Haber Detayı
29 Kasım 2020 - Pazar 22:51 Bu haber 263 kez okundu
 
İstanbul Türbeler Müze Müdürlüğü
Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde 2 Eylül 1925 tarih ve 2413 numaralı Bakanlar Kurulu Kararıyla türbeler kapatılmış, bunlardan kıymeti haiz olanların muhafazası ve idaresi Maârif Vekâletine devredilmiştir.
KÜLTÜR-SANAT Haberi
İstanbul Türbeler Müze Müdürlüğü

Kararın akabinde kıymeti haiz olan türbelerin tespiti için bir komisyon kurulmuştur. Kısa bir süre sonra ise 677 sayılı kanun ile türbelerin kapatılması kanunlaştırılmıştır (30 Ekim 1925). Oluşturulan komisyon çalışmalarına başladıktan bir süre sonra 125 türbenin tarihî ve mimari kıymeti haiz olduğuna karar verilmiştir. Bu türbeler şimdiki ismiyle İstanbul Arkeoloji Müzeler Müdürlüğüne bağlanmış, 1940 yılında Topkapı Sarayı Müzesi müdürü Tahsin Öz’ün özel gayretleriyle Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü sorumluluğuna intikal etmiştir. Tahsin Öz bu türbelerin onarımını maddi imkanlar elverdikçe yerine getirmeye çalışmıştır.

 

4 Şubat 1966 tarihinde Topkapı Sarayı Müzesi’nden ayrılan türbeler müstakil bir müdürlük haline getirilmiştir. Ancak 4 yıl sonra bu sefer Türk ve İslâm Eserleri Müze Müdürlüğüne bağlanmıştır. Bu kez 8 yıl sonra, 15 Şubat 1978 tarihinde İstanbul Türbeler Müze Müdürlüğü kurulmuş ve bugüne kadar türbelerin bakım, onarım ve diğer hizmetlerinin sorumluluğunu üstlenmiştir. İstanbul Türbeler Müze Müdürlüğü, Sultanahmet Türbesi’nin müştemilatında yer almaktadır.

 

1925 yılında kapatılan türbeler, 01.03.1950 tarih ve 5566 sayılı kanun ile 677 sayılı kanuna ek fıkra yapılarak, “Türbelerden, Türk büyüklerine ait olanlarla büyük sanat değeri bulunanlar Milli Eğitim Bakanlığınca umuma açılabilir. Bunlara bakım için gerekli memur ve hizmetliler tayin edilir. Açılacak türbelerin listesi Milli Eğitim Bakanlığınca hazırlanır ve Bakanlar Kurulu’nca tasvip olunur” hükmü getirilmiştir. Bilginizde olduğu gibi Kültür Bakanlığı daha sonra Milli Eğitim Bakanlığından ayrılarak müstakil bir bakanlık halini almıştır. Yine 07.02.1990 tarih ve 3612 sayılı kanun ile 677 sayılı kanuna ek fıkra yapılarak, “Türbelerden, Türk büyüklerine ait olanlarla büyük sanat değerleri bulunanlar Kültür Bakanlığınca umuma açılabilir. Bunlara bakım için gerekli memur ve hizmetliler tayin edilir” hükmü getirilmiştir. Yukarıdaki bilgileri verme ihtiyacı duyulmuştur.

 

Çünkü bu müze müdürlüğünün varlığı az bilinmektedir; hatta bilindiği sanılan birçok bilginin yetersizliği ve yanlışlığı, bizzat bu makalenin yazarı tarafından birçok kez müşahede edilmiştir. Türbelerin birden fazla idare değiştirmesi ve bu türbelerin uzun süre kapalı kalması, Cumhuriyeti kuran iradenin türbelere mesafeli yaklaşması, gerekli tahsisat ve personelin her zaman yetersiz kalması, en büyük gelir kaynakları olan vakıf akarlarından mahrum edilmeleri gibi sorunlar türbelere ilginin uzun süre kesilmesi neticesini doğurmuştur. Bu ilginin kesilmesi, türbeler üzerine uzun süre önemli bilimsel çalışmaların yapılmasını da engellemiştir. Bu müzeye bağlı birimler arasında yer alan ve mimari değeri yüksek bulunan önemli türbelerin çoğunluğu, Osmanlı hanedanına mensup olanlardır.

 

Hakkı Önkal’ın doçentlik takdim tezi olarak hazırladığı Osmanlı Hanedan Türbeleri isimli kitabı hanedana mensup üyelere ait 51 türbeyi içermektedir. İnşa tarihi sıralamasına göre tanıtılan türbeler plan, kesit ve resimlerle desteklenmiştir. Konuyla ilgili ilk çalışmalardan biri olmasının getirdiği kimi eksikliklere rastlanılmaktadır. Bu kitabın yayımlanmasından kısa süre önce Yıldız Demiriz, Eyüp’te Türbeler adlı çalışmasını aynı yerde neşretmiştir. Eyüp Sultan Türbesi etrafında kümelenen türbeleri konu edinen kitap, sonra yayınlayacağını ifade ederek nedense Eyüp Sultan Türbesi’ne yer vermemiştir. Demiriz, kitabında yer verdiği türbeleri tiplerine göre gruplandırmış, süslemelerin durumunu, sanduka, lahit ve şahideleri incelemiştir; aynı zamanda bu türbelerin Eyüp ve çevresindeki tekkelerle olan bağlarını araştırmıştır.

İstanbul’daki bütün türbeler üzerine bir kitap hazırlamak hayli zordur. Bunu başaran tek araştırmacı da Serhat Teksarı’dır. İstanbul Türbeleri İstanbul’da Tüm Ziyaret Yerleri Rehberi isimli çalışmasında, 128 türbe ve 487 ziyaret yerini tek tek işlemiş ve açık adreslerine kadar yazmıştır. Önemli büyük türbeleri mimari hususiyetleri ve sanat tarihi açısından incelemiştir. Türbelerde yatan şahsiyetlerin yer yer biyografik bilgilerini vermekten de imtina etmemiştir. Teksarı bu bilgileri müzeye bağlı dernekte çalıştığı 10 yıl süresince biriktirdiğini ifade etmektedir. Bu kadar kapsamlı çalışmanın içinde bazı yanlışlıklar da mevcut olmakla beraber şu an için alanının tek kitabıdır.

 

Bilindiği üzere Osmanlı Devleti padişahlarının ilk altısı Bursa’da medfundur. Son padişah ise Şam’da Süleymaniye Külliyesinde kendisine yer bulmuştur. Diğer padişahların hepsi İstanbul’da yatmaktadır. Bunların arasından sadece Sultan Mehmed Reşad’ın türbesi sur dışında, Eyüp’te bulunmaktadır. Hemen hatırlatalım ki her padişahın kendisine ait bir türbesi yoktur ve bazıları cedlerinin türbelerini ortak kullanmaktadır. Ukraynalı bilge valide sultan Hatice Turhan’a ait olan türbede ise beş hakan yatmaktadır. Hemen ona muhdes olarak inşa edilmiş Cedid Havatin Türbesi’ni ise tek padişah diğer hanedan mensuplarıyla paylaşmaktadır. İşte bütün bunları konu edinen ve padişah türbelerini kaleme alan İ. Aydın Yüksel, “Bu bir tarih kitabı değildir” dese de anlattıklarıyla bizleri ister istemez tarihin içine çekmektedir. Mimar-ressam Bülent Çetinor’un türbelere ait suluboya resimleriyle farklı bir tarzla ortaya konulan bu kitap oldukça sade bir üslupla yazılmıştır. Klasik devir İstanbul hanedan türbelerini esas alarak Türk tezyînatının gelişme safhalarını etraflıca işleyen kıymetli bilim adamı Aziz Doğanay’ın çalışması, artık türbeler hakkında genel bilgilerden daha özel çalışmaya gitmenin ilk ayağını oluşturmaktadır. Dolayısıyla kaleme aldığı eser her yönüyle önemli ve dikkate değerdir.

 

O güne kadar yapılan araştırmalarda konu daha çok malzemeye dayalı bir tasnifle ele alınırken, Doğanay tezyînatta kullanılan malzemeyle birlikte, asıl tezyînatı meydana getiren nakışları da etraflıca incelemiş, tezyînat için esas teşkil eden unsurları ve bu unsurların düzenlenmesinde dikkat edilen hususları ön plana çıkarmıştır. Dört bölüm ve bir katalogdan oluşan bu eser, ilkin doktora tezi olarak hazırlanmış, sonrasında geliştirilerek ve zenginleştirilerek kaliteli bir baskı ile okuyucuyla buluşturulmuştur. İstanbul’da Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı son kurulan ve açılan müze, İstanbul İslâm Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’dir.

Kaynak: Editör: Görsel Haber
Yorumlar
Haber Yazılımı