Haber Detayı
29 Ekim 2020 - Perşembe 15:38 Bu haber 129 kez okundu
 
Müze Kavramı ve Dünyada Müzeciliğin Başlaması
Müze Kavramı ve Dünyada Müzeciliğin Başlaması
KÜLTÜR-SANAT Haberi
Müze Kavramı ve Dünyada Müzeciliğin Başlaması

Günümüzdeki anlam ve işleviyle müzeciliğin dünyada ne zaman başladığı konusunda değişik görüşler ileri sürülmüştür. Türkiye’de ilgili yayınlar bazıları çelişkili, yetersiz bilgiler tekrarlanıp durmuştur. Yunan mitolojisindeki her biri güzel sanat dallarının koruyucusu olan, tanrı Zeus’un dokuz kızının ortak adı olan mousa kelimesinden geldiği, Atina’daki bir tepeye veya tepedeki bir odaya müze denildiği, Helenistik dönemde İskenderiye, Bergama, Antakya, Roma’da içinde kütüphaneler ve kıymetli eşyalar olan müzeler kurulduğu belirtilmiştir. Bu bilgilere doğrudan atıf da yapılmadığı için karmaşanın ana kaynaklardaki bilgi azlığından mı yoksa yorumların yetersizliğinden mi kaynaklandığını bilmiyoruz. Bu müzelerde toplanılan kıymetli eserlerin neler olduğu, kıymetlerinin madenlerinden dolayı mı yoksa işlevlerinden mi kaynaklandığı, bunların hangi amaçla buralara konulduğu açıklanmamıştır. Aynı şekilde eski Türk devletlerinde yöneticilerin bu tür eserleri biriktirdikleri konusu da belgelere dayandırılmamıştır. Devlet kurabilmiş toplumlar döneminden itibaren eski Mısır, Asur gibi devletlerde ganimetlerin saraylarda korunmaları müzeciliğin ilk uygulamaları olarak yorumlanmıştır. Roma’da koleksiyonculuğun asiller arasında yaygınlaşması, bazı heykellerin halkın ziyaretine açıldığı bilgisinin ardından bu uygulamanın Ortaçağ’da da sürdüğü ifade edilip 18. yüzyıldan itibaren Avrupa ülkelerinde bu koleksiyonlardan doğan müzeler bazı kaynaklarda birkaç satır, bazılarında birkaç parağrafla anlatılmıştır. 

 

Konuyla ilgili ciddi yayınlardan birisi müzeciliğimizin en kıdemli isimlerinden Halil Edhem’e aittir.1 Burada tebliğin sadece bu bölümle ilgili olan kısmında nelerden söz edildiğinden bahsedilecektir. Tebliğ hakkındaki görüşlerimiz makalenin Cumhuriyet dönemi müzeciliği kısmında yer alacaktır. Bildiride müzeciliğin başlangıcı ile ilgili bilgiler kısa bir özet olarak sunulmuştur: Müze kelimesi, Jüpiter’in her biri bir sanat kolunu himaye eden ve müz denilen dokuz kızının adından gelir. Önce Atina’da bu müzlere adanan bir tepeciğe, sonra M.Ö. III. yüzyılda İskenderiye sarayında içinde kütüphane de bulunan bir bölüme müze denilmiştir. Ortaçağ’da kiliselerin, soyluların ve kralların koleksiyonları vardı. İlk genel müze Paris’te 1750 yılında açılan Lüxemburg Müzesi’dir. 1793 yılında da Louvre Sarayı müze haline getirilmiştir.

 

Diğer bir eser, Enver Behnan Şapolyo’ya aittir.2 Türkiye’de müzecilikle ilgili en erken tarihli kitaplardan biri olmasına karşılık müzelerin ve Avrupa müzeleri tarihinin genişçe ele alındığı eserlerden biridir. Müzenin Yunan mitolojisinde tanrı Zeus’un her biri bir sanat kolunun hamisi olan dokuz kızının ortak adı olan müz kelimesinden geldiği, ilk müzenin İskenderiye’de kurulduğu müzenin, kütüphane ve çeşitli eserlerin toplandığı salonları bulunduğu kabul edilir. Bir diğer müze ise Bergama’da oluşturulmuştur. Ortaçağ’ın sonunda, kilise ve saraylarda sanat eserlerinin toplandığı mekânlar yapılmıştır. Hun, Avar, Selçuklu gibi Türk devletlerinde de benzer eserler biriktiriliyordu. Avrupa’da ilk müze Paris’teki Lüxemburg Müzesi’dir. Daha sonra Louvre, İngiltere’de British, Almanya’da Berlin, Dresden, Münih, Avusturya’da Viyana, Rusya’da Leningrad, Moskova, İspanya’da Prado vb. müzeler açıldığı belirtilip bu müzelerin ne zaman açıldığı ve mimarlarının kimler olduğu hakkında bilgi verilmiştir. Ancak bu bilgiler meşhur müzeler, büyük müzeler, inkılap müzeleri gibi birbiriyle uyuşmayan başlıklar altında verilmiş ve tekrara düşülmüştür.

 

Ferruh Gerçek’in kitabı da önemli diğer bir eserdir.3 Kitap sekiz bölüm halinde ele alınmıştır. Müzeciliğin Ortaya Çıkışı ve Müze Tanımları bölümünde M.Ö. III. yüzyılda İskenderiye Sarayı’ndaki müzeden başlanıp Roma ve Ortaçağ dünyasındaki koleksiyonlar ile bunlardan doğan İngiltere’de Ashmolean Müzesi (1679-1683), British Museum (1759), Almanya’da Museum Fredericianum (1769-1776), İspanya’da Prado Museum (1819) gibi müzelerin kuruluşundan söz edilmiştir. 

 

Erdem Yücel’in çalışmasında tarih süreci içerisinde müze düşüncesi başlığı altında, ilk müze uygulaması olarak kabul edilebilecek uygulamalar paleolitik çağ mezarlarına (M.Ö.100.000-40.000) kadar götürülmüştür.4 Asur, eski Mısır, Helenistik dönemlerde kralların topladıkları çeşitli eserlerden söz edilmiştir. Yunanlılarda ilk kez sanat eserleri toplanmış, Roma’da ise Yunan heykelleri kısmen halkın ziyaretine açılmıştır. Daha sonra Ortaçağ’da İtalya, Fransa, İngiltere, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerindeki koleksiyonlar ve müzelerin kuruluşu anlatılmıştır.

KAYNAK: Osmanlı’dan Günümüze Türkiye’de Müzeler
Halit ÇAL

Kaynak: Editör: Görsel Haber
Yorumlar
Haber Yazılımı