İntihar, özellikle gençler ve orta yaş gruplarında önde gelen ölüm nedenlerinden biri olarak öne çıkarken; depresyon, madde kullanımı, sosyal izolasyon ve ekonomik baskılar başlıca risk faktörleri arasında yer alıyor.
Uzmanlara göre intihar tek bir nedene bağlı değil, genellikle birden fazla risk faktörünün birleşimiyle ortaya çıkıyor. Ruhsal hastalıklar (özellikle depresyon ve anksiyete), ekonomik sorunlar ve işsizlik, yalnızlık ve sosyal izolasyon, aile içi iletişim problemleri, travmatik yaşam olayları ve madde ve alkol kullanımı öncelikli nedenler arasında.
Uzmanlar, risk altındaki bireyler için yalnız kalmamak ve biriyle konuşmak, profesyonel destek almak (psikolog, psikiyatrist), günlük rutin ve küçük hedefler oluşturmak, fiziksel aktivite ve uyku düzenine dikkat etmek, alkol ve madde kullanımını sınırlamak ve kriz anında destek hatlarına başvurmak önerilerinde bulunuyor.
Uzmanlar, ekonomik zorluklar, ruh sağlığı sorunları ve toplumsal yalnızlaşmanın bu tabloyu ağırlaştırdığına dikkat çekerken, erken müdahale ve sosyal destek mekanizmalarının hayati önem taşıdığını vurguluyor.
Sağlık Örgütü verilerine göre, küresel ortalamada her yıl yüz binlerce kişi intihar nedeniyle yaşamını yitiriyor. Küresel intihar oranı yaklaşık 100 bin kişide 9 civarında seyrediyor ve vakaların yaklaşık yüzde 73'ü düşük ve orta gelirli ülkelerde görülüyor.
Türkiye'de de son yıllarda artış dikkat çekiyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre:
2024 yılında 4 bin 460 kişi intihar sonucu yaşamını yitirdi. Bu sayı, bir önceki yıla göre artış göstererek şimdiye kadarki en yüksek seviyeye ulaşarak 100 bin kişide 5, 22 olarak kaydedildi.
Uzun vadeli verilere bakıldığında, Türkiye'de intihar oranlarının son 20 yılda belirgin şekilde yükseldiği, erkeklerde kadınlara göre yaklaşık 3 kat daha fazla görüldüğü dikkat çekiyor. Ayrıca bazı vakalarda nedenlerin belirlenememesi ve kayıt eksiklikleri de dikkat çeken bir sorun olarak öne çıkıyor.
Araştırmalar, birçok intiharın ani kriz anlarında, kısa süreli yoğun duygusal baskı altında gerçekleştiğini de ortaya koyuyor.
Uzmanlar, intiharın önlenebilir bir durum olduğunun altını çiziyor. Öne çıkan koruyucu faktörler; güçlü aile ve sosyal destek, açık iletişim ve duyguları paylaşabilme, psikolojik destek ve terapiye erişim, toplumsal farkındalık ve damgalamanın azalması ve kriz anlarında hızlı müdahale hatları ve destek mekanizmaları olarak sıralanıyor.
Finlandiya örneğinde olduğu gibi, erken teşhis, yaygın ruh sağlığı hizmetleri ve toplum temelli programlarla intihar oranlarının ciddi şekilde düşürülebildiği belirtiliyor.
Toplum genelinde ise özellikle gençlere yönelik psikolojik destek hizmetlerinin artırılması ve aile içi iletişimin güçlendirilmesi kritik görülüyor.
Uzmanlara göre intihar, "sessiz ilerleyen" ancak büyük ölçüde önlenebilir bir kriz. Türkiye'de ve dünyada artan vakalar, ruh sağlığı hizmetlerinin güçlendirilmesi ve toplumsal dayanışmanın artırılması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.