Haber Detayı
08 Ekim 2020 - Perşembe 22:00 Bu haber 186 kez okundu
 
MEŞRUTİYETİN SİYASİ HAYATI: İç ve dış olayların şeması
HÜRRİYET'İN İLÂNI İkinci Meşrutiyetin Siyasi Hayatına Bakışlar
TARİH Haberi
MEŞRUTİYETİN SİYASİ HAYATI: İç ve dış olayların şeması

Olaylar:

Avrupa'nın büyük devletleri (düveli muazzama) ''hasta adam''ın artık iyileşemeyeceğinden emin olarak, miras ülkenin paylaşılması iştihaları arasında Rumeli ıslahatını konuşmak üzere, 1908 Haziranı'nda Reval'de toplanmışlardır. Bu sırada patlak veren Meşrutiyet hareketi hesaplarını alt üst etmiştir. Avrupa bir kere daha bir Osmanlı hareketiyle karşılaşmış, fakat bu olayı menfaatlerine uygun bulmadığı için pek tasvipkâr (onaylar) görünmemiştir. Türkler hakkındaki yanlış görünüşü değiştirmek bir tarafa, siyasi ve iktisadi baskısını artan bir tempo ile devam ettirmiştir. Kapitülasyonlar, ticari ve iktisadi rekabet manevraları, borçlandırma politikası Osmanlı ülkesini büyük devletlerin yarış alanı yapmıştır. Türk olmayan unsurların çözülme ve ayrılma isteklerini destekleyen ''düveli muazzama'' ile bağlılıkları yeni devletlerin kuruluşunu kolaylaştırmıştır.

 

Eski voyvodalık ve eyaletler hukuki şahsiyetlerini kazanmak, bağımsız birer devlet olmak için nihai vesileleri beklemişlerdir. Birinci yılın en önemli olayı 1908 genel seçimlerini takiben Osmanlı parlamentosunun (Meclisi Umumi: Ayan ve Mebusan meclisleri) büyük merasimle ve şenlikler içinde açılması olmuştur (3). Dikkatlerin meclis çalışmaları üzerinde toplandığı sırada devletin unsurlarını ve yapısını değiştirici mahiyetteki olaylar birbirini kovalamıştır. Bulgaristan'ın istiklal ilanı (4). Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun Bosna ve Hersek'i ilhakı (5), Karadağ ve Sırbistan kaynaşmaları, Girit'in Yunanistan'a katılma ilanı (6). Bu gailelerle uğraşılırken gerçek sebepleri hâlâ meçhul fakat gerçek çehresi irtica olan bir hareket patlak vermiştir: 31 Mart 1325 vakası (13 Nisan 1909) (7). Hareketin bastırılması iki büyük sonuç doğurmuştur: Tahtını 33 yıl muhafaza etmiş olan İkinci Abdülhamit'in hali, henüz kurulmaya ve alışılmaya başlanmış olan hürriyetler sistemine ağır bir darbe indirilmesi. Abdülhamit'in hal'i ateşin zirveye sirayet ettiğini göstermesi bakımından manidardır. Örfi idare rejimine eklenen hükümet tedbirleri de basın, toplanma, dernek kurma ve fikir hürriyetlerini baltalamışlardır. Yayınlar birden bire azalmış, siyasi partilerin büyük bir kısmı kapanmıştır. Veya kapatılmışlardır.

 

Fikre karşı silah kullanılmış, muhalif gazeteciler öldürülmüştür. Daha ilk yılı, Meşrutiyet'in dayanması gereken temel hürriyetleri asla geliştiremeyecek boğucu bir hava kaplamıştır. Bu hareketleri başka sarsıntılar, ara vermeden takip edeceklerdir. Girit meselesi pamuk ipliğine bağlanırken, Arnavutluk'ta Malisörlerin (Katolik Arnavutların) isyanı patlak vermiştir (1909-1910). Aynı yıllar içinde bir türlü çözülemeyen Arabistan meseleleri, bu arada Yemen isyanı ile karşılaşılmıştır (8). Bu zorluklar arasında bocalanırken, İtalya ''Medeniyet getiriciliği'' iddiasıyla Trablusgarb'a asker çıkarmış, savaş başlamıştır (1911). Savaş kaybedilmiştir (9). İtalya ile barış müzakereleri tamamlanmadan yeni bir felaket baş göstermiştir: Balkan Harbi. Birleşik Balkan Devletleri (Sırbistan - Yunanistan - Bulgaristan) notalarında Osmanlı vilayetlerindeki Hıristiyan ahalinin içinde bulundukları ''sefil hayatın ancak köklü ıslahatla düzelebileceğini'' bilhassa ileri sürmüşlerdir. Düveli Muazzama Büyükelçileri notayı hararetle desteklemişlerdir. Balkan Harbi de başlamıştır (1912- 1913) (10). 

 

Tarık Z. Tunaya Ayaspaşa, Ekim 1959

Kaynak: Editör: Leyla DUMAN
Yorumlar
Haber Yazılımı