOK EDİLEBİLİR Mİ

DAMAR sertliği sadece kalp-damar hastalıklarının değil, beyin-damar hastalıklarının da bir numaralı sebebidir. Özellikle damar içinde oluşturduğu plaklarla her yıl milyonlarca insana kalp ve beyin krizi gibi yaşamı tehdit edebilecek derecede önemli problemler yaratan bu sorunda, damar içinde oluşan plaklarla mücadele tedavide bir numaralı hedeftir. Ama ne var ki modern tıbbın, statinler (kolesterol ilaçları), kan incelticiler ve diğer ilaçlarla sağladığı başarı hâlâ sınırlıdır. Bugün için elimizde plakları ortadan kaldırabilecek herhangi bir ilaç maalesef yok. Ama o plakları sağlamlaştırmak, güçlendirmek, kararsız plaklar olmaktan çıkarıp yerlerine sabitleyerek tehlike yaratma ihtimallerini sınırlamak mümkün gibi görünüyor. Bize o fırsatı da her gün haklarında haksız yere tevatürler ürettiğimiz kolesterol ilaçları sağlıyor.

 


HANGİSİ ÖNEMLİ?
TRİGLİSERİD Mİ İNSÜLİN Mİ

KANINIZDAKİ trigliserid mi, yoksa insülin artışı mı sağlığınız için daha büyük bir tehdit? Bir başka deyişle “hipertrigliseridemi” mi yoksa “hiperinsülinemi” mi daha önemli? Bana göre ikisi de zararlı. Yani burada da tam bir “al birini, vur ötekine” durumu var. Ayrıca bu ikisi arasında zararlı olma potansiyeli yönünden ciddi bir işbirliğinin olduğu da kesin. Bu ikilinin birbirinin “davetçisi” olduğundan da hiç şüpheniz olmasın.

 

Hiperinsülinemisi (açlık insülinin 8’den yüksek olması, tokluk insülinin 40’ı aşması) olan ve bu nedenle “insülin direnci”ne paçasını kaptıranların, bir süre sonra trigliserid yüksekliği problemi yaşadıklarını biliyoruz. Trigliseridi 200’den yüksek olanların önemli bir bölümünün de gizli ya da açık bir insülin direnci sorunu yaşadığını basit bir testle gösterebiliyoruz.

 

Özeti şudur: Bozulan ayarlarımız ikili gibidir ve ikisi de birbirinden daha fazla tehlike işareti olarak bilinmelidir.


ACABA KAÇ YAŞINDAYIM

 

EĞER biyolojik yaşınızı, yani nüfus kâğıdınızın belirlediği yaşı değil de “gerçek yaş”ınızı merak ediyorsanız, yapabileceğiniz en kolay, ucuz ve güvenli değerlendirme “denge testi”dir. Peki bu testi nasıl yapacaksınız?

 

Denge testinin özeti şu: “Çıplak ayakla düz bir yüzeyde ayaklarınızı birleştirerek ayakta durun ve gözlerinizi kapatın. Sadece sağ ayağınızı (eğer solaksanız sol ayağınızı tercih edin) 15 cm kadar yukarı kaldırın. Gözlerinizi açmadan ve ayağınızı yere koymadan dengenizi ne kadar koruyabildiğinizi “saniye” olarak belirleyin.

 

DENGE TESTİ NASIL YORUMLANIYOR

NOT: Denge testini düzenli fiziksel aktiviteye başladıktan sonra en az 3 ay aralıklarla tekrarlayın ve bir ilerleme gösterip göstermediğinizi izleyin.

4 saniye: 70 yaş

5 saniye: 65 yaş

7 saniye: 60 yaş

8 saniye: 55 yaş

9 saniye: 50 yaş

12 saniye: 45 yaş

16 saniye: 40 yaş

 

Kaynak: Hürriyet/Osman Müftüoğlu
 

 

Kaynak: Editör:
Yorumlar
Haber Yazılımı