Haber Detayı
29 Ekim 2020 - Perşembe 15:59 Bu haber 233 kez okundu
 
Cumhuriyet Döneminde Müzeler
Cumhuriyet Döneminde Müzeler
KÜLTÜR-SANAT Haberi
Cumhuriyet Döneminde Müzeler

Cumhuriyet, toplum hayatında köklü değişimlerin yapıldığı bir rejim olmuştur. Ancak bu değişikliklerin büyük ölçüde Osmanlı devrinde ortaya atılan fikirlere dayandığını söylemek gerekiyor. Özellikle 1. Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte azınlıkların devletten ayrılabileceği ihtimalinin ortaya çıkması, Türkçülük ve İslamcılık görüşlerinin ortaya çıkmasına yol açtı. Mevcut şartlar önce İslam birliğini hedefleyen hareketlerin ön plana geçmesini sağladı. Ancak Türk olmayan Müslüman unsurların da ayrılma niyetleri bu akımı siyaseten zayıflatınca Osmanlı aydınları arasında Türkçülüğün kuvvet kazanması kaçınılmaz oldu. Cumhuriyet’ten önce şekillenen fikirler, Ziya Gökalp’in Osmanlı’dan Günümüze Türkiye’de Müzeler 329 büyük etkisiyle yürürlüğe konuldu. Müzeler de bu programın uygulama alanlarından biri oldu. Yeni dönemi Atatürk zamanı ve sonrası diye iki bölümde incelemek doğru olur. Daha Cumhuriyet rejimi ilan edilmeden ilk kurulan hükümetin programında kültüre yer verildi.

 

Cumhuriyet idaresinin topluma yeni bir biçim vermede kullandığı temel unsurlardan biri müzeler ve kazılar oldu. Çıkarılan çok sayıda genelge ile illerdeki eski eserlerin envanteri yapılmaya çalışıldı. Wendy Shaw’ın Osmanlı müzeciliği konusundaki temel yorumlarından biri, Avrupalıların eski Yunan ve Roma kültürlerinin varisi oldukları, dolayısıyla bu eserlerin bulunduğu Osmanlı Devleti toprakları üstünde hakları olduğudur.

 

Bu iddiaya karşı Osmanlı Devleti müzelerinde bu eserlere yer vermiş ve bunların Osmanlı topraklarında bulunması dolayısıyla Osmanlı Devleti’nin Avrupa’nın bir parçası olduğunun Avrupalılarca kabul edilmesini beklemiştir. Bu, bizce de doğru bir yorumdur. Kendisine dayatılan kurguya razı olan, teslimiyetçi, ikinci sınıf sayıldığı bu meydan okumaya karşı merhamet bekleyen bir tavırdır. Son yüz yılında Batı karşısında sürekli geri çekilen bir devletin kadrosu için bu normal de kabul edilebilir. Ancak Cumhuriyet bu psikolojiyi reddetmiştir. İlişkiler eşitlik üzerinden tanımlanmaktadır.

 

Eski Yunan ve Roma kültürlerine Avrupa’nın sahip çıkmasına karşılık bu sefer yeni tarih tezi, Güneş Dil Teorisi ile Anadolu’nun bunlardan daha eski olan Hititler gibi eski uygarlıkları Türk kabul edilir. Bu uygarlıklarla ilgili kazılar desteklenir, yeni müzeler açılır. Osmanlı Devleti’nde toplam 16 müze ve müze deposu mevcutken Cumhuriyet’in ilk on beş yılında 37 yeni müze ve müze deposu kurulur. Topkapı Sarayı, Konya Mevlevi Tekkesi müzeye dönüştürülür.17 Batı’ya karşı bu yeni tavra karşılık Ayasofya müze haline getirilerek Batı dünyası ile ilişkilerin sürdürüleceği mesajı da verilir.

 

Okul müzeleri önemli bir proje olarak ortaya çıkar. İlgili yayınların çoğunda Atatürk zamanındaki bu olaylar ele alınır. Bu gelişmelerin ele alındığı, rakamlara dayalı dökümlerin verildiği erken tarihli çalışmalardan biri Remzi Oğuz Arık’a aittir.18 Kitapta müzeciliğimizin Cumhuriyet dönemindeki kısmında Milli Mücadele zamanında Hars Müdürlüğü’nün kurulması ve yayınladığı Müzeler ve Asar-ı Atika Hakkında Talimat yeni devletin eski eserlerimize nasıl baktığını gösterir.

 

Diğer yandan camilerin vakıflara, çeşmeler ve mezarlıkların belediyelere, medrese, türbe ve sarayların Maarif Vekilliği’ne dağıtılmasını eserlerimiz için bir felaket olarak görür. Osmanlı zamanında birkaç vilayette müze kurulabilmişken Cumhuriyet devrinde 28 müze ve 19 müze deposu açılmıştır. Daha sonra bu müzelerin kuruluşları hakkında kısa fakat önemli bilgiler verilmiştir. Remzi Oğuz Arık’ın eseri bu alandaki önemli yayınlardandır. Öncelikle edebî bir dili vardır. Olaylar kısa fakat çok şey ifade eden etkili bir dille anlatılmıştır. Bu kitabı dikkate değer bir hale getiren ikinci unsur her bir müze için ilgili yayınların verilmesidir. Atatürk’ün ölümüyle birlikte Cumhuriyet’in eski Anadolu kültürlerine yaptığı vurgu sona erer.

 

Eski uygarlıklar bir bütün olarak ele alınmakla beraber Yunan ve Roma dönemine vurgu artmaya başlar ve bu alanda Osmanlı politikasına geri dönülür. Ancak geneli itibarıyla Atatürk zamanında kültüre verilen değer bir daha bu seviyeye ulaşamaz. Yakın zamana kadar genel olarak kültüre, dolayısıyla müzelere bütçeden çok az ödenek ayrılır. Bu yüzden müzelerimiz gelişememiştir. Bu kısırlık doğal olarak yayınlarda da kendini gösterir. Yayınların çoğu müze tanıtımı şeklindedir.19 Müzelerle ilgili bir arşiv oluşturamadığımız için bu yayınlarda da doyurucu bilgiler yoktur.

 

Mevcut araştırmalar arasında bu açıdan en ciddisi Türkiye’nin Cumhuriyet Dönemi Eski Eser Politikası adlı doktora tezidir.20 Tezin müzelerle ilgili kısmında tamamı müzelerin arşivine dayalı olarak kuruluşundan itibaren müzelerin ödenek, eser, personel, laboratuar, araç bakımından rakamlara dayalı istatistiki durumları ortaya konulmuştur. Bu bakımdan bu tezdeki verilerin ayrıntısına giren bir çalışma henüz yapılmamıştır. Müzelerin genel bilgilerle tanıtıldığı ve yayınlandığı yıl itibarıyla öncekilerde olmayan müzelerin de ele alındığı bir diğer yayın Türk Müzeciliği adlı kitaptır.21 Kitabın bu dönemle ilgili kısmı “Cumhuriyet ve Yeniden Yapılanma” bölümü ile başlar: İlk Bakanlar Kurulu programında eski eserlere yer verilmesi ile başlanıp, Hars Müdürlüğü’nün kuruluşu, vilayetlere gönderilen çeşitli genelgeler, tekke ve zaviyelerin kapatılması ile buralardan toplanan eserler ve 1935 yılından itibaren yapılan kazılar anlatılmıştır. 1950-1960 ve 1983-1988 yılları arası için müzelerin ziyaretçi sayıları, bütçesi, eser sayısı verilmiş, ilgili uzmanların müze tipolojileri sunulmuştur.

 

Sergiler başlığı altında ise 1873 Viyana, 1876 Paris, 1910 Almanya sergilerinden başlanıp Cumhuriyet döneminde 1998 yılına kadar yapılan yurt dışı sergilerinin kısa bir tanıtımı yapılmıştır. Yasal Düzenleme başlığında 1869, 1874, 1884, 1906 tarihli âsâr-ı atîka  nizamnameleri, 1973 tarihli Eski Eserler Kanunu’nun metinleri, ardından ilgili kanun, tüzük, yönetmelik, kararname, yönergelerin listesi verilmiştir. Müzeler ve Müzeciler bölümünde Ahmet Fethi Paşa’dan başlanıp Osman Hamdi Bey, Halil Edhem Bey, Theodor Makridi, Aziz Ogan’ın kısa hayat hikâyeleri anlatılmış, müzeler ve ilgili müzenin tanınmış müdürleri hakkında bilgiler sunulmuştur. Müzeciliğimiz hakkındaki bilgileri bir arada bulabileceğimiz yararlı bir eserdir. Kendisi de bir müzeci olan yazarın katkısı daha çok içinde yer aldığı son dönemle sınırlıdır.

 

Diğer kısımlar mevcut bilgilerin tekrarından ve bir araya getirilmesinden ibarettir. Bilimsel ölçülere göre yazılmamıştır. Kaynakça verilmiş olmakla birlikte kitapta dipnot kullanılmamıştır. Bu yüzden kitaptaki bilgiler ve kimi yorumlar yazara aitmiş veya bu bilgiye ilk defa yazar tarafından ulaşılmış düşüncesini vermektedir. Mesela 1869 Nizamnâmesi’nden ilk olarak söz eden Kamil Su’nun bunun farkında olmayarak ilk nizamname diye 1874 tarihli olanı kabul ettiği yorumunu başka bir kaynaktan22 aldığı halde atıf yapmadığı için kendi görüşü gibi sunmuştur. Bu da yazarını bir intihal durumu ile karşı karşıya bırakmıştır. Erdem Yücel’in kitabında benzer bilgiler özetlenmiş ancak tek tek bütün müzeler anlatılmamıştır.23 Üçüncü bölüm olan “Cumhuriyet Devrinde Müzecilik” başlığı altında ilk hükümet programından itibaren konuya verilen önem, çıkarılan genelgeler, kurulan yeni müze ve depoların isimleri verilip Topkapı Sarayı’nın müze haline getirilişi daha ayrıntılı sunulmuştur.

 

Çağdaş müzecilik kısmında müzelerin toplum hayatındaki yerine değinilmiş, dünyada ve Türkiye’deki bilim müzeleri kısaca tanıtılmıştır. Kitabın çağdaş müzecilik kısmına kadar olan kısmında yeni bir bilgi yoktur. Mevcut bilgiler tekrarlanmış, iyi bir özet verilmiştir. Kısa tutulmasına karşılık çağdaş müzeler bölümü ile yeni gelişmelere yer verilmesi olumlu taraflarındandır. Burada müzelerimizi dolaylı olarak ilgilendiren yasal düzenlemelere de kısaca değinmek gerekmektedir. N. Can Gülekli’nin kitabında24 erken Cumhuriyet devrinin yasa, yönetmelik ve genelgeleri toplanmıştır. Osmanlı Devleti ve Cumhuriyet’in eski eserler yasalarının belli konulara göre karşılaştırmalı olarak değerlendirildiği makale25 genel bir bakış edinmek için önemlidir. Müzeciliğimiz hakkındaki yayınların çoğu müzelerimizin tarihi, tek müze tanıtımları ya da müzelerdeki eser veya eser gruplarının incelenmesi hakkındadır. Müzelerin teşhir, tanzim ve bunların gerektirdiği teknoloji kullanımına dayanan araştırmalar çok azdır. Olanlar da son yıllara aittir. Bunlar genellikle müzecilikle ilgili sempozyum bildirilerinin yayımlanmış halleridir.

 

Türkiye Ekonomik Ve Toplumsal Tarih Vakfınca düzenlenen Üçüncü Uluslar Arası Tarih Kongresi (9-11 Aralık 1999) müzeciliğe ayrılmıştır.26 Bildirilerin çoğu Avrupa ve Amerika’daki müzelerin problemleri hakkındadır. Türkiye müzeleri hakkındakiler ise müze kavramı, Cumhuriyet devri kültür anlayışının müzelere yansıması, müzelerin eğitim işlevi, anıtsal yapıların kentlerdeki yeri konularını kapsamaktadır. Yine Toplumsal Tarih Müzesi Kuruluş Sorunları Sempozyumu27 bunlardan biridir. Avrupa ve Amerika’daki müzelerden örneklerin sunulduğu bildirilerin yanı sıra İstanbul özelinde Türkiye müzeleri için yönetim modeli, toplumsal tarih müzeleri, mekan-sergi-eser, müze yönetimi, finansman ilişkileri ve şehir planlamasında müzelerin yeri konuları işlenmiştir. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde hazırlanmış bir dizi yüksek lisans tezinde artık müzeciliğimizin bugüne kadar el atılmayan problemlerinin incelenmeye başlanması iyi bir gelişmedir.

 

İstanbul Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı’nın ikişer yıl arayla düzenlediği müzecilik seminerleri28 yine müzeciliğimizle ilgili yayınları, tanıtım yazıları durumundan kurtulmaya başlatmasıyla önemlidirler. Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki coşkunun ardından müzelerimiz bir duraklama dönemine girmiştir. Elbette bir gelişme hep olmuş ama bu gelişme dünyanın hayli gerisinde kalmıştır. Halen müzelerimiz diğer ihtiyaçları bir yana personel bakımından son derece kötü durumdadırlar. Özel sektörün bu alana yönelmesi ve oluşturulan nitelikli müzeler yeni bir dönemin habercisidirler. Ancak kamu müzelerinin ciddi problemleri devam etmektedir.

Kaynak: Editör:
Yorumlar
Haber Yazılımı