Haber Detayı
29 Kasım 2020 - Pazar 20:52 Bu haber 285 kez okundu
 
Askeri Müze
Askeri Müze’nin bugünkü birikimli hale gelmesini sağlayan en önemli şahsiyet Gazi Ahmed Muhtar Paşa’dır.
KÜLTÜR-SANAT Haberi
Askeri Müze

1908-1923 yılları arasında bu müzede müdürlük yapan Paşa, “Mecmua-i Esliha-i Âtika” olan müzenin adını, “Müze-i Askeriye-i Hümayun” olarak değiştirtmiştir. 1940 yılına kadar Aya İrini’deki faaliyetlerini sürdüren Askeri Müze, II. Dünya Savaşı’nın Türkiye’ye sıçrayabileceği düşüncesi ile faaliyetlerine bir süre ara vermiştir.

 

Savaş tehlikesinin ortadan kalkmasından sonra 1949 yılında Maçka Silahhanesi’nde depolanan eserler, 1959 tarihinden itibaren Harbiye Mektebi Jimnastikhanesi binasında tekrar sergilenmeye başlanmıştır. Bu binanın zamanla Askeri Müze koleksiyonları için yetersiz kalması ve çağdaş anlamda gelişime imkan vermemesi üzerine, 1966 yılından itibaren restorasyon çalışmaları sürdürülen eski Harbiye binasının Askeri Müze olarak kullanılmasına karar verilmiş ve 10 Şubat 1993 günü yeni bir düzenleme ile ziyarete açılmıştır. Ahmed Muhtar Paşa’nın müdürlüğü döneminde 1920 ve 1922 yıllarında üç fasikül olarak yayımlanan Topkapı Saray-i Hümayunu Meydanında Kâ’in Müze-i Askerî-i Osmanî Züvvârına Mahsus Rehber isimli çalışma, Paşa’nın oğlu Sermed Muhtar [Alus] Bey tarafından kaleme alınmıştır. Osmanlı askerî teşkilatına da değinilen kitapta 26 fotoğraf levhası kullanılmıştır. Müzede bulunan eserlerin tanıtılması gayesiyle yazılan eser bugün dahi başvuru kaynaklarından biri olma özelliğini korumaktadır. Osmanlıca bilmeyenlerce de istifade edilebilmesi için en azından çevrim yazısının yapılması gerektiğine inanmaktayız. Bu konudaki girişim öncelikli olarak Askeri Müze’ye düşmektedir.

 

Askeri Müze’nin en önemli envanterini Osmanlı dönemi silahları teşekkül ettirmektedir. Dolayısıyla müze uzmanları tarafından hazırlanan çalışmaların temel konusu da belirlenmiş olmaktadır. Aysel Çötelioğlu’nun Askeri Müze Osmanlı Dönemi Ateşli Silahlar Kataloğu ilk çalışmalar arasındadır.

 

Katalog, ateşli silahlar hakkında genel bilgi ile başlar, Osmanlı tüfek ve tabancaların gelişimi ile devam eder ve Osmanlı tüfek ve tabancalarının yapım ve süsleme özellikleri bölümü ile metin kısmı sona erer. Yirmi yedinci sayfadan itibaren müzenin Osmanlı dönemi ateşli silahlar koleksiyonunda yer alan 132 adet değişik cins ve ebattaki objelerin tanıtımına geçilir. Türklerde çadırın önemi yadsınamaz bir gerçektir. Gerek içtima yaşamında gerekse askerî ve devlet yönetiminde kullanılan çadırlar, müzenin önemli bir koleksiyonunu teşkil etmektedir. Sibel Yacan tarafından yayına hazırlanan Türklerde Çadır isimli eser, müzede bulunan en erken XVII. asra tarihlenen çadır ve çadır parçaları ile diğer çadırları konu edinmiş ayrıca Türklerde çadır kültürünü belli bir ölçekte tanıtmayı amaçlamıştır. Bir milletin, bir askerî birliğin, bir kuruluşun alameti olarak kullanılan bayrak ve sancaklar Askeri Müze’nin bir diğer önemli koleksiyonudur.

 

Bu koleksiyonun mühim bir bölümünü Osmanlı dönemi bayrak ve sancakları oluşturmaktadır. Müzenin uzmanlarından İlkay Karatepe’nin hazırladığı Askeri Müze Bayraklar ve Sancaklar Koleksiyonu’nda bayrak ve sancağın tarihî gelişimi ile Osmanlı’dan günümüze bayrak ve sancağın geçirdiği evreler çeşitli örnekler ışığında ele alınırken koleksiyonda yer alan yabancı bayrak ve bandıralardan bazılarına da yer verilir.

 

Ayrıca Askeri Müze dışında da bayrak ve sancak konusunun araştırıldığını, diğer müze ve kütüphanelerde bulunan eserlerden de örnekler verilmesinden anlamaktayız. Kitapta bayrak ve sancak örnekleri fotoğraflı olarak verilirken, onun ismi, milliyeti, ebadı ile özellikleri hakkında da malumata ulaşabilmekteyiz. At tarih boyunca Türk milletinin en değerli ve ayrılmaz varlıklarından biri olmuştur. İnsanlar savaşlarda kendilerini korumak amacıyla zırh yaptıkları gibi, hayatlarının ayrılmaz bir parçası olan atlar için de zırhlar imal etmişlerdir. Müzenin zengin koleksiyonları içerisinde yer alan at zırhları, müzenin uzmanlarından Tünay Güçkıran tarafından hazırlanan Askeri Müze At Zırhları Koleksiyonu isimli çalışmayla tanıtılmıştır.

 

Türklerde atın önemi, at zırhları hakkında genel bilgiler, at zırhlarının malzemesi ve yapım teknikleri, at zırhlarında görülen süsleme teknikleri, at zırhlarında görülen süslemeler, kataloğun metin kısmının ana başlıklarını meydana getirmektedir. At alın zırhları, at gövde zırhları ve deve alın zırhlarıyla ilgili örnek resimler gösterilerek, aynı zamanda özellikleri hakkında kısaca bilgi verilmektedir. Türk askerî tarihinde top ve topçuluğun yeri her zaman farklı olmuştur.

 

Öyle ki İstanbul’un fethinde Sultan İkinci Mehmed Han’ın döktürdüğü topların önemi halen tartışma götürmez bir gerçektir. İşte bu yüzden müzenin koleksiyonlarından birini de toplar meydana getirmektedir. Müzenin uzmanlarından Gülşen Arslanboğa’nın hazırladığı Askeri Müze Topları Koleksiyonu isimli kitap bu koleksiyonu tanıtmayı amaç edinmiştir. Ateşli silahların kısa tarihçesi, topçuluk ve top dökümcülüğü başlıkları altındaki girişten sonra Osmanlı döneminde topçuluk kısmı incelenirken, Osmanlılarda topçuluk ve topçu teşkilatı, Osmanlılarda top ve mühimmat imalatı, Osmanlı ordusunda kullanılan top çeşitleri ile Askeri Müze koleksiyonundaki topların özelliklerine değinilmiştir. Metin kısmında son olarak İstanbul’un fethinde topların rolü işlenmiş ve buradan müzenin koleksiyonlarında bulunan toplar fotoğraflarıyla tanıtılmıştır.

 

En sonda ise tanıtılan topların bir listesi verilerek tarihî dönemleri ve hangi millet (devlet) tarafından döküldüğüne işaret edilmiştir. Yatağan her şeyi ile bir Türk silahıdır. Müzenin yatağan koleksiyonu ise Türk’ün savaş sanatlarındaki inceliğini gösterir iyi bir örnektir. Müze uzmanlarından Gözde Yaşar tarafından hazırlanan Askeri Müze Yatağan Koleksiyonu adlı çalışmada,43 koleksiyonda yer alan 802 adet yatağanın içinden tarihî, teknik ve sanatsal özellikleri göz önünde bulundurularak 137 adeti tanıtılmıştır.

 

Türklerde kılıç, yatağanın tarihsel gelişimi, Türk ve yabancı kaynaklarda yatağan, yatağanın teknik ve sanatsal özellikleri ise kitabın diğer bölümleridir. Müzede sadece savaş silahları ve bunu tamamlayan diğer unsurlar yoktur, aynı zamanda kıymeti haiz bir resim koleksiyonuna da sahiptir. 300’ü aşkın eseri barındıran müze, bunun da kataloğunu yayımlamıştır. Müzedeki bu resimlerin bir kısmı Türk ressamlara, bir kısmı yabancı ressamlara aittir, bir kısmında ise imza bulunmamaktadır. Katalogda yer alan resimlerin tanıtımında, eserin ismi, ressamı, milliyeti, dönemi, tekniği, ebadı ile envanter numaraları gösterilmiş ve resmin sanatsal bir değerlendirmesi yapılmıştır. Müzenin envanterinde bulunan koleksiyonlar hakkında topluca bilgi veren çalışmalar da yapılmıştır. Bu minvaldeki ilk kitaplardan biri, bir dönem İstanbul’daki müzeler hakkında yaptığı başarılı çalışmalara yukarıda da işaret ettiğimiz Akbank Yayınları’na aittir.

 

Türkçe ve özetlenerek İngilizce olarak hazırlanan kitapta, Askeri Müze’nin tarihçesi kısmından sonra koleksiyonlarında bulunan saldırı silahları, koruyucu silahlar, ateşli silahlar, Tophane-i Amire ve topçuluk ile askerî bandoların başlangıcı bahisleri konu edinilmiştir. Büyük boy olarak hazırlanan kitap o tarihlerde renkli baskıya geçen Müze Yayınları arasına dahil olmuştur. Muhtemelen müzenin Harbiye’ye taşınmasından ve yapılan yeni düzenlemeden sonra müzeyi tanıtır yeni bir yayına ihtiyaç duyulmasından dolayı Askeri Müze/Military Museum isimli kitap hazırlanmıştır. Zemin ve birinci kat planları verilerek burada bulunan sergiler dahi gösterilmiştir. Bir önceki esere nazaran daha ayrıntılı olan bu çalışma, tam anlamıyla bir tanıtım ve ziyaretçiler için bir el kılavuzu gibidir. Sonunda bir İngilizce özet dahi vardır.

 

Müzenin uzmanlarınca hazırlanan Askeri Müze Koleksiyonları isimli eser, bu grubun en kapsamlı olanıdır. Askeri Müze’nin tarihçesi, Türk yay-ok ve yardımcı aletleri, Türk kültüründe at ve atçılık, kesici silahlar, savunma silahları, ateşli silahlar hakkında ön bilgiler ile başlayan kitap, müzenin envanterinde bulunan çadırlar, kıyafetler, madalya ve nişanlar, bayrak ve sancaklarla bunlara ait resimler ve dikkate değer bir kaynakça ile sonlanmaktadır. Müzenin çok kıymetli bir kütüphanesi vardır. Daha Aya İrini’de faaliyetlerini sürdürdüğü dönemlerde Ahmed Muhtar Paşa’nın üstün gayret ve emekleriyle oluşturulmaya başlanan kütüphane, bilahare çeşitli bağış ve askerî kurumlara ait kütüphanelerden devredilen kitaplarla genişlemiştir. Bu kütüphanenin en önemli unsurunu ise “Yazma Eserler Koleksiyonu” meydana getirmektedir.

 

Bu önemli yazma eserleri tanıtmak için hazırlanan kataloğun ilk göze çarpan hususiyeti titiz bir çalışmanın ürünü olmasıdır. Müze kütüphanesindeki en eski yazma eserin X. asra kadar indiği, birçok ünlü müellif hatları ile yazılmış ender rastlanabilecek nüshaların bulunduğu, farklı ilim dallarına ait yazmaların olduğu, bazı eserlerin Osmanlı Devleti padişahlarına takdim edildiği gibi bilgiler ile beraber toplam 138 adet eser hakkında kısa izahat verilen malumatı bu katalogdan öğrenmekteyiz.48 Bu kütüphanede bulunan Arif Paşa ve Jean Brindesi Giovanni albümlerinden faydalanılarak hazırlanan Osmanlı Milli Kıyafetleri adlı çalışmada, Osmanlı Devleti saray ve askerî teşkilatının üst düzey yöneticilerine ait 97 kıyafete çizimlerle yer verilmiştir.

Askeri Müze hakkında yayımlanan bazı küçük kitapçıklar da mevcut olmakla beraber, bu tür çalışmaların çok fevkinde hazırlanan daha sonraki yeni çalışmalar hepsini kapsamıştır. Ancak yine de meraklısı için müzenin kütüphanesi iyi bir başvuru yeridir. İstanbul’da yukarıda değerlendirmeye çalıştığımız iki müzenin kuruluşundan kısa süre sonra, yani Osmanlı döneminde kurulup günümüze kadar gelen bir başka İstanbul müzesi daha vardır: bugünkü ismiyle, Türk ve İslâm Eserleri Müzesi.

 

Kaynak: Editör: Görsel Haber
Yorumlar
Haber Yazılımı