Haber Detayı
02 Temmuz 2020 - Perşembe 21:05 Bu haber 254 kez okundu
 
İT'nin sonu nasıl geldi?
Daha İT'nin son kongresi toplanmadan, yani Ekim ayı içinde İT'den bir kopma hareketi meydana gelmiş, Sofya elçiliği yapmış olan, Mustafa Kemal'in arkadaşı, İT mebusu ve İzzet Paşa kabinesinin Dahiliye Nazırı Ali Fethi Bey, Karesi mebusu Hüseyin Kadri İle birlikte Osmanlı Hürriyetperver Avam Fırkasını kurmuştu.
TARİH Haberi
 İT'nin sonu nasıl geldi?

 (Nitekim İT Fırka toplantısında Halil Bey'in Mebusan Reisi seçilmesi kararlaştırıldığı halde, Fethi Beye 53 kişi oy vermişti. Bunlardan bir bölümü gayrimüslim olmakla birlikte, yine de 30'dan fazla mebusun İT'den ayrıldığı anlaşılıyordu.) 1 Kasımda toplanan son İT Kongresinin bu yeni Fırkanın üyelerini de çağırmış olması, bu kopuşun İT'ce kötü gözle görülmediğini gösterir. Fırkanın bu çağrıya uymaması ise kopuşun danışıklı olmadığına işaret sayılabilir. İT Kongresi, İT'yi feshe kararlı olmakla birlikte, yeni bir fırka kurulup kurulmaması tartışılmış, kurulması yönünde karar alınmış ve yeni fırkanın programı Kongrece hazırlanmıştır. Bunu İsmail Canbolat Beyin başkanlığında bir encümen hazırlamış ve yeni fırkanın İT'nin İnkılapçı rolünü terk ederek liberal bir kimliğe sahip olması kararlaştırılmıştır.

 

Böylece eski Meclis-i Umumi ve Merkez-i Umumiye ait yetkiler bütünüyle mebuslardan kurulu 21 kişilik bir Meclis-i İdareye devredilecekti. Meclis 5'er kişilik idare, irşat, matbuat encümenlerinden ve fırka kaleminden oluşacaktı. Böylece İT'nin içindeki ünlü Fırka-Cemiyet çekişmesi tümüyle Fırkadan yana çözülmüş oluyordu. «Liberalleşme»nin (yani inkılapçılıktan ayrılmanın) başka bir İşareti, programda siyasal suçlardan ötürü idam cezasının kabul edilmemesiydi. 5 Kasım 1918'deki son toplantıda 4 çekimser, 9 olumsuz oya karşı 35 oyla İT adının tarihe karıştığı kabul edilmiş ve en çok Teceddüt adı üzerinde durulmuştu. Yeni fırkada «eski Fırkanın lekelenmemiş, mucibi hacalet işlere karışmamış azalarının yeni bir kisve, gaye ve unvan» altında çalışacakları belirtilmiş ve yeni Fırkanın idare heyeti ve Fırkaya giriş şartlan saptanmıştır.

 

11 Kasım günü kurulan Teceddüt Fırkasında ilk önce dikkati çeken husus 18 kişilik İdare Heyetinde eski Ziraat Müsteşarı Sason Efendi (Yahudi) yanında. Ayandan Mavrokordato Efendi, İstanbul Mebusu Orfanidis gibi Rumlara ve mebus Barsamyan Efendi gibi bir Ermeniye yer verilmesiydi. Böylece İT son bulmuş oldu. Hemen eklemek gerekir ki, bu ancak hukuken bir son bulmadır. Zira, örgütün adı değişmekle, ya da yerine geçen Teceddüt Fırkası kapatılmakla, İttihatçılık son bulmazdı. İT'nin ülkülerini benimsemiş olanlar, o program çerçevesinde davranmağa devam edeceklerdi. Nitekim, itilaf devletlerinin Türkiye'yi ezmek amacında oldukları anlaşılınca, kurulan Müdafaa-i Hukuk örgütlerinin esas itibariyle İT'lilerce oluşturulduğunu biliyoruz. Ondan da önce, İzzet Paşa kabinesinde Cavit ve Hayri gibi İT'liler, Rauf ve Fethi gibi eski İT'liler vardı. İzzet kabinesi» bir anlamda İT'nin eski denetleme iktidarı rolüne dönmesi demekti. Kabinenin kendisi tersini iddia etse de, kamuoyu onu bir İT kabinesi olarak tanıyordu. 30 Ekim 1918'de Mondros'ta İngilizlerle mütareke imzalanınca, 1/2 Kasım gecesi Talât, Enver, Cemal, Beyrut Valisi Azmi, eski Polis Müdürü Bedri, Dr. Nâzım, Dr. Bahaettin Şakir, Cemal Azmi bir Alman deniz altısıyla kaçtılar.

 

Bunların kaçabilmiş olması hükümetin durumunu sarstı. 7 Kasımda İstanbul'a bir İngiliz heyeti geldi. Vahdettin artık dilediği gibi davranabilirdi. Vahdettin, zaten meşrutiyeti getirdiği için nefret ettiği İT'den kurtulmak için harekete geçti. Böylece ve kendisini İT'den ayırmak suretiyle İtilaf devletlerinin gözüne girmeyi ve barış masasında hafif şartlar elde etmeyi de umuyordu. Ayrıca, başarabildiği ölçüde, siyasal düzeni değiştirip 1908 öncesine dönmeğe hazırlanıyordu. Takvimi geri çevirmek isteyen yalnız kendisi değildi. İtilaf devletleri de Türkiye'yi arazi olarak kuşa çevirdikten sonra, takvimi en az 1914 öncesine çevirmek niyetindeydiler. Yani, kapitülasyonlar geri gelecek ve hattâ ağırlaştırılacak. Ermeni ve Rumlar eski yerlerine dönecekler, Türkiye artık bütün Büyük Devletlerin değil, yalnızca İtilaf zümresinden Büyük Devletlerin ortak sömürgesi olacaktı. Vahdettin, Hayri ve Cavit'in istifasına rağmen, İzzet kabinesini istemiyordu. İT eğilimli olduğunu İleri sürdüğü diğer nazırlara da itiraz eder görünüyordu. Kabine durumu anladı ve 8 Kasımda İstifa etti. Vahdettin, Sadarete dünürü (kızının kaynatası) Tevfik Paşayı getirdi Artık Vahdettin'in gözde Sadrıazamları, 'kumru' rolündeki dünürü Tevfik, 'şahin' rolündeki eniştesi Damat Ferit olacaktı. İT'ye gelince, onun Millî Mücadelenin kadrolarını oluşturduğunu gördük. Böylece İT, zaman içinde CHP'ye dönüşmüş oldu. Ne var ki, İT'nin eski önder kadrosundan olup da Ermeni suikastlerinden kurtulmuş olanlar, M. Kemal ve arkadaşlarının önderliğini çekemeyip ona karşı 1926'da İzmir'de suikast düzenlediler. İşin meydana çıkmasıyla Cavit, Dr. Nâzım ve başkaları asıldılar. Kara Kemal İntihar etti.

Kaynak: Editör: Mehmet Ali UZUNKAYA
Yorumlar
Haber Yazılımı