Haber Detayı
29 Kasım 2020 - Pazar 23:06 Bu haber 399 kez okundu
 
İstanbul Deniz Müzesi
Müze, 1897 yılında dönemin Bahriye Nezareti bünyesinde Tersane-i Amire’de (Kasımpaşa) küçük bir binada “Müze ve Kütüphane İdaresi” ismi ile kurulmuştur. Bugünkü yerine ise 1961 yılında taşınmıştır.
KÜLTÜR-SANAT Haberi
İstanbul Deniz Müzesi

Müze, 1897 yılında dönemin Bahriye Nezareti bünyesinde Tersane-i Amire’de (Kasımpaşa) küçük bir binada “Müze ve Kütüphane İdaresi” ismi ile kurulmuştur. Bugünkü yerine ise 1961 yılında taşınmıştır. Bu süre içerisinde çeşitli mekanları kullanmıştır. Deniz Müzesi, Türkiye’nin denizcilik alanında en büyük müzesidir, içerdiği koleksiyon çeşitliliği açısından da dünyanın sayılı müzelerinden biridir.

 

2009 senesinde müzeyle ilgili o güne kadarki en kapsamlı eser yayımlanmıştır. Bu zahmetli çalışma Ece Çetin’e aittir. Yaklaşık 20 bin eseri ihtiva eden müzede, XVI. asırda inşa edildiği belirlenen dünyanın en eski kadırgası bulunmaktadır. Bunun haricinde devlet başkanlarının kullandığı saltanat kayıklarından günümüze sadece 42 tane kaldığını ve bunlardan 14’ünün müzede yer aldığını bu çalışmadan öğreniyoruz. Kısa bir müze tarihçesi ile başlayan eser, Deniz Tarihi Arşivi Müdürlüğü ile Piri Reis Araştırma Merkezi’nin tanıtımını yapıp, hemen müzenin 23 koleksiyonuna geçiş yapar. Koleksiyonlar hakkında bilgi verirken önemli gördüğü eserleri daha ayrıntılı inceler. Bu inceleme ve tanıtımlarda yüksek kalite fotoğraf çekimlerini yerli yerince kullanır. Bu kadar üstün gayret ve dikkatle hazırlanan kitabın içindekiler kısmında sayfa numaralarının yer almaması hatası ise galiba nazar boncuğu nispetindedir.

 

Akbank Yayınları’nın bir dönem kültür hayatımıza katkısını geçtiğimiz sayfalarda birkaç defa değindik. Aynı desteği Deniz Müzesi için de sağlamıştır. Dönemin müze müdürü Haluk Özdeniz’e hazırlattığı eser, bilhassa müzenin tarihini öğrenmek isteyenler için başvuru yeridir. Ancak Özdeniz, müzenin tarihçesini kaleme almaya niyetlendiğinde yeterince bilgi-belge bulamamanın zorluğuyla karşılaştığından şikâyetçidir. Müze teşhir bölümlerini teker teker anlatan yazar, ilk olarak zemin katta 6 salonda yer alan eserler arasından kendisince önemli olanlara değinmiştir.

 

Daha sonra birinci kat ve bodrum kattan seçilen eserler tanıtılmış ve oradan da tarihî kayıklar galerisine geçilmiştir. Açık teşhir alanında bulunan eserler de unutulmamıştır. Kitabın sonlarına eklediği terimler sözlüğü denizcilik literatürüne uzak kalanlar için faydalı olmuştur. Eserin son on sayfası İngilizce özet için ayrılmıştır. Birçok tanıtım kitabında olduğu gibi, eserlerle alakalı mebzul miktarda fotoğrafa da yer verilmiştir. Mühür, imzanın olmadığı zamanlarda kişiyi veya makamı en kısaca ifade eden araçtır. Deniz Müzesi koleksiyonlarında da mühim bir yer tutmaktadır. Bu önemi fark eden Nurcan Bal’ın, İstanbul Deniz Müzesi Osmanlıca Bahriye Mühür ve Damga Koleksiyonu isimli kitabı138 hazırlamaktan hiç yüksünmediğini zannediyoruz. İki cilt ve 1052 sayfadan oluşan kitap, en fazla konunun araştırmacıları ve koleksiyonerleri için bulunmaz bir kaynaktır. Kitapta eski bahriye teşkilatındaki yeniden yapılanmaların mühürlerin içeriğinde meydana getirdiği değişimler tarihî bir vetire içinde anlatılmaktadır. Askerî deniz teşkilatı tarihinin her dönemine ait mühür ve damgalar bir bütün içinde verilerek ilgilileri için çok büyük bir kolaylık sağlanmıştır. Kitabın birinci cildinde, mühür ve Osmanlı toplumundaki yeri üzerinde durulmuş, mühür cins ve şekillerine değinilmiş ve müzenin mühür ve damga koleksiyonu işlenmiştir.

 

Ayrıca makam adı ile makam ve zat adı olan resmî mühürler örnekleriyle tanıtılmıştır. İkinci cilt damgalara ayrılmış, tezkere, başlık, evrak ve tayinat damgaları bahisleri incelenmiş ve bilahare müzenin damgalar koleksiyonundan örnekler sunulmuştur; doğal olarak her iki ciltte bol miktarda fotoğraf kullanılmıştır. İstanbul’da bulunan bir diğer askerî müze olan Hava Kuvvetleri Müzesi hakkında herhangi bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Dolmabahçe Sarayı Veliaht Dairesi, XIX. asırdan beri gelişim gösteren Batılı anlamdaki resim ve heykel sanatının yeni kurulan cumhuriyet Türkiye’sinde görülebilmesi, orijinal eserlerin toplu olarak bir yerde sergilenmesi için, ilk cumhurbaşkanımız M. Kemal Atatürk tarafından Resim ve Heykel Müzesi kurulması amacıyla Güzel Sanatlar Akademisi’ne (bugün Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) tahsis edilmiştir.

Kaynak: Editör: Görsel Haber
Yorumlar
Haber Yazılımı