İsrail'in işgali ve ablukası altındaki Gazze'de yemek, içmek, suya erişmek, okula gitmek ve ev sahibi olmak gibi hayata dair birçok unsur işgalcinin kontrolünde bulunuyor.
Gazzeliler 3 yıldır naylon çadırlarda insan onuruna yakışmayan ve en basit "konfor" unsurlarını bile taşımayan şartlarda yaşam mücadelesi veriyor.
Yaz mevsimiyle alev topuna dönen naylon çadırlar, Gazzelilere hayatı dar ediyor. Serinlemek istediklerinde ise normal insanlar gibi suya veya elektrikle çalışan vantilatörlere ulaşmaları onlar için adeta bir "seraba" dönüşüyor.
Kavurucu sıcak, su ve elektrik yokluğu gibi çok katmanlı zorluklarla mücadele eden Filistinli ailelerden biri de Gazze kentinin Şeyh Rıdvan Mahallesi'nde yaşayan 5 çocuklu Lile ailesi.
Çadırda yaşayan Gazzeli aile, İsrail saldırılarında büyük hasar alan ve yıkılmaya yüz tutmuş bir binanın altında serinlemek ve gölgelenmeye çalışıyor. Sıcağa dayanamayan çocuklar leğenler içinde suya girerek serinlemeye çalışıyor. Ama suyun olmadığı ve uzak yerlerden taşındığı düşünüldüğünde Gazze'de serinlemenin bile bir lüks olduğu anlaşılıyor.
ÇADIRDA DEĞİL "FIRINDA" YAŞIYORLAR
Anne Huda Ebu Lile, çadır ortamını "Buna çadır demeye bin şahit ister bu bayağı bildiğiniz fırın. Çocuklar sıcağa dayanamıyor. Sıcaktan fenalık geçirmemeleri için sürekli suya sokuyoruz ve çadırı da ıslatıyoruz." diyerek tasvir etmeye çalıştı.
3 yıldır "göç" ettikleri her yere çadırı da götürdüklerini ve bunca zamandır yaşantılarında hiçbir iyileşme olmadığını söyleyen Huda, "kışın soğuktan donduklarını, yazın sıcaktan piştiklerini" aktardı.
Gelirleri olmadığını ve bu nedenle kavurucu sıcağa rağmen çocukların karnını doyurmak için yıkılmaya yüz tutmuş binada ateş başında ekmek pişirdiğini ve para kazandığını aktaran Huda, sıkıntılarını şöyle anlattı:
"Biz de sıcağa dayanamıyoruz ama buna rağmen çocuklarımızın karnı doysun diye fırın başında ekmek pişiriyoruz. Ekonomik durumdan ötürü çocuklarımız pek çok şeyden mahrum kaldı. Okumak istiyorlar ama buna gücüm yetmiyor ancak karınlarını doyurabiliyorum.
Bu fırın sayesinde günlük 20-30 şekel para kazanıyorum. Kızlar çöplüğe gidip odun ve karton getiriyor ve fırının ateşini yakıyoruz. Ateş karşısında ateş gibi yanıyorum ama çocukların isteklerini yerine getirmek için buna mecburum."
3 YILDIR YAŞADIKLARI "FIRINDAN" ÇIKIP BİRAZ OLSUN SERİNLEMEK İSTİYORLAR
Baba Muhammed Ebu Lile de çadırın sıcağından korunmak için tehlikeli olmasına rağmen yıkılmaya yüz tutmuş binaya sığındıklarını ifade etti.
Baba Muhammed, çadırın içindeki sıcağın tahammül sınırlarını zorladığını "Bu normal bir sıcak değil, yanıyoruz. Sıcaktan ötürü çadırda oturamıyoruz. Çadır bildiğiniz ateş. Fırın nedir bilir misiniz? 1 ya da 2 gün değil, 3 yıldır fırında yaşıyoruz." diyerek anlattı.
Bütün gün çocukların serinlemesi için su taşıdığını, 3-4 kere çocukları suya soktuğunu, çadıra su dökerek serinlemeye çalıştıklarını söyleyen Muhammed, su olmadığı için bunun bile işkenceye dönüştüğünü, bu nedenle çoğu zaman kartonlarla yelpaze yapıp serinlemeye çalıştıklarını ve serin bir yerde yaşamak istediklerini dile getirdi.
GAZZELİLERİN NE VANTİLATÖR ALACAK PARASI NE DE ÇALIŞTIRACAK ELEKTRİĞİ VAR
Bölgede yaşayan Hamis Ebu Hasira ise halkın yüzde 90'ının çadırda yaşadığı Gazze'de vantilatör satın almanın ya da çalıştırmanın bir hayal olduğunu vurguladı.
Fırına dönen çadırlarda yaşamanın çok zor olduğunu ifade eden Hamis, "Serinlemek için vantilatör almak istesen çok pahalı olduğu için alamazsın, almaya gücün yetse bile elektrik olmadığı için kullanamazsın. Sonuç olarak ya plastikleri ya da kartonları yelpaze yapacaksın, başka seçenek yok." diyerek Gazzelilerin serinlemek için çok seçeneklerinin olmadığını ortaya koydu.
Risale-i Nur'u Sadeleştirme Tartışması
Bilim - Teknoloji
Kutlu Doğum Etkinlikleri
Gizlilik İlkeleri
Kullanım Şartları
Geliştiriciler İçin